İftira, yalan bir düşünce biçimi değildir, sadece karakterin sefaletidir.
Yalanı meslek edinmiş, sosyal medyada üç beğeni uğruna insanların onurunu çiğneyenler var artık. Bilgiyle değil söylentiyle konuşur, belgeyle değil dedikoduyla beslenirler.
Hakikat onlar için fazlalıktır çünkü gerçeği taşıyacak kadar omurgaları yoktur.
İsim vermezler, sorumluluk almazlar, ama gölge gibi sinsice dolaşırlar.
Çünkü bilirler ki; gerçeğin karşısına dürüstçe çıkarlarsa, ilk onlar dağılır.
Karalama onların iletişim dili, yalan onların kimlik kartıdır.
Zeka ile değil çamurla yarıştıkları için, buldukları her aydınlık noktaya karanlık bulaştırmaya çalışırlar.
Ne gariptir ki, her linç kampanyası onların gözünde bir “başarı hikayesi”…
Oysa toplumun hafızası uzun, hakikatin intikamı sessizdir.
Çünkü iftirayla büyüyen her kibir, sonunda gerçeğin ayakları altında ezilir.
19 Mayıs 1919, esaret zincirinin kırıldığı, bir milletin “ben varım” dediği gündür.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmet ve minnetle anıyor; gençliğe emanet edilen bu kutlu yürüyüşte azim, akıl ve cesaretle ülkemiz ilerliyor.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!
Türkiye, demokratikleşme süreçlerini derinleştirip Avrupa Birliği normlarına uyumunu artırdıkça; hukuk devleti, müzakereci siyaset ve toplumsal kapsayıcılık temelinde ilerledikçe, küresel konjonktürle etkileşimi güçlenecek ve kalkınma seviyesi niteliksel olarak yukarı taşınacaktır. Zira enflasyon ve faiz oranları yalnızca makroekonomik göstergeler değil; aynı zamanda yönetişim kalitesi, kurumsal güven ve toplumsal uzlaşının da doğrudan bir yansımasıdır. Demokratik normlar güçlendikçe ekonomik istikrarın da yapısal zemini sağlamlaşır.
Yaz resmen başlıyor!
Güneş, deniz, Bodrum… ve tabii ki lahmacun fiyatı şoku!
Bu yıl ilk “Bodrum’da lahmacun 5000 TL olmuş” haberini kim patlatacak?
Bekliyoruz…
Türkiye borsası şu ara tam bir lunapark: Tahtarevalli modunda gidip geliyor ama yukarı çıkanın cebinde para yok, aşağı inenin de morali… Herkes sallanıyor, kimse zenginleşmiyor.
Endeks yukarı bakıyor ama yatırımcı göz ucuyla dolar kuruna bakıp ağlıyor. Kısacası borsa umut arıyor ama yatırımcıda artık umuttan çok dua var!
Mayıs’ta terleyip Haziran’da kavruluyorsak, Temmuz’da ne yapacağız? Közde mi yaşayacağız?”
Mevsimler artık mevsim değil, takvim sadece bir süs. Bahar 3 gün sürüyor, sonrası doğrudan cehennem provası.
Küresel ısınma demeye dilimiz varamıyor çünkü bu daha çok “küresel kavurma”.
Hava sıcaklığı değil, resmen atmosferli tost makinesi.
Bize dört mevsim vaat eden doğa, artık sadece iki seçenek sunuyor: “Sıcaktan bayılmak mı, klimadan hastalanmak mı?”
Ve hâlâ “bu yaz denize gideceğiz” diyenlere selam olsun; çünkü asıl dalga biziz: iklim dalgası.
Bu çocukta saldırıda hayatını kaybetti!
Bu hayvanları "melek" diye yıllarca topluma empoze ettiler,öyle olmadığını söylediğimiz de bizlere saldırdılar...
Başıboş köpek olmaz.
@AYMBASKANLIGI#5199YÜRÜRLÜKTEDİR
Bir ülke, nüfusunu üretimden koparıp sermayesini kısa vadeli ve spekülatif yatırımlara yönlendirirse; ne enflasyonu kalıcı şekilde düşürebilir ne de faiz sarmalından çıkabilir. Kalıcı refah için gereken, tüketimle değil, ihracatla büyüyen; kısa vadeyle değil, verimlilikle kalkınan bir ekonomik mimaridir.
Borsada yatırımcıyı zarara sokan çoğu zaman yanlış hisse değil, yanlış histir. Kayıp korkusu, kazanç ihtimalinden daha hızlı çalışır. Bu yüzden panik satışı refleks olur; fırsat alışları ise tereddütte boğulur.
Irak’ın kuzeyinde hainlerin tuzağına düşerek şehit olan kahraman evladımız İs. Uzm. Çvş. Önder Özen, Şehidimize Allah’tan rahmet, aziz ailesine sabır diliyorum.
Milletimizin başı sağ olsun.