Okul müdürlerini liyakatli seçerseniz, müdürlerin de kendi ekibini kurmasına imkan verirseniz, okullarımız çok daha güzel yönetilebilir.
Aslolan, eğitim yöneticilerini hakkaniyet ölçülerinde doğru yöntemlerle titizlikle seçebilmek ve iyi bir yönetici eğitiminden geçirebilmektir.
Açıklık falan kalmadı, düpedüz çıplaklık hüküm sürüyor.
Elde mızrak, götünde yaprakla fahişeler gibi sokaklarda geziyorlar.
Buna da “özgürlük” diyorlar utanmadan.
Allah bütün erkeklerin yardımcısı olsun.
Sabah saat beşi devirmiş altıya yaklaşıyor. Balkonun sessizliğinde yerimi aldım. Kuşların o ilk, telaşsız cıvıltısı havayı delerken, doğanın binlerce yıldır tekrarladığı o mucizevi uyanışına ilk sıradan şahitlik ediyorum.
Tam karşı apartmanın balkonunda, benim gibi sessizliğe sığınmış bir bey amca var. Önünde bir masa, elinde belli ki demli bir çay; sadece bakıyor. Acelesiz, telaşsız, hiçbir yere yetişme kaygısı taşımadan günün ilk ışıklarını selamlıyor. Ne bir ekranın ışığı var yüzünde ne de bir anı sabitleme hırsı. Sadece orada, hayatın tam içinde, varoluşun sessiz şükrünü çıkarıyor.
İşte hayat, tam olarak bu. Biriktirdiğimiz dijital arşivlerin, galerilere sığdıramadığımız o sahte "anı"ların çok uzağında; sadece soluduğun havanın, kuş sesinin ve demli bir çayın tadında saklı.
@harpia_49 31 yıllık öğretmenim. 90'lı yıllarda, terörün en yoğun olduğu dönemde, doğunun en tehlikeli yerlerinden birinde görev yaptım beyefendi. Haddini bil de öyle konuş!
Bu ülkede binlerce çocuk aç yatağa girerken, o deste deste paraları düğün salonlarında boyunlara gösteriş için asmak bir başarı değil, bir insanlık ayıbıdır. Bu gibi tiplerin parası çok olabilir ama karakterleri, asılan o paraların üzerindeki toz kadar bile kıymetli değil. 'Görmemiş' bir zihniyete sahip olduğunun bir tescili vesselam.
Aile bütünlüğünü temel alarak öğretmenlerimizin sesine kulak veren ve mazeret durumları için Eylül ayında özel bir düzenleme yapılacağını duyuran Sayın Bakanımız @YusufTekin'e, eğitim camiamıza gösterdiği bu kıymetli destek için teşekkür ederiz. Adaletli ve çözüm odaklı yaklaşımınız çok kıymetli.
Günümüz dünyasında "görünür olmak" artık "var olmak" ile eşdeğer tutuluyor ve sosyal medya, modern insanı gündelik ritüellerini —tıraş olurken, makyaj yaparken, araba sürerken— sanki devasa bir kitleye sahne performansı sergiliyormuş gibi yaşamaya zorlayan bir "gösteri toplumu"na dönüştürdü.
Peki, bu "sürekli kayıt altında olma" hali bize neyi kaybettiriyor? Her şeyden önce, hayatın en mahrem ve duru anlarını bir "içerik" üretme çabasına kurban ederek, yaşadığımız deneyimin o anki saflığını ve duygusal yoğunluğunu yitiriyoruz; yani hayatı deneyimleyen birer özne olmaktan çıkıp, kendi hayatını dışarıya pazarlayan birer yönetmene dönüşüyoruz. Bu sürekli performans hali, bizi özgün benliğimizden koparıp toplumun onayını hedefleyen yapay maskeler ardına gizlenmeye iterken, aslında en çok ihtiyacımız olan içsel sessizliği ve düşünsel derinliği de gürültülü bir gösterinin altında boğuyor.
Ekranların arkasında birbirimizi izliyor olsak da aslında birbirimizi gerçek anlamda görmediğimiz, gerçek bağların yerini dijital onayların aldığı bu düzende, kendi hayatımızın başrolü olmak yerine, sadece dışarıdan izlenen birer seyirci konumuna düşüyor ve maalesef sahici olanı, sırf gösteriş uğruna feda ediyoruz.
Sayın @cuneytozdemir ,
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapan bir eğitimci olarak, mesleki sorumluluğum ve vicdani yükümlülüğüm gereği, binlerce öğretmen arkadaşımızın sessiz çığlığını dikkatinize sunmak istiyorum. Bugün eğitim camiasında, idari bir takvim hatasının sebep olduğu ve telafisi her geçen gün zorlaşan derin bir hak kaybı yaşanmaktadır.
