Devlet halka oturabileceği ev yapma sorumluluğunu şirketlere devretsin, sonra o şirketleri denetlemesin, şirketler haliyle dolandırsın, sonra halkın parası ile dolandırılanı öde....
Halka maaş verirken para yok, ev yapmaya geldiğinde para yok halkın parasını çalana ödeme var...
kim kazandı, bir avuç asalak/patron, kimin cebinden semirdi çalışarak kazandığı üç kuruşa ev almaya çalışandan başladı, hepimizden çaldı... tam boy asalak düzeni...
23 yaşında doktor oldum. Ardından TUS’ta derece yaparak o dönem en gözde bölümlerden biri olan kardiyoloji asistanlığına başladım. 24 yaşındaydım, ilk kez maaşımı almıştım.
Daha başlayalı bir ay olmuştu ve bayram geldi. Kıdemsiz asistandım. “Sen daha çok çömezsin, sana hasta emanet edilmez; bu bayram evine git.” dediler.
Sevinerek eve gittim. Annem gururluydu. Oğlu doktor olmuş, üstelik kardiyolog olacaktı. Bayram ziyaretleri, aile, sohbetler...
Bayramın ikinci günü annemin göğsünde yanma oldu. Ağrı geçti ama tipik bir ağrıydı. Annemle arabada sohbet ede ede hastaneye gittik.
Hastaneye girince göğsü tekrar sıkıştı. EKG si kalp kriziydi. Hemen anjiyoya alındı.
Doktor olmanın bazen en zor tarafı, neler olduğunu herkesten önce anlamanızdır.
Bir süre sonra anestezi çağrıldı.
“Kardiyak arrest var.”
Yani annemin kalbi durmuştu.
Kalp masajına rağmen geri döndürülemedi.
Annemi 48 yaşında kaybettik.
Veren de alan da Allah...
Annemin kalp krizi açısından en temel riski sigaraydı. Çok fazla sigara içerdi.
Ben de üniversitede sigaraya başlamıştım. Birkaç kez bırakmayı denedim ama başaramadım. Risklerini bir doktor olarak çok iyi bilmeme rağmen yıllarca içtim.
“Tek kötü alışkanlığım bu.”
“Ben bunu asla bırakamam.”
diye düşünüyordum.
Sonra kızımın ardından oğlum doğdu.
O kadar küçük ve savunmasızdı ki bir gün aklıma şu soru takıldı:
“Bana bir şey olursa bu çocuklara kim bakacak?”
Çevremde babasını genç yaşta kaybeden insanları görmüştüm. Bir babanın yerini kimsenin tam olarak dolduramadığını biliyordum.
Ve sigarayı bıraktım.
İlk iki ay gerçekten çok zordu.
Ama geçti.
Bugün 8 yılı aştı. Bir daha hiç içmedim. Artık aklıma bile gelmiyor.
Bir doktor olarak sigarayı bırakmış hastalarıma yıllardır özellikle sorarım:
“Pişman mısınız? Sigarayı özlüyor musunuz?”
Aldığım cevap neredeyse hep aynı:
“Hayatta verdiğim en doğru kararlardan biriydi.”
Son günlerde birkaç kişinin “Sigarayı bıraktım ama hâlâ özlüyorum.” diye yazdığını gördüm. Elbette herkesin süreci farklıdır. Fakat benim gördüğüm şu:
Zaman geçtikçe sigaranın hayatınızdaki yeri küçülüyor. Bir dönem onsuz yaşayamayacağınızı düşündüğünüz şeyi, yıllar sonra nasıl kullandığınıza şaşırıyorsunuz.
O yüzden sigara içen birine tek bir şey söylemek isterim:
Şu lanet şeyi bırakın.
İlk günler zor olabilir. İlk haftalar zor olabilir. Ama geçiyor.
Ve bugüne kadar sigarayı bıraktığı için pişman olduğunu söyleyen bir hastama rastlamadım.
Bu yazıyı biraz uzun yazdım.
Ama belki okuyan bir kişi sigarayı bırakmaya karar verir.
Belki bir anne, bir baba, bir evlat yıllar sonra ailesinin yanında olmaya devam eder.
