yani olasi bir basarisizlikta da yok ilk hoca gider falan demek boyle dusunmek sacma. Kotu gecen bir yazdan sonra kasimda aralikta veya sezon sonunda en gerizekali baskan bile 4 sene ust uste yapmis hocasini kovmaz kovamaz kovmak icin plan da kuramaz. Tutunacagi tek dal aksine okan hoca olur muhtemelen. Boyle bir kamuoyu yonetimi yok yani 10 yasinda bir cocuk dahi baskan olsa boyle bir seye girismenin kendi koltugunu tehlikeye sokacagini bilir. Neyse yarin ola hayrola diyelim
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
bu dakikadan sonra transfer yangini isini bitiriyorum. Ben aklimi ve bahtimi okan buruk'a teslim ettim. O benim yerime dusunur. O benim bahtimi da duzeltir. Benim aklim basmaz. Benim basiretim yetmez. O boyle diyorsa en iyisi budur.
Erdoğan’ın ilan ettiği “yeni nesil teşkilatlanma!”
Ruhunu satın alarak, bedeni ile zafer ilan etmek…
Hapisle, tutsaklıkla tehdit etmek…
Seçilmişi diz çöktürmek, boyun eğdirmek, el öptürmek!
Sonra da bu fotoğrafı kapalı salonlarda alkışlatmak!
Böylesi dönemi milletimiz hiç yaşamadı. Haysiyet, onur, namus hisleri hiç bu kadar aşağılanmadı. Milli iradeye hiç bir zaman bu kadar büyük zarar verilmedi.
Türk milletine, bile isteye, iktidarını korumak adına, sandıkta kazanamadığında, yargı kollarıyla devletin gücünü kullanarak, kazandım naraları atmak…
Bir iktidarın, saray rejiminin sonudur, bitişidir.
Bu eylemin bir parçası olmuş, yüzü gözü birbirine girmiş zavallıları ise nedamet gözyaşları da kurtaramayacak.
Bu millet onları hiç affetmeyecek!
Çünkü söz de makamlar da milletindir!
Senin olmayanı kime satıyorsun!
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Sinem Dedetaş hapse girmeyi göze aldı ama Üsküdar’a ihanet etmedi. O da tıpkı Fatma Kaplan Hürriyet gibi ‘AK Parti‘ye geçeceğime paşa paşa hapis yatarım’ dedi.
Selam olsun cezaevini göze alan ama onurlarından taviz vermeyen tüm arkadaşlarımıza…”
Siyaseti yargı kollarına devreden Saray rejimi bu kez de Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş'ı hedef aldı ve tutukladı.
Seçilmiş belediye başkanlarını peş peşe adliye koridorlarına taşıyan, gözaltı görüntülerini servis eden bu tablo anayasal düzene ve milletin seçme hakkına saldırıdır.
Sinem Başkanımız'ın yanındayız.
Millet kararını sandıkta verdi. Üsküdar halkının iradesi gasp edilemez!
30 yıl sonra Üsküdar’ı sosyal belediyecilikle buluşturan Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş’ın yanındayız!
Üsküdar’da sandıktan çıkan iradeyi bir türlü sindiremeyenlerin, yargı eliyle siyaseti dizayn etme acizliğinin yeni bir boyutunu yaşıyoruz.
30 yıl sonra Üsküdar’ı halkçı, sosyal belediyecilikle buluşturan Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş’ın evinden gözaltına alındığı anların kendi gazeteci gruplarına servis edilmesi hem kişilik haklarına büyük bir saygısızlık hem de ciddi bir hak ihlalidir.
Üsküdar halkının hakkının, Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş’ın yanındayız.
Dünya kupasını kazanarak İsrail terör örgütü lideri Netanyahu ile katil Trump’ı bir gece olsun ağlatan İspanya’yı yürekten tebrik ediyorum!
Viva España ❤️💛
Galatasaray tarihinde sadece kupalar kazananlar değil, bu armanın haysiyetini tek başına savunanlar ölümsüzleşir. Mauro Icardi, Florya’da geçirdiği 4 yıla sadece şampiyonluklar sığdırmadı; bu kulübün genetiğindeki o boyun eğmez karakteri her cephede tek başına ayağa kaldırdı. 🦁🏆
Siz Erden Timur’un arkasında duramazken kameralar karşısına aslan gibi dikilen oydu.
Ali Koç sahne aldığında Bebek Otel masalarının altına saklanan korkak vizyonunuza inat; Kadıköy’de, statlarda o formayı ters giyip bu ülkeye şampiyonluk dersi verdi.
Mourinho bu coğrafyaya "maymunluk" anlatırken taraftar dışında herkes sus pusken, o sahada dersini verip Moruk’a çeviren yegane aktördü. 🔥🤫
"Formsuz, antrenman yapmıyor, sevgilisinin peşinde koşuyor" diye besleme kalemlerinizle ergen beyinleri zehirlediniz.
O adam ise tüm dünyada dakika başına gol istatistiklerinde zirveyi zorlarken, parçalanmış ailesini toplama mücadelesini mahkeme salonlarında sessizce verdi.
Seyircinin tapmasından korktunuz; 1 yıldır sözleşmesini bilerek oyalayıp "biz istedik, o gitti" tiyatrosunu tezgahladınız.
Adam giderken bile asaletini bozmadı, sadece acı bir tebessümle "Öpüyorum" dedi. 🎭💔
Bu kirli operasyon, vizyonsuzluğun Wesley Sneijder’i Florya’dan söküp attığı o meşum günün birebir kopyasıdır. Siz neyi, hangi ruhu kaybettiğinizi henüz idrak edemediniz.
Eserinizle gurur duyun, satılık kalemlerinizle avunun. Şimdi hodri meydan; Icardi'siz de şampiyon olun bakalım, görelim o muhteşem planlarınızı! 🦅🖕👇
erden timur'u tehdit eden ali koc'a ayni hafta gol attigi mactan sonra yayinci kurulus mikrofonundan gider yapan ikon santrafor. Fenerlilerin gozunde zaten az kalmis ali koc karizmasini her kutlamaya ali koc formasiyla cikarak iyice yerle yeksan eden saha ici her hafta kortizon yiyerek gol krali olup sampiyon yapip harcadigi parayi bosa dusuren onu o koltuktan indiren adam. Daha cok gol atani da gelir senin kadar yuzumuzu yere egdirmemeye calisani gelmez bir daha. Cok sevdigin kizlarina kavusarak mutlu bir hayat surmen dilegiyle baba.
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5