🖊️Faruk Uysal yazdı | Emin Alper’in Kurtuluş filmi üzerine…
🔺Yeni dönem Türk Sineması’nın “Kürt meselesi” ile imtihanı
🔺Kurtuluş filmi, klasik terörizm anlatısının sınırlarını aşamamakta; bu sınırların dışına çıkma cesaretini gösterememektedir
https://t.co/GjukqGvs8q
MERHABA CANIM
Korkma
Korkmasam "korkma" diye seslenen de olmazdı herhalde. Herhalde korkacağım, korkacağım ki tedbir alacağım. Bu en temel hayatta kalma içgüdüsü.
Korka korka, korkmaktan usanmışsak peki? Hayatımız başlı başına meydan okumaysa ezberlere? Hayat bizi yorduysa ve kaybedecek pek de bir ��eyimiz kalmadıysa?
Olur mu? İnsan, 15 yıldır yazıp çizdiği, sesini duyurduğu x hesabı kapatılır diye bile korkar? Öyle değil mi?
Peki öyleyse tedbir alayım.
Hazır henüz kapatılmamışken hiçkimse okumayacak gibi içimi dökeyim şuraya.
Yarın öbür gün, bir başka 12 Eylül anlatısına katkısı olur belki de yazdıklarımın...
Önümden kelepçeyle geçiriliyor arkadaşlarım. Ben niye hâlâ dışardayım? Biri "yakın kendinizi, bizi uğraştırmayın" diye yazıyor çünkü bunu yazabiliyor. Köşe başındaki gazete bayiinde gazetenin manşeti "lgbti inlerine girildi"!
İnde mi yaşıyorum ben? Evet evi bir iki gündür temizleyemedim ama hâlâ in sayılmaz. Bir iki kriminal vakayı dahil ettikleri ve yüzbinlerce insanı "sıra sizde" diye tehdit ettikleri operasyonlar nerde biter bilinmez. Kalkıp evi toplamalıyım. Gelirlerse ayıp olmasın!
Müstehcenlik suçlaması getirmesinler şimdi durduk yere, dolaptaki kıyafetlerimi gözden geçireyim bari. Şu son paylaştığım fotoğraftaki atletim müstehcen miydi acaba? Silmedim. Silmem de. 30 yıla yakın televizyona takım elbisemle çıktım ben. Emekliyim artık. İster atlet giyerim ister giymem bile. Kime ne? Telefonları karıştırıyorlarmış içerde. Dur galerimdeki fotoğraflara da bir bakayım. Mahcup olmayalım içerde.
Mart'ta gelir vergisi ödenecek diye not var galeride. Unutup da parayı harcamayayım diye. Hatırlatıcı.
E şimdi kendi ödediğim parayla alınmış kelepçeyle mi götürecekler beni evden? Ben seçmek isterdim doğrusu. En azından rengini.
Sahi vergi kaçıranlar, insanları suça sürükleyenler, gerçek çeteler, üç kağıtçılar, ırz düşmanları cirit atacak, bizler mi içeride yatacağız?
Komşular da tempo mu tutacak, alkışlar eşliğinde aslanların önüne mi atılacağız arenada? Ne vakit imparator sıkışsa Roma'da, bir kaç köle atarmış ya aslanlara. Var mı bundan âlâ temâşa...
Ben kölelerin yanındayım, aslanların ve komşuların karşısında. Aslanların ve komşuların günahı az. Asıl imparatorun dimdik karşısında...
Yazsın bakalım tarih bizi de direnenler safında. Varsa bir hakkım, okuyana ve ses çıkarana helal ola. Zulme direnenlerin alnından öperim. Elbette rızaları varsa.
Allah'a emanet olun...
Neye şaşırdın? Şaire de mi şaşırırsın? Ne diyor Şair Arkadaş Zekai:
"annemi ve allahı da çok severim
annem de allahı çok sever
biz bütün aile zaten biraz
allahı da kedileri de çok severiz.
ah canım aristophones
barışı ve eşek arılarını hiç unutmuyorum
ölümü de bir giz gibi tutuyorum içimde
ölümü tanrıya saklıyorum
ve bir gün hiç anlamıyacaksınız
güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum
düşüvericek ellerinizden ellerinizden ve
bir gün elbette
zeki müreni seviceksiniz
(zeki müreni seviniz)"
"Yaz bitmeden geldiler. Güz gelmeden... Zemheri bulutları harekete geçmeden. Şehir şehir indiler.
Resimlerinde veda etti hayat.
Hayatlarının hiç bitmeyecek olan resminde onurla durdular."
