“İneklerin sindirim sistemi metan gazı yayar. İnekleri değiştirmemiz ve yerine yapay et üretimine yönelmemiz gerekiyor.”
~ Bill Gates
İnek osuruğundan çıkan metan 10 yıl içinde CO2 ve suya dönüşür. Su yağmur olur yağar ve CO2 bitkiler tarafından fotosentez ile O2'ye çevrilir. Yani inek osuruğu iklimi bozmaz.
Doğa böyle kusursuz yaratılmıştır. Hadi Allah'a inanmıyorsun diyelim, bilimin açıklaması da böyle.
Ama sen yıllarca tıp doktoru ya da biyolog olmayan, kötü niyetli bir yazılım zengininin aşı ve iklim yalanlarına inanmayı seçtin.
İsrail’in İran’a saldırmasının ardından Emekli Kurmay Albay Mustafa Önsel’in ABD Büyükelçisi Tom Barack’ın Ortadoğu hakkındaki açıklamasını değerlendirdiği yazısı yeniden gündeme geldi:
“Adam Ankara'da ABD Büyükelçisi, aynı zamanda Suriye'den de sorumlu.
• Gelir gelmez Türkiye Osmanlı sistemine geçmeli dedi!
Yetkililer ‘Kimsin sen ulan?’ demedi!
• İsrail bölgede ulus devlet istemiyor dedi!
Hiçbir yetkili ‘Senin kaşıntın ne ulan?’ demedi!
• Lozan Antlaşmasıyla ilgili ileri geri konuştu, haliyle aynı şeyleri düşünen bir kısım yetkilinin yürü git ulan demesi beklenemezdi!
• Döndü, şimdi de ‘Hazar Denizindeki fosil yakıt kaynaklarının Türkiye üzerinden Akdeniz'e ulaşmasını ulus devlet anlayışı önlüyor’ dedi!
Hiçbir yetkili ‘Senin kafan iyi mi ulan?’ demedi!
• Heybeliada Ruhban Okulunun 2026'da açılacağını ifade etti!
Hiçbir yetkili ‘Haddini bil ulan!’ diyemedi!
Siz gerçekten bağımsız ve güçlü bir devlete sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz?
@eczozgurozel Atı alan Üsküdar'ı geçti Özgür Özel! Bunu gündeme getirmek için geç kalmadın mı? Tıpkı her muhalefet yapmanız gereken olayda muhalefet yapamamanızın sonucu
Nasuh Mahruki, vatansever CHP seçmenine çağrıda bulundu:
“•CHP'nin gittiği yol yol değildir. Ülkenin her tarafı sorunlar ve yokluklar yumağıyken, on milyonlar aç ve sefil halde sürünüyorken,
•Eşitsizlik, adaletsizlik, kayırmacılık, cezasızlık ve hesap vermezlik bütün kurumları ele geçirmişken,
•Kayyumlar kurumlara kök söktürüyorken, madenlerimiz yağmalanırken, doğamız katledilirken, sokaklar çetelere teslim edilmiş, küçücük çocuklarımız gerici kuşatma altındayken,
•Bütün sorunlarımızı bir kenara bırakıp varsa yoksa ne idüğü belirsiz ‘Kürt sorununu’ ve ‘Ana dilde eğitimi’ bu kadar gündemde tutmak ve başka siyaset üretememek,
•Bütün muhalefeti bir araya getirip erken değil derhal seçim hedefiyle ve parlamenter demokrasiye ve kuvvetler ayrılığına en hızlı şekilde geri dönüş için birleştirmemek kabul edilebilecek bir şey değildir.
•CHP yönetimi akıl almaz şekilde 6 OK ilkelerinden uzaklaşmış durumdadır.
Sizler, CHP'nin tabanını oluşturan Atatürk'ün CHP'sinin gerçek sahipleri, emektarları olarak partinize ve partinizin kurucu değerlerine sahip çıkmalısınız.
Bu yoldan gitmeyenleri uyarmalısınız, sesinizi duyurmayı başarmalısınız, 6 OK'tan uzaklaşanları durdurmalısınız.”
📌Yusuf Tekin göreve gelir gelmez karma eğitimi tartışmaya açtı.
📌Tarikat ve cemaatlerle protokol imzalamaya devam edeceğiz dedi.
