Muğla Hayıtbükü’nde plajda oturmak isteyen aile:
- Hayıtbükü’nde plajda oturmak istiyorsan para vermek zorundaymışız. Halk plajı olarak şuraya oturduk.
- Buraya gelirseniz, para vermek zorundaymışsınız, işletme sahipleri öyle diyor.
Yan yoldan çıkan motosikletli polislerle kurye arasında yaşanan tartışma:
Kurye: "Geldiğimi görüyorsun. Yol hakkı benim."
Polis: "Yaa hadi Allah Allah..."
Sizce kim haklı?
KILIÇDAROĞLU PAZARLIK MI YAPTI? “KAYYUM DERLERSE İSTEMEM DEDİM”
“Kemal Kılıçdaroğlu butlan kararını neden kabul etti?”
Haftalardır bu soru etrafında konuşuluyor.
“Kılıçdaroğlu önceden bu kararı biliyor muydu?” Diye merak ediliyordu.
Sorunun yanıtı “EVET”
Kemal Kılıçdaroğlu “kayyum gelirse kabul etmem” dediğini kendi ağzıyla itiraf etti.
“2 belediye başkanına bunu söyledim” diyor Kemal Bey.
Acaba o 2 Belediye Başkanından biri Lütfü Savaş mı?
Kime ne söylediğinin de pek bir önemi yok.
Somut bir gerçek var:
Kemal Kılıçdaroğlu “kayyum olarak gelmem butlan çıkarsa olur” demiş ve oldu.
Kılıçdaroğlu “kanıtlarsanız genel başkanlığı bırakıyorum” diyor ama aynı program içinde kendi kendini yalanlıyor.
Bu röportaj “gazetecilerin doğru soruları sayesinde” Kılıçdaroğlu’nun kendi siyasetini ifşa ve imha ettiği bir program olarak tarihe geçti.
Kılıçdaroğlu’nun oğlu bizim Ankaradaki restorana en az 10 kere geldi, HTS kayıtlarına bakılsın, her seferinde babasına götürmek üzere 500 bin para verdim kendisine
🔴#SONDAKİKA | Adalet Bakanlığı, Turizm bölgelerinde yerli, yabancı turistleri rahatsız edecek şekilde davranan şahısları takibe aldı.
Başsavcılıklar toplum tarafından artan bu rahatsızlıklar nedeniyle bu konuda azami hassasiyet gösterecekler.
Adalet Bakanı Akın Gürlek:
•Turizm bölgelerimizdeki huzur ve güven ortamı, devletimizin vazgeçilmez önceliklerinden biridir. Bu tavizsiz tutumumuz çerçevesinde; Mersin’in Silifke ilçesinde bir vatandaşımızın yaralanmasıyla sonuçlanan müessif olaya ilişkin adli süreç derhâl başlatılmış; yürütülen soruşturma kapsamında üç şüpheli tutuklanmış, bir şüpheli hakkında adli kontrol kararı verilmiştir.
• Vatandaşlarımızın ve ülkemizi ziyaret eden misafirlerimizin güvenliğini hedef alan hiçbir girişime müsamaha gösterilmeyecektir. Bu kapsamda; turistleri baskı, tehdit, aldatma veya zorbalıkla mağdur eden şahıslar ile “hanutçuluk” faaliyetlerini yönlendiren işletme ve organize yapılar adli makamlarımızın yakın takibindedir.
• Bireysel mağduriyetlerin yanı sıra ülkemizin marka değerine, turizm güvenliğine ve kamu düzenine doğrudan zarar veren bu tür eylemlere karşı mücadelemiz hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla sürecektir.
• Adalet Bakanlığı olarak; toplumsal huzuru bozan, şiddete başvuran ve hukuku çiğneyen hiçbir yapıya geçit vermeyecek; İçişleri Bakanlığımız ve ilgili tüm kurumlarımızla tam bir koordinasyon içinde hukuki süreçlerin bizzat takipçisi olacağız.
SİZDEN KORKACAĞIMI MI SANDINIZ?
Bugün kliniğime göz korkutmak için denetim adı altında BASKIN yapıldı!
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun Danışmanı Yasemin Kulak Özkan ile ilgili yapmış olduğum paylaşımlar ve Uzman Diş Hekimlerine verdiğim destekten sonra kliniğime bugün denetim adı altında aniden alakasızca bir baskın yapıldı.
İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gönderildiklerini ve birçok diş hekimini denetlediklerini iddia ettiler.
Benden önce hangi diş hekimlerine gittiniz diye sorduğumda tökezleyip ilk bana geldiklerini söylediler.
Tabi ki de herhangi bir usulsüzlük tespit edemediler ve üstüne üstlük sosyal medya hesaplarımı incelemek üzere bilgi talep ettiler.
Tüm bunların dışında bir de faturalarımı incelemek istediler oysa bu usulsüz bir incelemedir.
Faturaları Maliye inceler ve bundan önce faturalarımı zaten maliye incelemiş ve herhangi bir sorun tespit edilmemişti.
Buradan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na sesleniyorum:
Danışmanınız eleştirilere karşı bürokrasinin gücünü kullanarak böyle bir yaptırımda bulunmayı nasıl kendisine hak görebilir?
Danışmanınız siyaset yapmak istiyorsa bürokrasinin gücünü kullanmaktan vazgeçsin Türk halkının karşısına çıkıp siyaset yapsın.