"Bu dünyada ne varsa metalaştırıyor, şeyleştiriyor, parayla alınır-satılır nesnelere, kâr aracına dönüştürüyor… Bu niteliğinden ötürü kapitalizme kadavra medeniyeti diyorum… Artık metalaşmamış, şeyleşmemiş, alış-veriş konusu olmayan, parayla alınıp-satılmayan hiçbir şey yok…"
📌Kapitalizmden çıkmanın gerekliliği ve aciliyeti…
▪️Sınıflı toplumların tarihi, sınıf mücadelelerinin tarihidir… Geride kalan yaklaşık 4500 yıl köle isyanlarının, köylü isyanlarının, işçi sınıfı isyanlarının, patriyarkaya karşı direnen kadınların isyanlarının tarihidir…
▪️Artık yediklerimiz hasta ediyor. Otların, çiçeklerin, ağaçların kokusunun yerini benzin, mazot kokusu, sessizliğin yerini arabaların gürültüsü aldı. Çocuklar ekmeğin AVM’lerde üretildiğini sanıyor, buğdaydan habersiz…
▪️Bugüne kadar komünizm hiçbir yerde denenmedi… Var olmayan bir şeyin ölümünden söz etmek abes değil midir? Oysa komünizm mümkün ve gereklidir… Boşuna, ‘insanlar çözemeyecekleri soruları ortaya atmazlar’ denmemiştir…
🖊Fikret Başkaya
https://t.co/uhc5ejAQgo
Devrimcinin ve devrimin ölüsünü sevmek ve bunun nostaljisiyle yaşamak da size düşüyor ne yazık ki. Bütün devrimci hareketlerin bitirildiği bu çağda KÖH'ün neden bitmediği veya bitirilemediğini biraz çalışsanız derim.
Bu örnekte de olduğu gibi küresel ölçekte marjinalleşerek genel siyaset teorisi ve tartışmasının dışına itilmiş aşırı fikirlerin Kürt siyasetinde orantısız bir temsil bulması, Kürt siyasi ekosisteminin meşruiyet dışına itilmiş olmasından kaynaklanır. Siyasetin savaş, işkence, sürgün ya da cezaevi gibi şiddet riskleriyle birlikte gelmesi, siyasi kadroları tabandan tavana bu riskleri göze alabilecek insanlarla sınırlar. Bir zamanlar ulusal uyanış fikrini cesaret ve fedakarlıklarıyla Kürt halkına köy köy anlatmayı başaran kadrolar, artık dünyada ciddi hiçbir platformda savunamayacağınız aşırı fikirlerin temsilcisi haline gelip siyasi dinamizme ayak uyduramaz hale gelir. Gerçekçi tartışmalar yürütemeden, entelektüel olarak ilerleyemeden, dil öğrenemeden ve kendi halkından başka kimseyle iletişim kuramadan, Kürdistan siyaseti kadar karmaşık bir denklemi yönetmeye çalışırlar.
Ne zorunlu asimilasyon, ne göç, ne de ulusal bilinç eksikliği: Kürt toplumunun en büyük sorunu, siyasi kadro yetiştirememesidir. Savaş Darwinizmi, yetişebilecek kişilerin dağlarda ölmesini, cezaevlerinde tükenmesini ya da altmışların Sovyet propagandalarını gerçek sanan liderlerin sultasında kalıp yok olmasını sağlarken, halihazırda yetişmiş olanların da ya gönüllü Türkleşerek ya da apolitikleşerek güvende kalmasını getiriyor. Sonuçta Kürt siyaseti, konuştuğu hiçbir dili yeterince bilmeyen, cesur ve fedakâr bir sosyokültürel alt sınıfın özverili uğraşısına sıkışıp kalıyor.
Bu yüzden bir aciliyet olarak görülmesi gereken şey, bedeli ne olursa olsun Kürt siyasetine yasal alan ve meşruiyet sağlamak olmalı. Ancak bu gerçekleşirse, yirmi milyon nüfuslu Türkiye Kürt toplumundan Kürt meselesini müzakere edebilecek siyasi kadrolar ve sınıflar çıkmaya başlar.
Barış sürecinden beklenecek kazan-kazan da bu olmalı. Türkiye ihtiyaç duyduğu istikrarı ve güvenliği elde eder, Kürtler ise meşruiyet dışında kalmanın dayattığı siyasi ve düşünsel kısır döngüden kurtulur.
Herkes kazanır. Kürt sorununun etnopolitik yönü zamanı gelince doğru siyasi kadrolar tarafından yeniden müzakere edilir.
@AlizaMarcus@hannahluci As real socialism collapsed, the movement sought new methods and alternatives to overcome the resulting crisis. Its political flexibility—its ability to adapt its methods and strategy—is precisely what enabled the movement to survive and remain relevant today.
@AlizaMarcus@hannahluci PKK has consistently viewed violence as a tool and, under certain conditions, a necessity—not as an end in itself. Whenever political space emerged, especially from the early 1990s onward, it also turned toward political engagement.
@AlizaMarcus@hannahluci But that necessity no longer exists today. Neither the PKK nor the Kurdish people are the same. Much has changed. What was once a means of self-assertion for the oppressed has lost its function. This perspective may lead to more accurate conclusions.
Çağdaş sanat her zaman sanat mıdır? Yapılan işe küratörün aşırı anlam yüklemesi... Siz bir şey yapın, biz ona sanat eseri havası verecek, yeniden anlamlandıracak bir metin yazarız formunda...
İşçi Filmleri Festivali kapsamında İstanbul, İzmir, Ankara ve Kuşadası'nda gösterimi yapılan "İzmir'de Bir Afro-Türk: Yalçın Yanık" belgeselim üzerine yapılan röportaj yayımlandı.
