senden nefret ediyorum ama bu dunyaya bi daha gelsem bunlari yasayacagimi bilsem yine seni sevmeyi secerdim
hic pisman olmadim bir saniye bile
cunku seni sevdigimden hic suphem yoktu senin icin canimi verebilecegimden olmadigi gibi
zeynep beni bekle
gece agaclarina yagmur ciseliyorum
cam tozu su beyazi
yalnizligini mutlaka degistirecegim
bir yaprak halinde suzulup saclarina
eski tesrin’lerden kederli kirmizi
zeynep beni bekle mutlaka donecegim
soyle kim onleyebilir bulusmamizi
herkesin unutamadigi bi tarih vardir benimki de on yedi aralik iki bin yirmi iki. o tarihte nooldu sabah nasil uyandim aksam nasil uyudum her seyi cok net hatirladigimdan unutamiyorum.
“Ayrıldılar…Ve bir daha birbirlerini görmediler.
Fakat ikisi de küçük derenin kenarındaki söğüdü ve orada geçirdikleri güzel ilkbaharı ve yazı unutmadılar.”
adamın yıllar önce bi röportajında söylediği bi laf çook basit bi şeydi ama kafama kazındı ışık yaktı bende.En affedemiceğiniz hata nedir diye sorulmuş o da öyle bir şey diyemem insanlar hata yapar hatalar da affedilir demişti.İlk an wtf diye karşı çıkasım geldi ama evet,tam da o
Instagram dünyanın her anlamda en pis, en aşağılık, insanlığı bitiren, en berbat, en samimiyetsiz kara para aklamaya kılıf olan, en olmayanı özendiren, intihara sürükleyen, uyuşturucuya özendiren, insanı seks makinesine dönüştüren, en değersiz, en ucube, en sömüren, en çok internet yiyen, en rezil uygulamasıdır.
Bir şeyi akşam düşünürüm, bir de sabah düşünürüm. Bir çıkar yol bulamıyorsam, demek ki bu iş akılla değil ilhamla ya da yazgıyla çözülecek der gerisini Allah'a bırakırım.