adam denizin dibinde temizlik yapılmış mı diye denetlemek için DALIŞ yapmış aq.
şu adamı tek icraati yerebatan sarnıcına lef ışık döşemek olan görgüsüzle kıyasladılar
🚨ERDOĞAN YAPTI
Stratejik kalkınma hamlesi: Türkiye’nin en uzun yapay nehri Mardin-Ceylanpınar Ana Kanalı
🔻 221 kilometre uzunluğunda
🔻 Panama Kanalı’nın 3 katı uzunlukta
🔻 Kızılırmak’ın ortalama debisinden daha fazla su taşıyor.
🔻 Bugün 71 bin futbol sahası büyüklüğündeki araziyi suluyor.
🔻 Tüm şebekeler tamamlandığında bu rakam 349 bin futbol sahasına ulaşacak.
Suya erişen her yeni arazi; daha fazla üretim, daha güçlü tarım ve daha yüksek gıda güvenliği demek.
Mardin-Ceylanpınar Ana Kanalı, Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesini büyüten en önemli altyapı yatırımlarından biri olarak öne çıkıyor.
Tarabya British School mezuniyet töreni!
Pek çok ünlü ismin çocuğu bu okulda: Özcan Deniz, Mustafa Sandal Cem Yılmaz
Mirsad Türkcan vs
Mezuniyet töreninde Hadise sahne aldı.
Tören İngiliz Büyükelçilik Sarayında yapıldı ,mezunlar İskoç Gayda Bandosuyla içeri girdi.
Törende Britanya kültürünün tüm ayrıntıları var ama Türk Bayrağı yok.
Türk Devlet aklı ve geleneği tarihsel rakibini asla unutmuyor.
Bakınız: Rusya
Son 15 yıldır gelişen birçok hadiseden dolayı Türk kamuoyunun dikkatinden kaçsa da,
Ya da abartılı/alakasız karşı argümanlar üzerinden reddedilse de;
Türkiye 3 ayrı cephede de Rusya'yı net bir şekilde geriletti.
Bu, salt askeri olarak değil,
Gerçek manada şapka çıkarılacak bir sabır, diplomasi, istihbarat ve özveri ile başarıldı.
1- Vekil Ordular Kurma ve Yönetme (Sahaya Uyum ama Türk Usulü)
Türkiye, Rusya ve İran'ın uyguladığı 'sahaya milisler sür (Wagner, Hizbullah, Haşdi Şabi vs.) ve sonra havadan bombala/füzele' stratejisini çok iyi çözdü ve hızla kendi modelini geliştirdi.
ÖSO ve diğer muhalif gruplar büyük emekler sonucu layıkıyla donatıldı, eğitildi ve konuşlandırıldı.
Sonuç olarak;
Kurmay akıl, sahada diğer güçlere göre en az iç kayıp ile adım adım hedefine ulaştı.
2- Kurumsal Hafıza ve Jeopolitik Konum (Mecburi Devlet Aklı)
MİT ve Dışişlerinin, Rusya'nın kırmızı çizgilerinin nerede esneyip nerede esnemeyeceğini çok iyi analiz etmesi,
-Hızlı yapılan ileri/geri manevralar ile beraber- Rusya için en uygun anın kollanması ve tam zamanında devreye girilmesinde fazlasıyla etkili oldu.
3- Bilinmeyen Denklem: Sarkaç Diplomasisi ve Fırsatçılık
Türk Devlet aklı küresel güç boşluklarını muazzam bir fırsatçılıkla (jeopolitikte övgüdür) değerlendirdi.
Karabağ’da: Rusya’nın Paşinyan’ın Batı yanlısı tutumuna öfkeli olduğu görüldü. Dolayısıyla Ermenistan'ı bir süre cezalandıracağı anlaşıldı ve 44 günlük savaşta -ceza süresi hızlıca bitirilse de- yetmedi ve zafere ulaşıldı.
