Çocuk bakılmıyordu. Çocuk kendi kendine büyüyen bir şeydi. Çocuğa çocuk emanet ediliyordu. Benim dayım emekleme çağındayken teyzeme bırakılıyor. Teyzem de ondan birkaç yaş büyük. Anneannem dediğiniz gibi iş peşinde. Teyzemi biri çağırıyor gidiyor çocuk. Dayım emekleyerek çıkıp dışarıdaki su oluğunun içine giriyor. Mevsim kış, su buz gibi . Ne kadar kaldı belli değil. Bir adam görüp çıkarıyor. Sonra ateşli hastalık geçiriyor dayım. O günden beri işitme engelli. Şimdi karın işe dalıp çocuğunun başına bir iş getirse naparsın? Eski analar gibi yaptı oysa.
Anlatır köydeki yaşlı kadınlar, bulamaç deriz un şeker su karışımından mama yapıyorlarmış. Beşiğin üstüne tülbentin içine asıyorlar. Çocuk akşama kadar emiyor oradan. O çocuk ağlar, ağlamayı geçtim mesela boğazına kaçıp ölebilir. Şimdi farkediyorlar bunu. Ne yapacaksın kızım iş vardı, gitmezsen ne yiyeceksin diyorlar. Hiçbir anne memnun değil bundan.
Eskiden köyde çocukluk mu var? 5-6 yaşında hayvan peşine koşuluyor. Çocuklar geçimin devamı için araç.
Eskiden çocuk değeri yok. İnsan değeri yok. Ölmüşsün kalmışsın, sakat kalmışsın yok. Benim babam 12 yaşında İstanbul'a gelip çalışmaya başlıyor. Göndersene oğlunu 12 yaşında başka şehre? Babannem çok doğurmuş ama böyle doğrulur. 12 yaşında büyüyor çocuk. Doğrulur yani ne var.
Akşam işten geldiğinde 2 yaşında çocuğunu sokakta yalnız gör bakalım eşine ne diyorsun? 6 yaşında kızına iş yaptırsın kızarak bakalım ne tepki veriyorsun?
Şimdi çocuklar çok önemli. Kırk tane endişeyle yaşıyoruz. İyi bir hayat yaşasın istiyoruz. Anne babasını iyi bilsin istiyoruz. Bu yüzden kaygılarımız var ve işimiz zorlaşıyor. Bir komşumuz vardı. Bir sürü çocuğu vardı. Hiçbirini 3.sınıftsn sonra okutmam��ş. Hepsi girmiş işe para getiriyor. Adam 40 yaşında emekli etmişti kendini, boş boş geziyordu. Çocuklar çalışıp getiriyor nasılsa. Bu rahatlıkta olsak herkes doğurur.
İyi anne olalım, çocuğa iyi bakalım, yara açmayalım, iyi çocukluğu iyi geleceği olsun diye düşünüyoruz. Bu kadar düşününce de zor bazı şeyler.
Bir de eklemek isterim ki kadınların seçme hakkı yoktu. Korunma vs yoktu. Beşiği sırtıma bağlar tarlaya giderdim diyor. Durup dinlenme yok. Kendi canının değeri de yok. Hangisi seçerdi bunu?
Şimdi siz hiç eski anaları dinlemediğiniz için sevgili Musa atıp tutmak kolay. O analar hep kızlarına dert yandı ve travmalarının acısını daha çok kızları çekti. Bizler hem yaralarımızı sarmak, hem çocukta yara açmamak hem de içimizdeki yetersizlik hissiyle boğuşmak zorunda kalıyoruz. Bu da tüketiyor. O çocuğu hiç bırakamamak tüketiyor.
Eleştirilecek şeyler vardır ama eskilerin anneliğini överek değil.
Beni pişman bir bakış ikna edebilir, beni hadsiz bir kelime küstürebilir. Beni küçücük bir acı öldürebilir, beni tek bir cümle hayata döndürebilir. Çok ince bir çizgideyim.
@ajansmuhbir1923 cocuklari ortalik mali gibi gorup sapur supur open insanlardan hoslanmiyorum, istemeyen rahatsiz olan cocuga israrci temas hatalidir. sirf cocuk diye hepsi sevgi yumagi ve temas bagimlisi olmak zorunda degil. cocuklarin da sinirlari vardir, saygi duyulmali