📌Laiklik bildirisine imza atanları hedef aldı.
📌Okullara Ramazan Genelgesi yolladı.
📌ÇEDES projesi ile din hizmetleri uzmanı, Kuran Kursu öğreticisi, din görevlileri gibi kişilerin ‘manevi danışman’ adı altında öğrencilere, değerler eğitimi vermesinin önünü açtı.
📌‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ ile eğitimin her kademesinde ders programlarını dinselleştirdi.
📌Çocuk işçiliğin meşrulaştırıldığı MESEM projeleri ile lise öğrencileri ucuz işgücü haline getirildi. Bu projeye kayıtlı yaklaşık 16 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
📌Veli-Der MEB'in 2024-2025 verileri ile en az 1,5 milyon çocuğun okulda olmadığını açıkladı. Özellikle kız çocuklarında okul terkinin arttığına işaret edildi.
Yusuf Tekin'in portresi 👇
https://t.co/f23Kmx8GO8
Sene 2002 başları. Epeyce bir hamileyim, eşim yine görevde. O zamanki amirim, var olsun, çok severim; eşim görevde diye çok koruyup kollardı beni. KTB'nın muazzam bir etkinliğine davet etti beni. Rahmetli eşi ve ben üçümüz gittik. Gecenin sonunda "gel bak kiminle tanıştıracağım seni" dedi. Bir baktım karşımda (mecazen) kalemi kıran Hakim bey.
Dedim ki "Öyle heyecanla bekledik ki kararınızı, kilitlendik günlerce ekrana. Biz terörle mücadele edenlerin eşleri, sevinç çığlıkları attık siz hükmü verdiğinizde".
Bu "umut hakkı" mevzuunu her duyduğumda aklıma o gün geliyor.
Mesela o duruşmada Yıldız hemşire vardı. Yıldız hemşirenin Zara'da yol kesen pkklıların şehit ettiği eşini dünya gözüyle bir kez daha görme umudunu verebilecek misiniz?
Pakize ana vardı yine o salonda. Başkale'de terörist pkklılar ile girdiği çatışmada şehit düşen Namık'ı rüyalarından başka bir yerde görme umudu olacak mı Pakize annenin?
Hatırlarsınız, protezini çıkaran bir gazi vardı duruşmalarda. O mesela iki ayağının üzerinde durma umudunu bulacak mı bir gün?
Babasıyla ancak 20 yaşından sonra normal baba kız hayatı yaşayabilen kızımın her akşam "anne, bir bakmışız babam gelmiş eve" cümlesinde yitirdiği çocukluğuna geri dönebilme umudu olacak mı mesela?
Haftalarca sesini duymadığı babasını çok özlediği için, annesiyle numara çevirerek babası diye eşimle konuşturdu��umuz Batuhan,
"Emel teyze babam her aklıma geldiğinde karnımda bişeyler acıyor" diyen Eser,
Babasının şehadet haberini aldığında "biz seninle bunun da üstesinden geliriz diyen Naz,
Babasının şehadetiyle tam 10 yıl sonra genç bir hanımefendi olduğunda barışıp, babasının fotoğraflarını ancak 10 yıl sonra çantasına koyabilen Ceren,
Büyüdükçe babalarının prototipi haline gelen Bade ve Kahraman,
Aylarca göremediği eşi al bayrağa sarılı geldiğinde "2 güncük izni bile bize çok gördüler" diyen Nalan,
"Abim bizi görüyordur değil mi" diye dertlenen Nükhet,
Siyah arabalardan inen adamlar kapısının önüne geldiğinde, hamile haliyle kapının arkasına çöküp kanama geçiren İnci,
"Böyle çok sabırlı ve sert duruyorsun ama bir gün patlayacaksın, neden hiç tepki vermiyorsun" diyen Fadile ve Emel'e; "onu o gün geldiğinde düşünürüz. Şimdi ayakta durmamız lazım" diyen ben, Emel...
Siz bize sordunuz mu Allah aşkına, umudunuz var mı diye de, umut hakkı dağıtıyorsunuz vara yoğa?
Yoktur rızam...
