5 Temmuz 1993' te Erzincan ilimizin Kemaliye ilçesi Başbağlar köyünde terör örgütü PKK tarafından 28'i kurşunlarak 5'i yakılarak şehit edilen 33 canımızı rahmetle yâd ediyorum. Aziz ruhları şad olsun.
Canımızı yakanların canlarının yanacağı gün çok çetin olacak!
#Başbağlar🇹🇷
Ne Madımak'ı,
Ne Başbağlar'ı unuttuk!
Birlik ve beraberliğimize kasteden alaçaklara lanet olsun.
Bu alçak saldırılarda hayatını kaybeden tüm canlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum.
Can yakanların canlarının yanacağı gün çok çetin olacak...
#Madımak#Başbağlar
Sana kıyanlarda yoktur din iman!
Sn Adalet Bakanımız. Muhsin Başkan davasında çalışmalara 17 yıldır bu suikasti aydınlatmayanlardan başlamalısınız. Emin olun çok yol katedeceksiniz.
Sonrası sırayla gelecektir.
#MuhsinYazıcıoğlu#AkınGürlek
SAYIN YAVUZ AĞIRALİOĞLU’NUN İZMİR’DEKİ KALABALIK TOPLANTISI ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRMEM..
Burada asıl dikkat edilmesi gereken konu kalabalığın büyüklüğünden çok sosyolojik anlamıdır.
İzmir, Türkiye siyasetinin nabzının attığı şehirlerden biridir.
Bu nedenle İzmir’de ortaya çıkan her siyasi hareketlilik dikkatle incelenmelidir.
Bana göre bugün bütün siyasi partiler, MYK ve yönetim kurullarında şu soruların cevabını aramalıdır:
Yavuz Ağıralioğlu’na gelen bu insanlar kimlerdir?
Neden geliyorlar?
Hangi beklentiyle geliyorlar?
Daha önce hangi partilere oy verdiler?
Bugün neyi eksik gördükleri için yeni bir adres arıyorlar?
Çünkü görünen o ki bu kalabalığın içinde sadece bir siyasi partinin seçmeni yoktur.
Milliyetçi muhafazakâr seçmen de var, merkez sağ/sol seçmen de var, geçmişte AK Parti’ye oy vermiş vatandaşlar da var, MHP kökenli isimler de var, kararsızlar da var, sandığa gitmekten vazgeçmiş insanlar da var.
Bu tablo, Türkiye’de önemli bir kesimin yeni bir siyasi dil, yeni bir üslup ve yeni bir umut arayışında olduğunu göstermektedir.
Vatandaş sadece eleştiri duymak istemiyor; çözüm duymak istiyor.
Sadece kavga görmek istemiyor; güven veren kadrolar görmek istiyor.
Sadece rakiplerini suçlayan siyasetçiler değil, memleketin sorunlarına çözüm üreten siyasetçiler görmek istiyor.
İzmir’deki tabloyu küçümsemek veya görmezden gelmek yerine doğru okumak gerekir.
Çünkü siyaset, kalabalıkların fotoğrafına bakarak değil, o kalabalıkları meydana getiren sebepleri anlayarak yapılır.
Bugün Yavuz Ağıralioğlu’nun etrafında oluşan ilginin arkasında; ekonomik sıkıntılar, temsil edilmediğini düşünen seçmenler, siyasi kutuplaşmadan yorulan vatandaşlar ve yeni bir çıkış yolu arayan geniş kitleler bulunmaktadır.
Bu nedenle bütün siyasi partilerin bu tabloyu ciddiyetle değerlendirmesinde fayda vardır.
Kim kazanıyor, kim kaybediyor sorusundan önce; millet ne söylüyor, ne istiyor ve neyi arıyor sorusuna cevap vermek gerekir.
İzmir’den yükselen ses belki de tam olarak budur:
Milletin beklentilerini ve sorunlarını doğru okuyanlar kazanacak, görmezden gelenler ise kaybedecektir.
Kalın sağlıcakla..
Agiralioglu'nun topladigi kalabalığı normal bulmuyorum.
Normal degil derken kastettigim şudur.
Bu kalabalık sadece bir liderin kişisel karizmasından veya geçici siyasi gündemlerden kaynaklanmıyor olabilir. Toplumda karşılığı olan, uzun süredir karşılanmamış bir siyasi ve kültürel ihtiyacın dışavurumu olabilir.
-Türkiye'de muhafazakâr ama mevcut iktidardan memnun olmayan,
-Milliyetçi ama mevcut milliyetçi partilerde kendini temsil edilmiş hissetmeyen,
-Dindar kimliğini korurken yeni bir siyasi adres arayan,
bir seçmen kitlesi olabilir.
Ağıralioğlu'nun etrafındaki kalabalık bana tesadüfi görünmüyor; toplumda karşılığı olan yeni bir siyasi damarın ortaya çıkıyor olabileceğini düşünüyorum. Bu damar araştırılmalı.