📌 Tether Wallet, değer transferini mesaj göndermek kadar basit hale getiriyor. Sınır tanımayan bu hizmetle, istediğiniz kişiye dünyanın neresinde olursa olsun anında ulaşabilirsiniz.
#Tether
El Salvador Başkanı @nayibbukele ’ye “Hapse attıkları suçluların insan hakları” konusunda sorulan soruya verdiği cevabı iyi dinleyin…
(Türkçe altyazılı yaptık)
💥 Jahrein: (PKK’lıların saç örme eylemi hk.)
“Bu kadınlar dağlara çıkarılırken, 50-60 yaşındaki PKK’lı yöneticilere 15-16 yaşındaki kız çocukları peşkeş çekilirken neredeydiniz?
Aybüke öğretmen katledilirken, 16 yaşındaki Serap Eser molotofla acılar içinde ölürken neredeydiniz? Onunki kadın vücudu değil miydi?
O yüzden bırakın bu işleri. Kimsenin kadın vücudu bilmem ne savunduğunu düşünmüyorum. Dümdüz terörist olduklarını düşünüyorum.”
Ne kadar Galatasaray düşmanı varsa ortaya çıktı yine. İki gün önce bize operasyon çekiliyor diye ağlıyorlardı. Bugün aynı savcının açtığı soruşturmayı ilgiyle takip ediyorlar.
Onlar da bal gibi biliyor Erden Timur'un şikeyle suçlanmadığını. Onlar da biliyor konunun Galatasarayla ilgisi olmadığını. Yok Galatasaray küme düşürülürmüş, yok şampiyonluklar geri alınacakmış. Lan ne salak bi kitlesiniz ki söylenilen her yalanın üzerine balıklama atlayıp bi de mutlu oluyorsunuz. Etkileşim ve rating için kendinizi satarsınız siz.. Gazetecilik, habercilik değil trollük yapıyorsunuz!
Gidin kokain kullandığı resmi makamlarca ortaya çıkartılan başkanınıza hesap sorun. Ne oldu hani Fenerbahçe'ye operasyon çekiliyordu? Bi anda vaz mı geçtiler operasyondan?
Gelelim size @herkesicinCHP bundan sonra adaletin peşindeyiz palavrasına kimseyi inandıramazsın. Galatasaraylıların tamamının AKP'li olduğunu zannediyorsanız yanılıyorsunuz! Galatasaray'ın ve Galatasaraylıların ötekileştirilmesine ses çıkartmazsanız siz zararlı çıkarsınız! Hepimiz yaşadığımız şartların farkındayız, kerhen size oy veren ciddi bir kitle var! Bunu unutmayın. Galatasaray'ı ve Galatasaraylıları karşınıza alacaksanız sizden vazgeçmek 2 saniye sürmez!
Galatasaray tek, siz hepiniz!
Nasıl bir camia ile karşı karşıyayız bizim “tatlı su” taraftarlarımıza, sosyal medyadaki tüm algılara elinde hıyar ile koşan sempatizanlarımıza (taraftar demiyorum) ufak hatırlatmalar yapalım:
CUMHURİYET: Kitabın ortasından girelim. Bu camia kendini Cumhuriyet’in kalesi olarak göstermekte, Yani Fenerbahçe yıkılır ise Türkiye Cumhuriyeti sarsılır zırvaları ile bizlerin kafasını ütülemekte, tarihinde Atatürk’e suikast düzenleme hususunun baş kahramanlarından Dr. Nazımın başkanlığı, İşgal kuvvetleri komutanı “onuruna” kurtuluş savaşından sonra Harrington kupası isimli kupada aldıkları galibiyeti bir kahramanlık öyküsüne dönüştürme, Cumhuriyetin tüm nimetlerinden yararlanıp, Fenerbahçe Cumhuriyeti deme hadsizliğine sahip olma, Atatürk’ün hiçbir zaman üyesi veya sempatizanı olmamasına rağmen kendilerine Atatürk’ün takımı deme cüretinde bulunan bir camiadır. Tüm muhalif (??) basında bunu pohpohlatıp “SON KALE” imajını insanlara “zorla” aşılamaktadır.