Libya’da: Avrupa’nın (özellikle Fransa ve İtalya) kendi içinde bölündüğünü, ABD’nin ise bölgeyle ilgilenmediği görülerek deniz yetki alanları anlaşmasıyla sahaya bir anda girildi ve Rusya/BAE tarafından düşürülmek üzere olan hükümet kurtarıldı.
Suriye Finalinde: Rusya’nın Ukrayna’da, İran’ın ise İsrail karşısında nefessiz kaldığı ve adeta kımıldayamaz hale geldiği o 'altın an' yakalandı (ve hatta birçok aşaması da kademe kademe işlendi) ve nihai olarak Şam'a yüründü.
Kısacası Türkiye,
Afrika, Orta Doğu, Karadeniz/Ukrayna ve Kafkaslar'da Rusya'yı ciddi derecede hırpaladı ve yıllardır uluslararası kamuoyunda var olan süper güç algısını değiştirdi.
Özellikle Suriye yenilgisinden sonra Moskova'da uluslararası ilişkiler, strateji ve askeri akademi koridorlarında (Valdai, MGIMO, RIAC vs.) en fazla mesai harcanan dosyalardan birisi Türkiye oldu.
(Halâ da öyle)
Suriye yenilgisi içeriye 'Stratejik Geri Çekilme' olarak pazarlanırken,
Kapalı oturumlarda Türk istihbaratının ve askeri aklının zamanlaması fazlasıyla konuşuldu.
Türkiye'nin Rusya'nın zayıf anını yakalayıp 60 yıllık Baas rejimini -adrese teslim- göndermesi, Rus harp akademilerinde 'Fırsatçı Asimetrik Savaş' başlıkları altında ele alındı.
Ayrıca,
Türkiye'nin yalnızca Osmanlı vizyonu değil, Pan-Türkist/Turanist bir vizyonla doğrudan Çin sınırına kadar uzanan bir koridor kurmaya çalıştığı da sıkça tartışılmakta.
Öyle ki,
Rus diplomasisi Türkiye için yeni bir terim dahi icat etti: Rekabetçi Ortaklık ve/ya Bağımlı Rekabet
Yutkunarak söylenen ise;
'Türkiye neredeyse her sahada en ciddi rakibimiz. Ancak Batı yaptırımlarını delmek, gazımızı satmak ve dünyaya açılmak için de en kritik nefes borumuz'
Velhasıl,
Rusya, son 300 yıl boyunca Türk İmparatorluğu'nu çevrelemeye ve etkisizleştirmeye çalıştı.
Ancak bugün gelinen noktada Moskova'nın karşısında;
Kafkasya'dan Afrika'ya, Karadeniz'den Orta Doğu'ya kadar Rus nüfuz alanlarına müdahale eden/çekinmeyen, oyun kurabilen ve en önemlisi denklem değiştirebilen bir Türkiye bulunuyor.
Dünyanın sustuğu yerde mazlumların feryadı göğe yükseliyor; tarih ise bugün yaşananları yalnızca bir savaş olarak değil, vicdanların imtihanı olarak yazıyor.
#SessizliğeKırmızıKart#RedCardToSilence
@veganzulal Jetlerde,yatlarda her türlü pisliğinin rezilliğin dibine vursalar,balya balya para taşısalar,milletin seçme özgürlüğünü para ile satın alsalar,milyon Euro verip Beld.bşkğna aday olsalar,özel arabalarını devletin parasıyla dizayn etseler,mezalıkta rakı içseler sorun yoktu değl mi!
Merak ediyorum Erdoğan'dan önce bu ülke "yönetilemiyor" bahanesiyle bu kadar çok kendisinden nefret duyulan ve düşmanlaştırılan başka bir lider oldu mu!?
Şahsen ben Adnan Menderes'in sahte belgeler üretilerek asılması hariç, hiçbir liderin Erdoğan kadar, organize halinde düşmanlaştırılıdığını ve bir nefret objesi haline dönüştürüldüğünü hatırlamıyorum.