2023 yılının Mayıs ayında ataması yapılan, ancak bakanlığın idari süreçteki tasarrufuyla göreve başlatılmaları Eylül 2023’e sarkan sözleşmeli öğretmenlerimiz, bugün 2026 yılı iller arası özür grubu tayin döneminde "hizmet süresi yetersizliği" gerekçesiyle mağdur edilmektedir.
Meselenin özü şudur: Öğretmenlerimizin göreve geç başlaması tamamen idari bir karardır; kişisel bir tercih değildir. Ancak, bu idari gecikme bugün öğretmenlerimizin önüne "aşılması imkansız bir duvar" olarak çıkarılmaktadır. Anayasal bir hak olan "aile birliği" ve "çalışma hakkı", idarenin takvimi yüzünden kağıt üzerinde "eksik çalışma süresi"ne kurban edilmektedir.
Bir eğitimci olarak şunu ifade etmeliyim ki; devlet, vatandaşının hak ve hukukunu korumakla mükelleftir. İdare, kendi yarattığı bir gecikmeyi, vatandaşına bir "hak kaybı" olarak geri döndürmemelidir. Bu öğretmenlerimizin atanma tarihleri Mayıs 2023’tür; fiili çalışma süreleri de bu tarihten itibaren sayılmalıdır.
Devlet geleneğimizde "mağduriyeti çoğaltmak" değil, "adaleti tesis etmek" esastır. Eşinden, çocuğundan ayrı, belki yüzlerce kilometre ötede görev yapan bir öğretmenin motivasyonunun, ailesiyle birleşmesinden daha önemli bir önceliği olamaz. Bakanlık, bu idari takvim farkını görmezden gelerek öğretmenlerimizin aile bütünlüğünü zedelememelidir.
Sizlerden ricam, kamu yararı ve aile birliği adına bu haklı sesi kamuoyuna duyurmanız, "idari gecikmeden kaynaklanan mağduriyetin" giderilmesi için gereken toplumsal farkındalığı oluşturmanıza destek vermenizdir. Bu genç öğretmenlerimizin mağduriyeti, idari bir düzenleme ile –atamaların yapıldığı Mayıs ayı baz alınarak– çok kısa sürede çözülebilir.
Bu meselenin takipçisi olacağınız ve öğretmenlerimizin ailelerine kavuşmasına vesile olacak bu sesi duyuracağınız inancıyla, konuyu takdirlerinize sunarım.
Saygılarımla,
2023 YILINDA GÖREVE GEÇ BAŞLATILAN ÖĞRETMENLERE DE YER DEĞİŞİKLİĞİ HAKKI TANINMALIDIR
Milli Eğitim Bakanlığınca yayımlanan 2026 Yılı Yaz Tatili Öğretmenlerin İller Arası Mazerete Bağlı Yer Değiştirme Duyurusunda, hizmet süresinin hesaplanmasında 31 Aralık 2026 tarihinin esas alınması, Sendikamızın talebini ve öğretmenlerin beklentilerini kısmen karşılayan bir düzenleme olmuştur.
Çünkü hizmet süresinin hesabında 31 Aralık 2026 tarihinin esas alınmasının dahi, 2023 yılında ataması yapılan sözleşmeli öğretmenlerin sorununa çözüm olmadığı görülmektedir.
2023 yılında sözleşmeli olarak atanan öğretmenler, kendi istek ve iradeleri dışında, idari sebeplerle Eylül ayında göreve başlatılmıştı. Bu nedenle bu öğretmenlerin üç yıllık hizmet süresini tamamlayarak kadroya geçişleri, bu yılın Eylül ayını bulacaktır. Bu durumda sözleşmeli öğretmenler, 2026 yılı yaz tatili döneminde mazerete bağlı yer değiştirme hakkından yararlanamamaktadır.
Sözleşmeli öğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla Bakanlık yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde, 2023 yılı Eylül ayında göreve başlayan öğretmenlere de 2026 yılı yaz tatili dönemi içinde mazerete bağlı yer değişikliği hakkı tanınmasına yönelik düzenleme yapılması talebimizi iletmiştik. Bu yılın şubat ayında Milli Eğitim Bakanlığına gönderdiğimiz yazıda da öğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesini ve düzenleme yapılmasını talep etmiştik.
Bakanlık tarafından yayımlanan 2026 Yılı Yaz Tatili Öğretmenlerin İller Arası Mazerete Bağlı Yer Değiştirme Duyurusunda, 2023 yılında ataması yapılmasına rağmen göreve geç başlatılan sözleşmeli öğretmenlere yer değişikliği hakkı tanınmadığı; bu öğretmenleri kapsayacak herhangi bir hükme veya düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir.