FETÖ: Bu camia, sümüklü bir vatan haini piçin (kusura bakmayın başka şekilde ifade edemiyorum) etkisine aldığı iki üç tane “geri zekâlı” düşünceye sahip futbolcumuz üzerinden ve yıllardır kendi yöneticilerinin bu haysiyetsizin ayağının dibinde oturduğu videoları es geçip, 1-2 video üzerinden Tevfik Fikret’in ve Cumhuriyetin başından beri onu savunanların merkezi olmuş bir camiayı “FETÖCÜ” diye etiketlemeye çalışmalarını görürüz. Tamamen ellerinde tuttukları, hatta yöneticilerine bile karar verdikleri kukla medya organlarında asla Fetö’nün eli kanlı (Balyoz & Ergenokon davaları ve Vatan kahramanlarının ölümlerinden sorumlu) savcı ve hakimlerine verdikleri Mangal & Halı saha şenliklerini, Fetö’den içeri alınmış eski sponsorlarını, Fetö ile iltisaklı yöneticilerini, bir dönem aşbaşkanlıklarını yapmış ve daha sonra federasyon başkanlığını yapmış camia önderlerinin camia içerisindeki Fetöcülerin varlıklarına ilişkin söylemlerini, her başkanlık seçimlerinde alenen birbirlerini Fetöcüleri kolladıklarını suçladıkları söylemleri, hatta Fetöcülükle suçladıkları ve ölmüş evladı üzerinden vurdukları yine eski Federasyon başkanlarından 2 sene sonra sponsorluklar almalarını asla ama asla duyamazsınız.
HÜKÜMETLERLE İLİŞKİLER: Bir diğer iddiaları Galatasaray’ın sürekli hükümetlerle ilişkilerini “sıkı fıkı” tuttuğu, bu vesile ile Galatasaray’ın maddi ve manevi menfaat söylediği hususudur. Gel görelim ki, bu kişiler asla Spor Tesisi olarak tahsis edilmiş Topuk yaylasının vasfının değiştirilerek buraya turizm tesisi adında otel yapılmasını, Fenerbahçe’ye Maltepe’nin en değerli yerinde verilen araziyi, Bursa’da yerel bir gazetede ilana çıkarılarak Fenerbahçe’nin varlıklarına katılan Ataşehir arazini ve Emlak konut ile yapılan anlaşma ile ki burada konut imarına dönüştürülmesini ve buradan çok büyük paralar kazanacaklarını, stadın yanındaki İstanbul’un en değerli bölgesindeki Kenan Evren lisesi muhabbetini, Samandıra tesislerindeki tahsisleri asla ama asla dile getirmezler. Hükümet’e karşı Cumhuriyet’in baş savunucuları olduğunu iddia ettikleri yerde, hükümetle hem yakınlık, hem de akrabalık ilişki içerisinde olan yöneticilerini, bunların organizasyonlarına sponsorluk yapan başkan ve yöneticilerinin varlıklarını sanki “hiç olmamış” gibi kabul etmelerini görürüz…
ŞİKE: Benim gibi yaşı 40’ın üzerindeki Galatasaraylılar bunların yıllarca Galatasaray’ı şike yapmakla, şikeyi hatta Türkiye sınırlarına sokan kulüp olmakla suçladıklarını görürüz. Ellerinde Star TV’den kalma iki tane kariyerinde bir bok (yine affedersiniz) yapamamış futbolcu ve antrenör eskisinin videolarındaki içi boş ifadelerinden başka bir şey bulamazsınız. Gel gelelim bu camia CAS nezdinde şike suçuna bulaştıkları kesinleşmiş, buna ilişkin olarak namus davasından (kendi deyimleri ile) vazgeçmiş ve adeta suçunu ikrar etmiş bir kulüp olarak tescillenmiştir. Türkiyedeki yargılamada kurumlar değil, bireyler (ki bunların bir çoğu ilk yargılamada etkin pişmanıktan yararlanmak istemişlerdir) yargılanmıştır. Kararları verenlerin Fetöcü oldukları gerekçesi ile diğer bir sürü yargılama olduğu gibi karar bozulmuştur. Burada asla ama asla beraat kararı veren hakim ve savcıların bir çoğunu Fetöden yargılandıklarından, hatta bir çoğunun bundan dolayı görevlerinden uzaklaştırıldıklarından veya hüküm giydiklerinden bahsetmezler. Bunun yerine bize şike yaptınız diyemezsiniz deyip, kapı gibi, asla değiştirilemeyecek CAS kararını sümen altı etmek isterler. Bilirler ama tüm medya yandaşları ve bağlantılarıyla size sopa gösterirler. Sürekli bir algı ile kendilerine şike cezası aldınız diyenlerin üzerine çökmeye çalışırlar. Sonuçta o kararın ne olduğunu çok iyi bilirler.