D��nyada Çinlilerin olması bana güven veriyor. Ne bileyim ileride dünyayı istila etmeye dünya dışı varlıklar gelse, Çinliler hepsini bir şekilde yer gibi geliyor bana.
Muhtemelen vurgulanmıştır ama tekrarlanması gereken bir noktaya değinmek istiyorum.
Karşınızda olimpiyat ve dünya şampiyonu bir takım var. 364 gün önce dünya kupası finalinda sizi yenmiş.
Daha vahimi birinci ve üçüncü setleri 12 ve 16'ya karşı 25 gibi ezici bir farkla kaybetmişsiniz. Hadi ikinci sette durumu toparladınız. Dördüncü sette kendinizi yine yerden kazıyıp ayağa kalkıyor ve geçen sene kaybettiğiniz final setini rahat sayılabilecek bir skorla kazanıyorsunuz.
Doğruyu söylemek lazım; bu en yetenekli takımın galibiyeti değil, en iyi takımın olgun ve dik duruşudur.
Bu bir altın jenerasyon değil, yıllarca ilmek ilmek işlenen bir spor kültürüdür.
Emeği olan herkese minnettarım.
@ensonhaber kadın sıkıntılı. Bu cins köpeği ağızlıksız kesinlikle çıkarmamak lazım. Otur diyor, hayvan oturmuyor, gidiyor ve bunu göre göre tasmayı yere bırakıp markete giriyor. Hayvanın suçu yok, doğası bu ama sahibinin ağır suçu var.Hayvan beslemenin ehliyeti ve izni olması lazım.
📍 Teknoloji yazarı Ed Zitron, üretken yapay zeka sektörünün sürdürülemez mali kayıplarla ayakta duran devasa bir aldatmaca olduğunu ve teknoloji devlerinin tüm dünyayı yanılttığını söyledi:
💬 "Üretken yapay zeka özünde bir aldatmacadır"
💬 "Şirketlerin gelirleri yapay zekadan gelmiyor"
💬 "Tarihin rıza dışı en büyük teknoloji dayatması yaşanıyor"
💬 "Şehirlerden daha fazla elektrik tüketen canavarlar inşa ediliyor"
💬 "Modeller yazılım dünyasını daha kaliteli hale getirmiyor"
💬 "Yapay zeka bütün meslekleri ortadan kaldırmayacak"
💬 "OpenAI 2027 yılında nakitsiz kalacak"
Detaylar🔗https://t.co/u3fKILZyPe
Gökyüzüne baktığında şimdiyi görmüyorsun.
Ay’ı 1,3 saniye önceki haliyle görüyorsun.
Güneş’i 8 dakika 20 saniye önceki haliyle.
Jüpiter’i yaklaşık 40 dakika önceki haliyle.
En yakın yıldız Proxima Centauri’nin ışığı 4,2 yıldır yolda.
Andromeda’nın ışığı 2,5 milyon yıl önce yola çıktı. O ışık yola çıktığında insan türü daha yoktu.
Yıldız patlaması gördüğünde o yıldız belki binlerce yıl önce ölmüştür. Sen yalnızca ölüm ilanını okuyorsun.
Teleskop bir makine değil. Zaman makinesi.
James Webb’in bazı galaksileri, evren 300 milyon yaşındayken çekilmiş kareler.
En oha kısmı:
“Şimdi” diye bir gökyüzü yok.
Sadece farklı derinliklerden gelen geçmişlerin üst üste binmiş hali var.
Sen her gece, farkında olmadan, evrenin arşivini okuyorsun.
