Yıllar boyunca bir ülkenin üzerine mezar taşı gibi çöktün.
Kadınlara sokakta copla, kırbaçla, tecavüzle, kurşunla “ahlak” dersi verdin.
Mahsa’yı öldürdün, Nika’yı parçaladın, Hadis’i astın,
sonra da “kızlarımız iffetli olsun” diye nutuk çektin.
İtiraz edenin nefesini kestin.
Muhalif dediğin herkesi ya zindanda çürüttün,
ya darağacında sallandırdın,
ya da faili meçhul bir kurşunla susturdun.
Binlerce genci idam sehpasına çıkardın;
bazıları 17’sinde, 18’inde, 20’sinde…
Cellatlara “Allah’ın emri” dedirttin.
Korkuyu resmî ideoloji yaptın.
Biatı iman, itaati ibadet, sorgulamayı küfür saydın.
Bir nesli Evin’de, Rajai Shahr’da, Gohardasht’ta çürüttün;
bir nesli pasaportu elinden alınmış, bavulla sürgüne mahkûm ettin;
bir nesli de annesinin kucağında ağlarken yetim bıraktın.
Adalet diye bir şey kalmadı; yerine infaz mangaları geldi.
Hukuk diye bir şey kalmadı; yerine fetva makinesi geldi.
Özgürlük diye bir şey kalmadı; yerine “ölüm” kelimesi geldi.
Şimdi bir ceset toprağa indi.
Ama arkanda ne bir dua var, ne bir gözyaşı, ne bir saygı.
Sadece asılan çocukların annelerinin laneti var.
Sadece cop yemiş, saçları kesilmiş, göğsü kurşunlanmış kadınların öfkesi var.
Sadece hapishane duvarlarında kanla yazılmış isimler,
sadece sürgünde ölenlerin kemikleri,
sadece “nereye gömdünüz oğlumu?” diye haykıran analar var.
Tarih seni affetmeyecek.
Halk seni affetmeyecek.
O darağacında sallanan gençlerin gölgesi,
senin mezar taşının üstünden hiç inmeyecek.
Biraz uzun yazacağım ama artık YETTİ. Ben artık Cumhurbaşkanı'nın halkı bu denli ayrıştırmasına, nefret ve öfke kusmasına, sürekli hakaretler etmesine ciddi anlamda tiksinir ve rahatsızlık duyar oldum. Sürekli bir ötekileştirme ve hedef gösterme. Yahu gençler mutsuz, umutsuz; sebebi de bilin bakalım kim? Kendilerine iki eğlence çıkardılar diye ülkenin cumhurbaşkanı gencecik çocuklara ağıza alınmayacak çirkin ithamlarda bulunuyor. Oylarına muhtaç olduğunuz genç kesime keşke biraz edep ve saygı çerçevesinde yaklaşsanız, keşke yaşını başını almış birisi olarak biraz hoşgörü ve anlayış sahibi olsanız. Üstelik burası laik Türkiye Cumhuriyeti; herkesin alnı secdeye değecek diye bir şey yok. Her görüş ve inanca saygı duymak zorundasınız çünkü siz bu ülkeyi birlik ve dirlik içinde tutmakla yükümlüsünüz.
Ayrıca; "ayakları vatan topraklarına sağlam basan, eğitimli, donanımlı, ahlaklı bir nesil var" diyorsunuz. Bu bile korkunç bir saygısızlık ve ayrıştırma örneği. Çünkü muhafazakar kesimden olmayanları eğitimsizlikle, ahlaksızlıkla ve bu vatana saygı duymamakla, ayakları yere sağlam basmamakla itham ediyorsunuz. Hâlbuki bu eğlenceyi düzenleyenlerin büyük bir çoğunluğunun, onun bunun torpiliyle değil de kendi başarıları ve alınlarının teriyle ülkenin en prestijli üniversitelerine giden gençlerinin yaptığı bir eğlence olduğundan bile habersiz, hor görüp ötekileştirdiğiniz o gençler, emin olun vatan topraklarına ayaklarının ne kadar sağlam bastıklarını seçim zamanı oy pusulasına bastıkları damga ile gösterecekler sizlere.
Siz seçilmiş bir cumhurbaşkanı olarak her görüşe, her inanca ve her düşünceye saygı duyarak bu ülkeye bağlı kalıp görevinizi tarafsız bir şekilde yerine getirmelisiniz. 71 yaşına gelmiş biri olarak torununuz yaşındaki kişileri o kürsüde arkanızdaki şakşakçı eşliğinde tezahüratlarla hedef gösterip hakaret etmeniz kabul edilemez. En ufak bir eleştiriye dahi tahammülünüz olmadığı için "bana hakaret etti" diye herkesi hapse atıyorsunuz ama söz konusu kendiniz olunca bizlere en ağır ithamlarda, en kaba ve en ağza alınmayacak söylemlerde bulunuyorsunuz. Biz artık siyasette bu sokak ağzından çok bıktık. Bizleri ayrıştırıp birbirimize kırdırmanızdan yıldık, yorulduk, yıprandık. O kürsüde adeta insan kıyımına dönüşmüş cinayetleri konuşun, ekonomiyi konuşun. Ama yok, siz bunun yerine gırtlağına kadar mutsuzluğa batan ve her şeye rağmen kendilerine tek bir gün ayırıp birkaç saatliğine eğlenen gençleri hedef gösteriyorsunuz ve yamyamların önüne atıyorsunuz. Onlar bu ülkenin geleceği, onlar ana baba evladı. Bu ne biçim bir düşüncesizliktir?
Siz Recep Bey, Türkiye Cumhuriyeti'nin evlatlarına, gençlerine "kimliksiz, şarlatan, eğitimsiz, donanımsız, ayakları yere sağlam basmayan, vatanına sahip çıkmayan, saygısız" gibi söylemlerle yerden yere vuramazsınız. Mustafa Kemal Atatürk gençlere bayram armağan etti, gençlere Gençliğe Hitabe'yi armağan etti, gençlere bu ülkenin geleceğini emanet etti. Bu ülkenin kurucusu genç nesile bu kadar saygı duyup bu kadar el üstünde tutarken siz onları aşağılayamazsınız. Siz onlara hakaret edemezsiniz. Hiçbir makam, hiçbir mevki Türkiye Cumhuriyeti'nin gençlerinden daha kıymetli ve daha üstün değildir. Bu da böyle bilinsin.
Siz Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ey Türk Gençliği" diye seslendiği nesile, "kimliksizler" , "şarlatanlar" diyemezsiniz. Umarım bir an önce sirkelenip, kendinize gelir ve bu Türk gençliğinden af dilersiniz. Dilemezseniz de kendiniz bilirsiniz. Elbet o hor görüp aşağıladığınız gençlik size gereken cevabı, gerektiği şekilde sandıkta verecektir.
Şarkı sözünü beğenmedim, gözaltı. Dizi senaryosunu beğenmedim, gözaltı. Youtube'da yapılan şakayı beğenmedim, gözaltı. Sahne kıyafetini beğenmedim, gözaltı. Sosyal medya paylaşımını beğenmedim, gözaltı. Sokak röportajını beğenmedim, gözaltı. Bu liste nereye kadar uzar?