ŞİMDİ GELELİM SONUÇ KISMINA. BİZ BU CAMİANIN NE OLDUĞUNU, BU ÜLKEYE NELERİ YAŞATTIĞINI ÇOK ÇOK İYİ BİLİYORUZ. BUNU YANDAŞ MEDYA SAKLASA DA BİZLER ARTIK SOSYAL MEDYA ARACILIĞI İLE TÜM DÜNYAYA DUYURMAYA VE KENDİNE “AYRICALIK” İSTEYEN VE TÜM BAŞARISIZLIKLARINI GALATASARAY ÜZERİNDE AKLAMAYA ÇALIŞAN CAMİANIN YÜZÜNE VURMAYA DEVAM EDECEĞİZ. BUNU EVLATLARIMIZA, DOSTLARIMIZA, HALEN VİCDANI OLAN KALBİ VE GÖZLERİ KARARMAMIŞ İNSANLARA HATIRLATMAYA DEVAM EDECEĞİZ.
GALATASARAY KÖKLERİNDEN VE ATATÜRK’ÜN CUMHURİYETİNDEN GÜÇ ALARAK YÜRÜŞÜYÜNE DEVAM EDECEK, SARSTIK ZANNETTİĞİNİZ YERDE DAHA DA GÜÇLÜ KARŞINIZA ÇIKACAK…
ÇÜNKÜ GERÇEKLERİ TARİH SADECE GERÇEKLERİ YAZACAK VE BAŞARI SADECE ONU HAK EDENLERİN OLACAK…
E. Albay Orkun Özeller @OrkunOzeller gözaltına alındı.
Gerekçe, halkı kin ve düşmanlığa tahrik.
Bu talimatı veren makamlar her gün herkesi ve Orkun Albayı tehdit ve ona hakaret eden kişileri görememiş mi?
Meclis'e terörist çağıranlar halkı kin ve düşmanlığa itmiyor da, Orkun Albay'ın sert sözleri mi düşmanlık yaratıyor?
Orkun Albay, hayatını terörle mücadeleye vermiş, göğsünü kahramanca düşmanlara karşı siper etmiş, varlığını Türk varlığına armağan etmiştir!
Her gün Öcalan'a özgürlük sloganları atanların rahatça gezmesi bu operasyonu yapanların kanlarına dokunmazken, Orkun Albay'ın vatan savunması için söylediği sözlere mi bozulmuşlar?
Gerçek bir Türk devletinde vatanı savunanlar halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmez, PKK'yı övenler cezalandırılır.
Ama paralel bir devlette PKK'yı övenler ödüllendirilir, vatanı savunanlar gözaltına alınır.
Dilediğiniz zulmü yapın!
Vatanseverler kazanacak!
Hadi lan oradan!
