Devlet ne anamızdır ne babamız; arkadaşımız, dostumuz, kardeşimiz de değildir. Devlet, hayatımızı kolaylaştırmak, haklarımızı korumak ve düzeni sağlamak için maaşlarını bizim ödediğimiz insanlardan oluşan bir organizasyondur. Kutsal değildir.
Devleti kutsamak, bir aracı amaç h��line getirmektir. İnsanları sömürüden ve zorbalıktan kurtarmak için kendisinden daha iyi bir yöntem icat edilememiş olması, devleti kutsal kılmaz.
AK Parti’nin yıllardır değişmeyen bir siyaset yöntemi var:
Önce yanlış kararla büyük bir bedel çıkarıyor, sonra o bedelin küçük bir kısmını telafi edip bunu millete “büyük başarı” diye anlatıyor.
S-400’ü aldınız, F-35’ten olduk. Şimdi F-35’e geri dönebilme ihtimalimize sevinmemizi istiyorsunuz.
Enflasyonu kontrolden çıkardınız, faizi %8,5’ten %50’ye çıkarmak zorunda kaldınız. Şimdi enflasyon %30’lara indi diye alkış bekliyorsunuz.
KKM’yi kur krizinin çaresi diye getirdiniz, şimdi KKM’den kurtulmayı başarı diye anlatıyorsunuz.
6 Şubat’ta 53.537 canımızı kaybettik. Depreme hazırlıkta geçen yılların hesabını vermeden, şimdi yapılan konutları bütün hikâyenin başarı hanesine yazıyorsunuz.
Suriye’de yıllarca uygulanan politikaların göç, güvenlik ve toplumsal maliyetini millet ödedi. Şimdi ortaya çıkan jeopolitik avantajları anlatıp geçmişin faturasını unutmamızı bekliyorsunuz.
Birinci çözüm sürecinin ardından şehirlerimiz hendeklerle, barikatlarla karşı karşıya kaldı; güvenlik güçlerimiz ve milletimiz ağır bedeller ödedi. Sonra terörle mücadelede elde edilen başarıyı anlattınız.
Şimdi aynı filmi yeniden izlemek istemiyoruz.
Devlet yönetmek; önce sorun üretip sonra o sorunu yarı yarıya çözerek kahramanlık ilan etmek değildir.
Başarı, yangını çıkarıp söndürmek değil; o yangının çıkmasına izin vermemektir.
Başarı, kaybettiğimizi geri almaya çalışmak değil; milletin hakkını ve devletin imkânlarını baştan doğru korumaktır.
Millet artık son fotoğrafı değil, filmin tamamını görüyor.
Gözaltına alınan bazı kişilerin emniyet binası içinde arkadan kelepçeli şekilde yürürken çekilen bu tür videoları gazeteciler değil aslında polis telefonla çekiyor ve ardından bu videolar polis bağlantılı bazı gazeteciler üzerinden yayılıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü bina içi kameralara bakarsa bu videonun hangi polis tarafından çekildiğini kolayca bulur. Suçlu olduğuna mahkeme tarafından karar verilmemiş bir kişiyi hiç gerek olmadığı halde kelepçe takıp ardından videoya çekerek ülkeye teşhir etmek artık yeni moda bir cezaya dönüştü. Hapis cezası ve para cezasına ek olarak kanunda yer almayan fiili bir "kelepçeli teşhir cezası" uygulanıyor adeta. Üstelik bu ceza yargılama yapılmadan hatta kişinin savunması alınmadan veriliyor.