@MuratpasaBld Muratpaşa’da 511 bin kişi var. 10 yılda sadece 25.6 milyonkg ambalaj atığı mı?Kişi başı YILLIK 5kg!
Gerçekçi: Türkiye ortalaması kişi başı günlük 1kg çöp, ambalajı %25-30 olsa YILLIK 90-110 kg/p kişi. 10 yılda 460-560 bin ton olmalıydı.
Belediye 25 bin tonla övünüyor. %5 başarı?
Antalya Aksu'da File markette kg fiyatı 119₺ olan göbek marullar hale sadece 7₺'ye gelmiş!
Bu marulları 7₺'ye alan Martı Sebze Meyve isimli firma markete %471 kârla 40₺'ye satmış! Market ise %200 kârla 119₺'ye tüketiciye satıyor!
Bu nasıl bir düzendir
https://t.co/BouDvLnPWV
@merveyildirimtv biraz olsun makul olun, Çin’den gelen çer çöp malzemeler ile Türkiye’deki üretim durma noktasına geldi. Yurt dışından gelen vasıfsız mal alımı eleştirilecek bir konu degil, övünülecek bir konu !
#AdaletBuMu diye sormuşsun ya. Evet tam da bu, üreten çalışan Uludağ’ı doldurmaya yetiyor! Yarını düşünmeyen oturup devletten yani “benden” beklerken mağdurum türküsü söylüyor. Üretmenin yolunu göster, normalleştirme!
#şartmı sadece mağdur haberleri yapmak?
Evet şart çünkü bu sayede normalleştirip mağdur olanların durumu kabullenmesini sağlıyorsun. Sen o anlattığın uçak projesinden daha yıkıcısın, farkında mısın?
Bir zamanlar bir adam, bu topraklara aklın ve vicdanın kardeşliğinden doğan bir medeniyet armağan etti. Onun düşü, dogmalardan uzak, sürekli yenilenen bir insanlık fikriydi. Bugünse o miras, eski bir konağın cilalı kapısı gibi dıştan parlıyor ama içeriden rutubet kokuyor. Gerçek düşünce yerini törensel alkışlara, derin bağlılık yerini etiketli sadakatlere bıraktı. Sorgulamak ayıp, tekrar etmek meziyet sayılıyor.
Oysa Atatürk’ü anlamak, onu övmekten değil, onun gibi düşünebilmekten geçmeli. Fakat çoğu kişi, onun mirasını bir fikir değil bir taraf gibi taşıyor. Fotoğraflar, marşlar, törenler… Hepsi bir vitrinin camında duruyor, içi boşalmış bir hatıranın önünde. O narin devrim, sessizce aramızdan çekilirken geriye şu sessiz ve kadim soruyu bırakıyor: En büyük bağlılık, bir fikrin izinden gitmek midir, yoksa sadece gölgesinde durmak mı?
Mustafa F. Üstünsöz
Bu satırları, kendini sağduyulu olarak tanımlayan ama bu çarpık medya düzenini farkında olmadan besleyen herkese yazıyorum.
Siz başka ortamlarda “özgür basın, tarafsız haber, daha adil bir ülke” istemiyor musunuz?
Peki hayalini kurduğumuz ülkenin haberciliği, gazeteciliği, medyası bu mu olmalıydı?
Bugün haberin yerini dedikodu aldı.
Gazeteciliğin yerini linç, gerçeğin yerini kurgulanmış algılar aldı.
Kelimeler artık doğruları aydınlatmak için değil, karanlığı daha inandırıcı göstermek için kullanılıyor.
Siz o haberleri okurken, o çirkin başlıklara tıklarken, aslında farkında olmadan bu çürümenin bir parçası oluyorsunuz.
Sorun bir kişi değil; sorun bu zihniyet.
Bu zihniyet öyle bir zihniyet ki, halkı yavaş yavaş manipülasyonla uyuşturuyor, vicdanı susturuyor, gerçeği magazinleştiriyor.
Birkaç tık fazla almak, biraz daha görünür olmak uğruna insan onurunu yok sayıyor.
Ve işte tam da bu yüzden, aklımızla alay edercesine aynı kalıplar tekrar ediyor.
Gerçekler çarpıtılıyor, yalanlar normalleşiyor.
Bir insan hem seçimde yolsuzluk yapmış, hem diploması sahte, hem hırsız, hem casus olabilir mi?
Olabiliyor, çünkü medya buna zemin hazırlıyor.
Siyasette, sanatta, ekranda; her yerde aynı zihniyet dolaşıyor:
Kişisel çıkar için başkalarına zarar vermek.
Bana defalarca “Sus, kariyerine zarar verir” dediler.
Evet, belki verir.
Ama bu zihniyeti k��künden söküp atamayacaksak, o kariyerin, o ekranların, o manşetlerin hiçbir anlamı yok.
Bunlara alışma. Normalleştirme. Parçası olma.
Çevrimiçi bir sunum ile GDS Movement organizasyonun Dünya çapında yaptığı karşılaştırmaya istinaden, "Finlandiya'nın Helsinki" Şehrini Dünyanın en sürdürülebilir Destinasyonu olarak açıklanmasına tanık oldum.
Şehir yetkilileri açıklamalarında Sürdürülebilirlik bizim DNA mızın bir parçasıdır diye açıklama yaptı...
22000 oteli ile sürdürülebilir turizm yolculuğuna çıkmış Türkiyenin henüz destinasyon olarak belgelenmiş bir bölgesi olmadığını biliyor musunuz?
@TCKulturTurizm@turizmguncel@csbgovtr