M. Kemal Paşa, tarihteki harp meydanlarında en çok İngiliz askerinin ölmesine sebebiyet veren "Türk" komutanlarının başında gelir. Anafartalar’da onlara tarihin en utanç verici hezimetlerinden birini tattırmıştır.
Millî Mücadele’nin muzaffer Başkomutanı olarak Türk devletini yıkma projelerini altüst etmiş, dünya savaşını kazanan Lloyd George hükümetinin devrilmesine ve siyasi kariyerinin bitmesine sebep olmuştur. Çanakkale’deki ve Millî Mücadele’deki etkisiyle Büyük Britanya’yı küresel çapta prestij ve maddi kayba uğratmış, geri dönülmez ölçüde “güneş batmayan imparatorluğun” temellerini sarsmıştır. M. Kemal Paşa’dan sonra İngiltere hiçbir zaman eskisi gibi olamamıştır.
Senin ağababaların Kadir Mısıroğlu, İngiltere’ye sığındı ve ailesiyle birlikte orada yaşadı.
Son padişah Vahdettin ise Türk tarihindeki en utanç verici olaya imza atarak düşmana, yani İngilizlere iltica etti ve onların savaş gemisiyle kaçtı. Hâlbuki Kemalist ordu tarafından derdest edilip İstiklal Mahkemesi’nde yargılanması gerekiyordu.
İngilizci olan sizin ağababalarınızdır. Mustafa Kemal Paşa ise onlara sahada ve politikada darbe üstüne darbe vurmuş muzaffer bir Türk lideridir.
Türk Silahlı Kuvvetlerimiz başta olmak üzere ülkemizin yıllardır kesintisiz olarak sürdürdüğü kararlı mücadelenin sonucunda terör örgütü PKK silahlarını bırakma ve örgütü feshetme kararı vermiştir.
Ülkemizin teröre ve terör örgütlerine aman vermeyen politikalarının bir sonucu olarak değerlendirdiğimiz mevcut duruma karşı çıkmamız mümkün değildir.
Elbette Terörsüz Türkiye hepimizin özlemi ve hedefidir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını rahatsız edecek, onları üzecek herhangi bir taviz, terör örgütü mensuplarıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletini pazarlık yapıyor noktasına getirecek hiçbir girişime izin verilemez, verilmemelidir.
Unutulmamalıdır ki bu noktaya verdiğimiz binlerce şehit ile gelindi. Onların hem ruhlarını hem de bize emanet edilen ailelerini hiç bir koşulda üzemeyiz…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, süreci şeffaflıkla, hukuka ve anayasal düzenimize bağlı kalarak yürütmelidir. Bu sürecin yegâne adresi Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Yetki, denetim ve irade yalnızca milletin temsil edildiği bu çatı altında şekillenmelidir. Yapılacak düzenlemelerin gerekmesi halinde ise referanduma başvurularak halkın karar vermesi sağlanmalıdır.
Lozan Anlaşması ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanılan bir vatanın tapusudur; bu topraklarda bir arada yaşamanın teminatıdır. Hiçbir şartta, hiçbir koşulda bu gerçek tartışma konusu yapılamaz.
KİMSE KUSURA BAKMASIN!