2023 yılı Mart ayında ataması yapılmasına rağmen idari sebeplerle göreve başlamaları Eylül ayına sarkan çok sayıda öğretmen, idari tasarruf nedeniyle mağdur edilmemelidir.
2023 yılında ataması yapılan ama göreve başlaması sonraki tarihlerde olan her öğretmene 2026 yılı yaz tatili döneminde mazerete dayalı yer değişikliği hakkı tanınmalıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımız @RTErdogan,
Devlet geleneğimizde temel ilke; vatandaşın hakkını korumak, huzurunu tesis etmek ve mağduriyetleri ivedilikle gidermektir. Milli Eğitim camiamızda yaşanan bir mağduriyeti kıymetli makamınızın dikkatine sunmak istiyorum.
2023 ataması Mayıs ayında yapıldığı halde göreve başlatılması Eylül ayına sarkan öğretmenlerimizin, iller arası eş durumu tayini sürecinde yaşadığı mağduriyet, aile bütünlüğünü derinden zedelemektedir. İdari bir tasarrufla gerçekleşen bu göreve başlatılma gecikmesi, öğretmenlerimizin kendi iradesi dışında oluşan bir durumdur. Ancak bu durum, çalışma süresi şartını sağlamalarını imkansız kılan bir "hak kaybına" dönüşmüştür.
Devletimizin "insanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturu gereği; idari gecikmeden kaynaklanan bu durumun, atama tarihleri (Mayıs) esas alınarak düzeltilmesi ve öğretmenlerimizin ailelerine kavuşmalarının sağlanması, adaletin ve hakkaniyetin gereğidir.
Sayın Bakanlığımızın (@tcmeb) bu haklı talebi değerlendireceğine ve öğretmenlerimizin moral-motivasyonunu yükseltecek adımı atacağına olan inancım tamdır.
Saygılarımla.
@tcmeb
#Öğretmenler #EşDurumu #Adalet #AileBirliği
Bir eğitim yöneticisi olarak, öğretmenlerimizin aile birliği konusundaki haklı beklentilerine sahadan yakından tanıklık ediyorum.
Mayıs 2023 atamasıyla göreve başlayan, ancak göreve başlama süreçleri idari takvim gereği Eylül ayına sarkan öğretmenlerimizin, iradeleri dışında gelişen bu gecikme nedeniyle özür grubu atamalarına başvuru hakkından mahrum kalmaları, eğitim camiamızda ciddi bir mağduriyet oluşturmaktadır.
Anayasal bir hak olan aile birliğinin korunması ve öğretmenlerimizin mesleki motivasyonlarının en üst seviyede tutulması adına; bu takvimsel kısıtlamanın esnetilmesi hususunu Sayın Bakanımız @Yusuf__Tekin’in takdirlerine arz ederim.
Öğretmenlerimizin yuvalarına kavuşması, eğitim sistemimizin verimliliği ve huzuru için elzemdir.
@tcmeb
#AileBirliği
31 yıllık bir eğitimci olarak, okullarımızda son dönemde tırmanan 'mezuniyet yozlaşması' üzerine derin bir endişe taşıyorum.
Geçtiğimiz günlerde, bir ilkokul 4. sınıf mezuniyeti için sadece salon kirasına istenen 80.000 TL gibi astronomik bir rakamı hayretle öğrendim.
Bakanlığımız, okullardaki bu tarz gösteriş odaklı etkinliklerin pedagojik açıdan yanlışlığını vurgulayan genelgeleriyle süreci defaatle sınırlandırmasına rağmen; sahadaki bazı yönetici ve meslektaşlarımızın bu uyarıları görmezden gelerek, okulları bir 'şov merkezi' veya 'lüks tüketim alanı' gibi kodlayan organizasyonlara zemin hazırlaması kabul edilemez.
Eğitim yuvalarımız, aile bütçelerini sarsan yarışların veya sınıfsal ayrışmaların sahnesi değildir. İlkokul seviyesinde, bir çocuğun mezuniyetini şatafatlı bir geceye dönüştürmek, eğitimde sadelik ve fırsat eşitliği ilkesini zedelemektedir.
Eğitim; mütevazılık, nezaket ve bilgiyle yücelir. Bakanlığımızın iyi niyetle yayımladığı genelgelerin sahada daha sıkı bir denetimle karşılık bulmasını ve bu tür lüks dayatmalara karşı yaptırımların güçlendirilmesini elzem görüyorum.
@tcmeb