@timursoykan Halk sessiz,halk sadece twit atmakla, story paylaşmakla vicdan mastürbasyonu yapıyor. Türk Milleti olarak örgütlenip harekete geçmediğimiz sürece hiçbir şey değişmez
23 yıldır kültürel hegomonia’yı kuramadık demişlerdi. Şimdi yeni bir hamleyle sadece kendilerine yakın ailelerin çocuklarını iyi okullara almanın yolunu yapıyorlar. Çocuk girdiği sınavda Türkiye’nin ilk yüzde 1’lik dilimine girmişse dahi ailesi iktidarın tasvip etmediği bir siyasi görüşe, inanca, kimliğe sahipse mülakat yoluyla elenecek. Bu okullar zeki çocuklara kapatılacak. Yoksul olanların tüm şansları ellerinden alınacak. Varlıklı bir aile ise ister istemez çocuğunu yurtdışına yollayacak. Bugüne kadar işe alımlarda ve atamalarda yaptıkları mülakatlara bakınca sonucun böyle olacağını tahmin etmek zor değil. Eğitimde fırsat eşitliğine de, adalet önünde ve gelirde eşitliğe de, kısaca her türlü eşitliğe de karşılar. Orwell’ın “Animal Farm” kitabında yazdığı gibi…Bize “Herkes eşittir, ama bazıları daha eşittir” diyorlar ve itiraz ermezsek demeyede devam edecekler.
Türkiye’de beyaz yaka ve meslek sahibi, maaşlı ya da kendi zamanı ve emeği ile çalışıp kazanan eğitimli orta ve orta üst sınıf olarak bir ilüzyon içindeyiz. Sanıyoruz ki eğitimimiz, kazandığımız para, günlük hayatın içinde yaratmaya çalıştığımız konfor, ilgilendiğimiz uğraşılara yönelmek, kendi küçük çemberlerimizde iktidarın çizgilerine basmadan yaşamak bizi bu iktidarın zihniyetinden koruyacak. Korumuyor, korumayacak. Kartalkaya faciası bunun en büyük örneği oldu. Irmak hanımla Plan Program’da bu konuları konuştuk.
+ İşsizlik, ortada doğru düzgün AI kullanımı bile yokken almış yürümüş.
+ Genç işsizlik oranı korkunç.
+ Ülke sanayisi istihdam yaratmada yetersiz.
+ Üç kişinin işini tek kişiye yıkmak verimlilik zannediliyor.
+ Ülke sanayisi dünyayla rekabet gücünü yitirmiş.
+ Çalışanlar hakkını alamıyor.
+ Çalışma saatleri korkunç şekilde uzun.
+ Tüm ücretler asgari ücrete dönüşüyor.
+ Kayıt dışılık yükseliyor.
+ Emeklilik sistemi, mevcut emekliler için sözünü tutamaz halde.
+ Şu anda aktif çalışan jenerasyonun emekli olup olamayacağı, olsa bile ne kadar emekli maaşı alabileceği meçhul.
+ Emeklilik sisteminin tüm sorunları görmezden geliniyor.
+ Çalışanların maaşlarından hala aynı sözlerle, yüksek oranlarda vergiler alınmaya devam ediyor.
Ve hiçbir kurum, bu sorunları çözmek için uğraşmıyor. Maaşlı çalışanların sesi olabilecek bir dernek veya STK yok. SGK sistemine alternatif sunabilen yok. İstihdamın artması için yapılan bir çalışma yok. Sanayiye yeniden dünyayla rekabet gücü kazandırma derdi yok.
AI'nin gelip gelmemesi önemli değil. Türk sanayisi zaten yapısal sorunlarıyla kendi kendini bitirme sürecine girdi.
Çalışanlara harçlık düzeyinde maaş ve devlete ödeyecekleri yüksek vergiler düzeninin bize faydası olmayacaktır.
Ücretli çalışanların köleleştiği, rekabetin sadece ucuz işgücüne kaydığı bir düzenin adı "kalkınma" olamaz. Olsa olsa "sömürü" olur ve sadece %1'i refaha ulaştırır. Ve sonunda kalan %99 emekli maaşıyla mutfak masrafını bile karşılayamaz hale gelecektir.
adamlar bayağı bayağı daha önce savaşmış olduğumuz, aramızda kan davası bulunan, vatandaşlarımızı ve askerlerimizi şehid etmiş başka bir ülkede bulunan bir terör örgütünü savunmak için yürüyüş yapıyorlar. hepsinin kimlikleri tespit edilsin suriye hükümetine teslim edilsin.