PKK terör örgütünün bütün örgütsel dokümanlarını, telsiz konuşmalarını, Öcalan'ın talimatlarını, örgüt içi gizli yazışmalarını, faaliyet raporlarını vs. takip etmiş, okumuş biri olarak diyorum ki;
1. Yazdığı kitaplarda, örgüt içinde yaptığı konuşmalarda ve verdiği talimatlarda sözde Kürdistan'ın özgürlüğü için;
- Temel mücadele biçiminin silahlı mücadele olduğunu,
- Şiddetin devrimci bir zorunluluk olduğunu, mücadelenin şiddete dayanmadan yürütülemeyeceğini,
- Halk örgütlenmesinin ancak şiddet yoluyla mümkün olacağını,
- İnsanın en soylu eyleminin savaş olduğunu,
- Kan akıtmadan halkın devrimci bir savaşa çekilemeyeceğini,
- Kürtlerin ancak ödün vermeksizin uygulanacak ağır, şiddetli ve şok edici zor ile yola geleceğini, o nedenle kümesteki tavuğuna, kafesteki kekliğine varıncaya kadar acımadan öldürülmesi gerektiğini,
- Düşmana (kendilerinin karşısında olan herkese) gözü kara biçimde vurmak ve her vuruşta kinlerinin fışkırması gerektiğini,
- "Niye kadın, çocuk ve yaşlı insanları da öldürüyorsunuz?" diye soranlara "Savaşta kadının da çocuğun da, yaşlının da ölebileceği, zira kurşunun adres sormayacağı" şeklinde yanıt verilmesini,
- Kürt insanının iradesiz, kaba, bilinçsiz, yeteneksiz ve zayıf, zavallı, düşürülmüş ve karı gibi olduğunu, böyle insanların ha yaşamış ha ölmüş olmasının fark etmeyeceğini,
- Halkı mücadeleye çekebilmek ve halkın desteğini sağlayabilmek için her evden ya bir kişinin dağa çıkması ya cezaevine düşmesi ya da ölmesi gerektiğini,
ve bunlar gibi şiddeti yücelten, kutsayan binlerce açıklaması ortada dururken,
Ve dahi, bu teoriyi pratiğe geçirerek yürütülen uygulamalarla 40 bini aşkın insanımız yaşamını yitirmişken,
kimse bu işin baş sorumlusu bir teröristi bana "Barış İnsanı", "Barış Sevdalısı", "Barış Güvercini" falan diye yutturamaz.
2. Öcalan gibi 20'nci yüzyılın en büyük insan kasaplarından biri olan ve kandan beslenen bir vampiri "dost, önder, yoldaş" gören biri benim dostum, yoldaşım olamaz; o gibi insanlara sempati besleyemem.
KİMSE KUSURA BAKMASIN!
Fikir özgürlüğü, eleştiri hakkı ve barışçıl gösteri yapmak; demokrasimizin temel taşı, Anayasamızın güvencesidir. Gençlerin konuştuğu, gazetecilerin yazabildiği, halkın sokakta sesini duyurabildiği bir ülke hepimizin ortak hayalidir.
Ancak ne yazık ki son günlerde bu hayale gölge düşüren gelişmelere tanıklık ediyoruz.
Sabahın erken saatlerinde evlerinden alınan ardından tutuklanan gazeteciler, polis müdahalesiyle susturulmak istenen gençler, kürsüde kalabalığa seslendiği için tutuklanan evlatlarımız var artık bu ülkede.
“Her şey çok güzel olacak” diyen o güzel çocuğumuz, Berkay Gezgin… Bugün 22 yaşında ve tutuklandı. Bu ülkenin gençleri, hayal kurdukları için cezalandırılıyor. Sadece sesini duyurmak isteyen pırıl pırıl gençler, kelepçelerle susturulmak isteniyor.
Ben buradan sesleniyorum: Bu gençleri korkutarak, yıldırarak değil, dinleyerek büyütmeliyiz. Onlara kulak vermek zorundayız. Çünkü bu ülkenin geleceği onlardır.
Berkay’ın son sözleri “Lütfen beni unutturmayın” oldu.
Biz unutmayacağız evladım. Seni de, senin gibi yüreğiyle konuşanları da asla unutturmayacağız.
Atatürk baskılı Türk bayrakları taşıyan, bozkurt yapan, andımızı okuyan, aralarına PKK’lı provokatörleri almayan gençlerin hırpalandığı dklarda Türk ve Devlet düşmanı PKK’lı kürtçü/bölücülere pamuk şeker dağıtıldı.
Bu rezilliğe şahit olma bahtsızlığı da yine bize nasip oldu…