“Son yılların en büyük dönüşümü 2008-2009’da akıllı telefonun yayılmasıdır. Orada bir antropolojik kopuş yaşandı. Bir ondan önceki dünya var, bir de sonraki dünya. Demokrasi, diyalog ve tartışma açısından akıllı telefon birbirimizle kurduğumuz ilişkinin niteliğini derinden bozdu. Bizi ekran arkasına hapsetti. Diğerlerinden kopmuş hiper-bireyler haline geldik. Herkes cep telefonuyla yürüyor. Eleştirel bilinç yok oluyor. Her birey, etrafındaki diğer insanlara kayıtsız, tek başına bir dünya haline geliyor. Bu yüzden sosyal ağlar ve akıllı telefon, demokrasilere ve 20-30 yıl önce hâlâ görece sakin yürütebildiğimiz tartışmalara çok sert bir darbe indirdi. Sosyal ağlardaki anonimlik yüzünden şiddet, küçümseme ve damgalama ortaya çıktı. Akıllı telefonun gezegeni sömürgeleştirmesi, antropolojik açıdan gerçekten bir trajedi.” David Le Breton’la söyleşimizden. #gelecekfikirler
@dr_murselguler Yani özetle kanserden ölmüyorsun ama ağır tefavilerin yanetkileri olan başka sebeplerden ölüyorsun.ayrıca her tedaviye has yanetkiler değişiyor. Babamda mesela aldığı ilaç yanetki olarak tükürük bezlerini kurutuyordu. Zamanma tükürük eksikliği dişlerini çürüttü ve yemek yemesini.
@dr_murselguler Babam da başka bir buna benzer tedavi ile yıllarca tedavi oldu. Üzücü olan şu ki, tedaviyi alınca tümörler temizleniyor. Tedaviyi bırakınca en iyi zamanla 6 ay içinde yeniden hastalık oluşmaya başlıyor.böyle böyle senelerce tedavi alarak bir süre sonra böbrek başta vücut iflas…
Beyoğlu’nda Kasımpaşa-Trabzonspor maçının ardından taraftarların attığı iddia edilen havai fişek, 5 katlı binanın 4’üncü katında bulunan daireye düştü.
Evde çıkan yangında, sergi açmaya hazırlanan ressam Murat Melih Özen’in (47) yıllardır yaptığı tablolar da yandı.
Özen, "Her şeyim yandı. 20 senelik bir ressamın resimleri katledildi. Ben resimlerime ruhumu verdim. En azından insanların sergide görmelerini isterdim. Şehrin göbeğinde birileri etrafı yıkıp dökecek, her şeyi kıracak dökecek ve hayatına devam edecek. Hukuki olarak yapabileceğim bir şey var ise yapacağım" dedi.
Vatana ihanete yeminli olmayan bir rejim, 3 yıldır Avrupa'nın çöplüğüne çevirmezdi ülkeyi... 3 yıldır anlatıyoruz, bunlar su yüzüne çıkanlar, buz dağının küçük, çok küçük kısmı... Özellikle Çukurova, deniz dibi cehenneme dönmüş durumda, kanser patlamaları yıllar sonra gelecek... Doğmamış çocuklar kanserleri ile doğacak... AKP ile, tüccar zihinle 1 yılın acısı dahi on yıllarda çıkar, bir asır sonra 25 yıllık karanlığın acısı hala üzerimizde olacak..
To those who say "it's her choice" I used to say the same thing about my own Hijab.
I was covered head to toe. Even on the beach. Even with my male relatives. And when people challenged me, I said: this is my choice. You know why? Because the other option was burning in hell, hung by my hair for eternity. That's what they taught me since childhood.
Yes, let me repeat it for you to just understand about our version of “freedom of choice.” I grew up in an Islamist culture that gave me two options. Cover yourself and go to heaven. Or don't cover, and be hanged by your hair and burned in hell.
Like when someone puts a gun to your head and says "you can go left or right", technically, yes, that's a choice.
I picked heaven. I called it freedom. And I believed it, because that's what happens when fear is all you've ever known.
And if you think I shouldn't be telling you my story, I don't care. I really, genuinely, from the bottom of my heart, don't care. The women still living under that "choice"? I care about them.
#LetUsTalk
@06mustafakbulut@onedio Kültürsüzlüğün mesajı anında geldi. Evet inceliğin sınırları var, sizin gibilere çizilen. Bir anda konunun uzmanı olmayan kişi tarafından hasta ilan edilme hadsizliğine maruz kalmak gibi terbiyesizlikleri var bölgemizin.
@medyascope Bence bu yazıya verilen emek kadar bile tasarlanmamış. Bir parti daha logosunu ve kurumsal kimliğini hakettiği profesyonellikte yapamıyorsa/yaptırmıyorsa hiçbir işi yeteri kadar iyi yapamaz bana göre.Üzgünüm.