Belgeselin çıkış hikâyesini, üretim sürecini ve anlatmak istediklerini konuştuk. Keyifli okumalar.
🗣️ “İzmir’de Bir Afro-Türk: Yalçın Yanık” filminin yönetmeni Faruk Uysal: “Hem Afro-Türklerin hem de Basmane’de yaşayan mültecilerin hayatlarına odaklandım”
https://t.co/vLewDfJy9l
Sistem şöyle işliyor: ne söylediğine değil, sistem için ne kadar tehdit oluşturduğuna bakıyor. Sisteme karşı tehdit olmaya doğru gittiğin an seni bertaraf ediyor. Ama sistemin hesap edemediği şey, bu yöntemin her zaman istenen sonucu vermediğidir.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Oto Sansür 🎤 Deniz Göktaş
Deniz Göktaş’ın ilk special gösterisi “Selam Selam”dan bir kesit izlediniz. Full hâli YouTube’da sizi bekliyor. Bu arada yeni gösterisi “Ölü Deniz” de halen YouTube’da!
"Ben bir kırmızı ayna metaforu üzerinden bir kayıp gencin ve annesinin hikayesini anlatmaya çalışırken, bu aynı zamanda bu topraklardaki yüzyıllık kayboluş tarihinin hikayesi halini aldı."
📍 Uluslararası Hemingway Ödülü’nü alan Uluslararası PEN Yazarlar Birliği Başkanı Burhan Sönmez ile konuştuk:
▪️ Bugün barış süreci dediğimiz yeni durumda Kürt ile Türk'ün barışmasından söz ediliyor. Bence Kürdün Türk ile barışmasında bir sorun yok. Türk'ün Kürt ile barışması sorunu var. Barış üzerine kurulan bütün diller Kürtlere hitaben kuruluyor sanki, herkes bize nasihatte bulunuyor
🎙️ Nezahat Doğan
https://t.co/7Yj3JJnWAm
30 yılını cezaevinde geçirmiş biri konuşmasın; ama ömrü boyunca sistemin çizdiği sınırların dışına çıkamamış olan sizler konuşsun, öyle mi? Bir de eleştirdiği şeylere bakın: siyaset, müzik, felsefe, spor, sinema... Kendi lügatlarında yeri yok diye Kürtler de konuşmasın öyle mi?
Bu arkaaş ne anlatıyor heval?
Siyaset, edebiyat, felsefe, spor, müzik, sinema…
her şeye dair konuşuyor.
Ne dediğini anlayan varsa helal olsun.
Silah bırakılıyor anladık da İmralı sekreteryası ne?
Bir çeşit havari mi bunlar? Öcalan’dan el aldıkları için kutsal görülüyorlar…
Diyarbakır'da derinleşen sosyo-ekonomik uçurumun siyasi alana etkisi
Gazeteci Azad Altay Spot Basın Kooperatifi'nden İrfan Aktan ile Diyarbakır'da artan çete faaliyetlerini konuştu.
@irfanaktans | @azad_altay04#NasılYapmalı👇
https://t.co/vtCQoD8b25
"Kürt halkının varlığına yönelen inkâr, imha ve tasfiye politikaları bütün ağırlığıyla sürerken, oklarını bu düzenin sahiplerine değil de direnenlere yöneltenler, farkında olarak ya da olmayarak egemenlerin değirmenine su taşıdılar."
Hafızanın sesi, sessizliğin tarafı
Ercan Jan AKTAŞ yazdı ✍️
🔸"Son zamanlarda Mem Ararat’a dair tartışmaların içine girmedim, biraz kıyıdan izledim. Ta ki önüme düşen ‘Tirsonek’ çalışmasına kadar..."
🔸"Ali Doğan Yıldırım, Delil Doğan, Hozan Zinar, Hozan Mizgin, Evdilmelik Şexbekir, Hozan Serhat, Delila…Lorca’nın mirası.."
https://t.co/xdNc9mnMzw
Kürt meselesinde Devlet Bahçeli’nin gerisine düşmeyi başaran bir Türk solu gerçeğiyle karşı karşıyayız. Kürt siyasi hareketi açısından da bu yükü taşımaya devam etmenin ne kadar anlamlı olduğu artık ciddi biçimde tartışılmalı.
"DEM Parti ile yeniden ittifak yapmanız mümkün mü?" sorusuna TİP lideri Erkan Baş'tan yanıt:
"Ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilirler. Biz burada ortaklaşmayabiliriz.
Bunlar konuşulur. Ama TİP açısından şunu söyleyeyim: Biz seçimlere kendi başımıza ve kendi adaylarımıza girme ihtimalimizi gözeten bir hazırlık içerisindeyiz"
Bugün Kürt siyasetinin, cenah farketmeksizin gündeminde olan konulara bakın. Neler var gündemimizde?
Amed mi Diyarbekir mi? Altan Tan, Moğol mu? Hozan Diyar bir xıyar mı yoksa bizim bayrağımız alaxemgîn mi? Başka neler var?