Denize bırakılmış bir şişenin tam olması gereken kıyıda,
tam olması gerektiği zamanda orada olması gibiydi bende olman.
O yüzden bazı sabahlar gökyüzünün mavisi sebepsizce fazla, bazı geceler ay gerçekten fazla parlak.
Dünyanın bunu bildiğini sanmıyorum, çok da umursamıyorum.
Hep aynı olacak değil ya! Şimdi yeninin zamanı.
Yüzler yeni, sözler de öyle. Duygular ise yeniden.
Hep öğrenecek bi' şey var, Gidilecek yol gibi.
Şimdi yeniden harika olma zamanı.
(r)
İki zırtapoz arkadaş evden çokça uzak demir yoluna kakara kikiri gidiyoruz, heycan dorukta,1000 liralık sarı bir bozukluğu avuçlarım terleyene kadar tutuyorum. İlçenin içinden geçip merkezden uzaklaşıyoruz, tek endişemiz trene yetişememek. Sonunda raylara varıyoruz.
...
1990 yılında trenin demir tekerlekleriyle ezilip kağıt gibi olan o 1000'liği hala saklıyorum. Gerçek çocukluğun nişanı gibi duruyor.
Şimdi çocuğu yalnız bir yere yollayamıyoruz diye içim içimi yiyor, bu bok içinde nasıl özgürleşecekler bilmiyorum.
Hemen rayların üzerine yatıyoruz. Kulağım raylarda derinden bir uğultuyu dinliyorum. Ya tren gelir de görmezsem diye, resmen korkuyorum. Demirde ses büyüyor, elimdeki 1000'liği rayların üzerine bırakıp kaçıyorum.
...
Kim o?dedim.
Benim.dedi.
Sen kimsin?dedim.
Benim işte ben.dedi.
Emin misin?dedim.
Sen kimsin yaa?dedi.
Ben de benim.dedim.
Sen, sen gibi değilsin.dedi.
Kim gibiyim?dedim.
Ben gibisin.dedi.
Sen gibiyim.dedim.
Ben kimim?dedi.
Sensin işte sen.dedim.
Emin misin?dedi.
Gitti.
Bi konu var epeydir kafamı kurcalıyor, hatta tahammülü zor bir yere geldi. Eskiden de vardı ama idare edebiliyordum, şimdi edemiyorum. Bu konuyu daha önce nasıl idare ettiğimi düşündüm,düşündüm ve buldum.
#Pingui. Lan sen terapilerin en tatlısısın yaa. Aramızı açar tartının abv.
Uzun yol severim, manzaralı uzun yolu daha çok severim. Değerlendirilecek, düşünecek ne çok şey var ve yol bunları yapmak için bir fırsat. Koridorda ayak uzatmak mı, camdan manzara izleyip dalıp gitmek mi? Tarafım hep cam kenarı, şansım hep o biçim.