Üstelik yetmiş sente muhtaç olduğumuz dönemleri yaşayan ve küresel tefecilerin eline düştüğümüz o sıkıntılı günlere şahitlik etmiş olan biri olarak hatırlamıyorum.
Hâlbuki Erdoğan, hiçbir liderin cesaret edemediği, azınlığın çoğunluğa tahakkümünü kaldırmış bir lider olmasına rağmen hâlâ toplumun bir kesimi tarafından neden düşmanlaştırılıyor!
Bunun sebebi Erdoğan'ın ülkeyi iyi yönetemiyor olmasından değil elbette, öyle olmuş olsaydı, kendisinden önce Türkiye'yi iflasa sürükleyen liderlerden çok daha fazla nefret etmeleri gerekirdi.
Bunların dertleri başka, delikanlı gibi çıkıp biz Erdoğan'ı İslâmî hassasiyetleri olan bir insan olduğu için sevmiyoruz, bu yüzden ondan nefret ediyoruz, isterse ağzıyla kuş tutsun yine de ondan nefret etmeye devam edeceğiz deme cesaretini gösteremiyorlar.
Erdoğan'ın 23 yılda yaptıklarını seküler zihniyete sahip olan biri yapabilmiş olsaydı, Türkiye'nin her tarafına putlarını dikerlerdi.
31 Ocak 2019’da “Hükümet 1 Nisan’da ekonomiyi IMF’ye teslim edecek” diyen Faik Öztak bu olmayınca 22 Eylül 2019’da gizlice bir otel odasında IMF heyetiyle görüşmüştü.
Bunların kim olduğunu unutmayın.
@Zekeriya_Say@AliOzcan1075290 Zekeriya Bey bu davada kumpas da var. Psikolog kriminal, haberleştirenler kriminal, mahkum etmek isteyen güruh kriminal. Bu dava yeniden görülmeli. Gerçek suçlular ifşa olmalı.
@abakingurlek
📌 Yeni Şafak gazetesini bugünkü manşeti için tebrik ediyorum.
*
O dönemde tarafların tamamıyla görüşen...
*
Hatta dosyada ismi yer alan radyocu tarafından dava açılarak defalarca duruşmaya katılan biri olarak...
*
Ruh sağlığı bozulmuş bir kadının itirafı ve Kur'an Kursu icazet töreninde çekilmiş bir kaç beyaz elbiseli fotoğraf ile Yusuf Ziya Gümüşel Hocaya ve eşine verilen orantısız cezaya itiraz ediyorum..
*
Kadın Derneklerinin gölgesinde kalan bu karar adil değil...
*
Burada büyük bir vebal var ve ben de sessiz kalarak bu adaletsizliğe ortak olmak istemiyorum...
CHP'li Buca Belediye Başkanı, Belediyeyi eleştiren simitçiyi dövdürmüş...
Hani işçi hakları, emek, cart, curt diyen tayfa neredesiniz?
Sizin hassasiyet gösterdiğiniz her konuda olduğu gibi, Chp'yi bu olaydan da mı muhaf tutunuz?
Cami veya
Özel kurs bilmiyorum
Nesillerin
Gözümüzün önünde
çürüdüğü zamanda
Bir yavrucağa
Kuran-ı Kerim'i öğretme sabrı yeteneği ve becerisi olmayan mağara adamlarına bu belgeleri verenler
Bu rezilliğin altında ezilir
@diyanetbasin@iletisim@tcbestepe
İlgilenin lütfen
İsrail'i Türkiye hakkında esas endişelendiren şey, yalnızca Türkiye'nin ürettiği silahlar ya da TSK değildir.
Türk Devleti'nin -İsrail'in aksine- yürütmüş olduğu fazlasıyla etkin devlet aklı ve projeleridir.
Eylül 2023'te ABD, AB ve İngiltere garantörlüğünde İsrail ile masaya oturan Hindistan,
Dünyanın lojistik bakımdan gelmiş geçmiş en zorlama/maliyetli projelerinden birisi olan IMEC'i duyurmuştu.