Diş hekimlerinin hakkını savunmaktan beni ve zafer Partisi’ni hiçbir güç alıkoyamaz.
Biz yaptırımlarla, cezaevi korkusuyla sindireceğiniz siyasetçiler değiliz.
Türk diş hekimlerinin onurlu bir mensubu olarak tarafıma yapılan baskın denetimden ve daha fazla yapılacak olan tüm baskılardan korkmadığımı ve korkmayacağımı buradan ilan ediyorum.
Tüm bu usulsüzlükler için en kısa sürede hukuk yoluna başvuracağım.
Bu konu hakkında suç duyurusunda bulunacağım.
Bürokrasinin gücünü kendi gücü zanneden danışmanlar, usulsüzlüklerinin üstünü örtmek için boşa çaba sarf etmektedirler.
Zafer, büyük Türk milletinin olacaktır!
@umitozdag@zaferpartisi@AliSehirlioglu@ZaferSaglikGM@drmemisoglu@saglikbakanligi@sagliklicozum@ismgovtr
Milletvekili'nin danışmanına kimlik sorduğu için hakarete uğrayan bir polisin, trajik hikayesi sosyal medyada gündem oldu.
— TBMM'de gece saat 2'de Milletvekili'nin danışmanı geldi. Kimlik sorunca şahsıma hakaret etti.
— Saat 7'de mesai bitti ama emniyet müdürü şubeye çağırdı. 12'ye kadar gelip beni dinlemesini bekledim.
— Emniyet müdürü Mecliste yaşanan olayla ilgili “sen polis memurusun bizi temsil ediyorsun, bazı şeylere kulağını kapat” dedi.
— Ben de buna karşılık olarak, “Emniyet teşkilatını temsil ettiğim için hakarete tepki gösterdim. Sadece benim anneme değil sizin de annenize edilmiş bir küfürdür” dedim.
Kemal Kılıçdaroğlu’nu savunan eski milletvekili, bu şekilde kürsüden indiriliyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve yanındakiler halkta, seçmende ve partide hiçbir karşılığı yok atamayla partiye hakim olmaya çalışıyorlar.
Trabzon’daki AKP İl Danışma Meclisi toplantısında bir vatandaş; “23 yıl boyunca AKP’ye oy verdim, siz yalan söylüyorsunuz!” deyince yaka paça dışarı atıldı.
Kamuoyunu 7/24 CHP ile meşgul etmelerinin arkasında yatan en büyük neden budur.
Halk itiraz edip sesini yükseltmeye başladı ve bu git gide görünür hale geldi. Algıları çöküyor, çöktükçe baskıyı artırıyorlar, artırdıkça güç kullanmaya başlıyorlar. Bunu önceden sadece muhaliflere yapıyorlardı, şimdi kendi seçmenlerine yapıyorlar.
Ha iyi mi oluyor?
Evet iyi oluyor.
Halk AKP'nin gerçek yüzünü görüyor.
AKP’nin il danışma kurulunda nelerin konuşulduğu bizi ilgilendirmiyor ama içeride nelerin yaşandığı halkımızı çok yakından ilgilendiriyor. Toplantıda bir vatandaş ayağa kalkıyor ve canı yanmış bir şekilde, "Ben 23 yıl boyunca AKP’ye oy verdim, siz şimdi bana yalan konuşuyorsunuz!" diye haykırıyor. Peki, halkın oylarıyla o koltukta oturan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ne yapıyor? Vatandaşı dinlemek, derdine derman olmak yerine "Alın bunu dışarıya!" talimatı veriyor ve o emektar vatandaş, korumalar tarafından yaka paça dışarı fırlatılıyor.
İçeride bu utanç tablosu yaşanırken; Milletvekilleri Adil Karaismailoğlu ile Vehbi Koç ve İl Başkanı Sezgin Mumcu’nun başını öne eğip düşünmesi gerekirdi. Kendilerine, "Bu vatandaş bize neden bu kadar tepkili? Biz bu millete verdiğimiz sözleri neden tutmadık? Neden vatandaşın gözünde yalancı konumuna düştük?" diye sormaları gerekirdi. Ama onlar bunu yapmak yerine, sırayla kürsüye çıkıp algı operasyonlarına, CHP’ye iftira atmaya ve karalama siyasetine sarılmayı tercih ettiler.
Buradan AKP İl Başkanı Sayın Mumcu’ya açıkça söylüyorum. Muhalefete iftira atmayı, suni gündemler yaratmayı bırakın. Bunu söyleyen biz değiliz; sizin 23 yıllık seçmeniniz olan Temel Amca gözünüzün içine baka baka, "Yalan konuşuyorsunuz!" diye haykırıyor. Siz önce dönün bu feryada cevap verin. Alışmışsınız tabii; sandıkta yenemediğinizi içeri atmaya, hakkını arayıp konuşanı da salondan dışarı atmaya! Ancak şunu asla unutmayın: Sırtınızı döndüğünüz, sesini kıstığınız ve yaka paça dışarı attığınız bu aziz millet, ilk seçimde sizi sandıkta öyle bir kapı dışarı edecek ki, sokağa çıkacak yüzünüz kalmayacak!
İstanbul Sultançiftliği’ndeki Bahattin Yıldız Anadolu Lisesi’nde, öğrencilerin devamsızlık kayıtlarının okula yapılan bağış karşılığında silindiği ortaya çıktı. (Seyhan Avşar)