Atlas Çağlayan.
Ahmet Minguzzi.
Hakan Çakır.
Ata Emre Akman.
Berkay Melikoğlu.
Alperen Ömer Toprak.
Bu ülkede 18 yaşın altındaki çocuklar, akranları ya da yaşça daha küçük kişiler tarafından öldürülüyor. Biz bu isimlerden bazılarını görselimizde kullandık. Ama biliyoruz ki mesele birkaç isimle sınırlı değil. Daha niceleri var. Ve olmaya da devam ediyor.
Her seferinde aynı cümle önümüze konuyor:
“Suça sürüklenmiş çocuk.”
Bu bir gerçeklik değil, bir masal.
Bu, suçu hafifleten, sorumluluğu dağıtan, adaletsizliği görünmez kılan bir dil.
Ortada tertemiz çocukların öldürülmesi var.
Ortada cezasızlık algısıyla büyüyen bir düzen var.
“Nasıl olsa yatar çıkarım” rahatlığıyla işlenen suçlar var.
Cezaevinden sürekli aflarla çıkanlar, indirimlerle salıverilenler, iyi hal kılıfıyla özgürlüğüne kavuşanlar… Bu ülkede adalet, caydırıcı olmaktan çok uzak. Soruyoruz: Bizim ülkemiz dışında, çocukların öldürüldüğü bu kadar ağır suçlarda, bu kadar kısa süre yatıp çıkan kaç ülke var? Kaç ülkede cezasızlığa ve kısa süreli yatıp çıkmaya güvenilerek suç işleniyor?
Soru çok net:
Bir düzenleme yapılması için daha kaç çocuğumuzun ölmesi gerekiyor?
Bu yaşananlar münferit değil.
Bu yaşananlar tesadüf değil.
Bu, adaletsizliğin sistem haline geldiği bir ülkenin tablosu.
Cezasızlık varsa suç artar.
Adalet yoksa güvenlik olmaz.
Bu düzen değişmeden, hiçbir çocuk güvende değil.
Unutmayacağız.
Alışmayacağız.
Susmayacağız.
KAN VER CAN VER! Okulumuzda depremzedelere destek amaçlı kan bağışı düzenliyoruz. 8 Şubat'ta Burak Bora Anadolu Lisesindeyiz. #deprem#acil#kanbagisi#kanvercanver