Ancak bugün gelinen noktada (henüz resmen söylenmese de) bu tercihinden dolayı giderek pişmanlık duyuyor.
Bakınız: Gazze, Lübnan ve Suud Süreci
Hiçbir ticaret veya enerji koridoru kara+deniz+kara+deniz+kara olacak şekilde devamlılığını sürdüremez.
Bu ne maliyet, ne güvenlik, ne de süre bakımından yürütülebilir değildir, olamaz.
Peki Türkiye alternatif olarak ne sundu?
Bakınız: Irak-Türkiye-Avrupa Kalkınma Yolu.
Güzergahı nedir?
Irak Büyük Faw Limanı üzerinden Türkiye ve Avrupa.
Kısacası sadece Deniz+Kara olacak şekilde sabit ve güvenli bir güzergah ile,
Hem mali hem de süre bakımından IMEC'ten çok daha kârlı ve realist.
Peki bu projenin başarıya ulaşması için (ki Faw Limanı büyük ölçüde hazırlandı) en kritik unsur nedir?
Güvenlik.
O halde özellikle neresi istikrarsızlaştırılırsa bu proje işlemez hale gelir?
Bakınız: Hürmüz Boğazı
Dolayısıyla bugün İran ile savaşın(?) asla bitmesini istemeyen İsrail'in bir diğer hedefi de (ister İran'ın kontrolüne bırakarak, ister bölgesel istikrarsızlık yoluyla olsun);
Hürmüz boğazını işlemez/güvensiz hale getirmektir.
Kendi projelerinin hayata geçemeyeceğini çok net gören İsrail -ki bunu artık AB/D de görmeye başladı-
Türkiye'nin sunduğu projeleri de bu cinnetsel terör ve savaş politikası üzerinden durdurmayı hedefliyor.
Peki Türkiye ne cevap veriyor?
Kalkınma Yolu'nun potansiyelini -İsrail'in tamamen kontrolden çıktığı bu süreçte- AB ve ABD'ye sindire sindire kabul ettiriyor.
Ayrıca,
Eğer İsrail'in Hürmüz'ü (İran üzerinden) tutarak bu projeye engel olmasına müsaade edilirse de;
Umman-Suud-Suriye-Türkiye Hicaz Demiryolu ile Hürmüz'ü bypass ederek alternatif bir hat kurulacağını da açıkça ilan ediyor.
Bakınız: Plan B
IMEC için tüm umudunu Gazze'nin hızlıca hallolması ve Suudi Arabistan ile normalleşmeye bağlayan İsrail,
Bu yeni anlaşma sonrası adeta jeopolitik bir panik atak geçiriyor.
Tüm bu sürecin İsrail için en acı/yıkıcı olan bir diğer tarafı da:
ABD ve AB içindeki iş dünyası, siyaset ve akademi çevrelerinin önde gelenlerinin,
Türkiye'nin projelerinin gerçekten çok daha akılcı, yapıcı ve kârlı olduğunu günden güne kabul ediyor olmasıdır.
Her iki blok (ABD-AB), İsrail yerine Türkiye'nin stratejik ortak edinilmesi gerektiğini gün geçtikçe daha iyi anlıyor ve bu doğrultuda sessiz olmayan köklü adımları peş peşe atıyorlar.
Velhasıl İsrail;
Türk Devlet aklını hafife almanın ve kendisini Türkiye ile kıyaslamanın bedelini;
Hem sahada, hem jeopolitikte, hem uluslararası kamuoyunda, hem de (yakında) masada ödüyor ve ödeyecektir.
İki yıl öncesine kadar İdlib, Haseke, Rakka konuşuyorduk.
Bugün Beyrut ve Kudüs’ü konuşuyoruz.
Gidişatı görmek önemli.
“Murad-ı ilahiye ters düşenin (🇮🇱) kaderi mağlubiyettir.”
Kadir Mısıroğlu