Türk milleti bu konunun peşini asla bırakmamalı ve bu cezanın Hazineden ödenmesine asla izin vermemelidir.
Bu boku kimler yediyse hesabı da onlar ödemelidir.
Ben vatandaş olarak Irak petrollerini yasal olmayan yollardan taşıyan ve ülkemizin 1.5 milyar dolar ceza almasına neden olan ahlaksızların kim olduklarını öğrenmek istiyorum.Para benim vergilerimden ödeneceği için bunu bilmeye hakkım var.Derhal açıklayın.
Bunu her ülkede göremezsiniz: Yüksek yargı mensubu bile adalet arıyor❗️
Bolu Grand Kartal Otel'deki yangında yakınlarını kaybeden aileler Bolu'dan Ankara'ya "78 Can İçin Adalet Yürüyüşü" başlatıyor. Yürüşte ülkemizde pek görülmeyen bir şey yaşanıyor. Bir yüksek yargı mensubu da oğlu için adalet arıyor.
Yangında oğlunu kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay da bu eylemde-yürüyüşte yer alıyor ve şunları söylüyor:
"Bir toplumda insanlar ekmeksiz kalabilir, susuz kalabilir, karanlıkta kalabilirler. Ama adaletsiz kalamazlar, buna dayanamazlar"
İŞTE VAHDETTİN'İN KAÇIŞININ BELGESİ
İstanbul İşgal Kuvvetleri Başkomutanı İngiliz General Sir Charles Harington, Vahdettin’in kaçışını şöyle anlatıyor:
“15 Kasım Çarşamba günü yemekte iken sultanın yaveri geldi. Sultanın, cuma selamlığına çıktığında öldürüleceğini düşündüğünden hayatını kurtarmam için bana haber yolladığını bildirdi. Ben, sultanı kaçırmakla suçlanmamak için bu talebin yazılı olarak yapılmasını istedim.”
Bunun üzerine Vahdettin, 16 Kasım 1922’de İstanbul İşgal Kuvvetleri Başkomutanı Harington ’a şöyle bir kişisel mektupla başvurdu:
“Dersaadet (İstanbul) İşgal Orduları Başkomutanı General Harington Cenaplarına. İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden, İngiltere devleti fahimesine iltica ve bir an evvel İstanbul’dan mahall-i ahara naklimi (başka bir yere götürülmemi) talep ederim efendim. 16 Teşrin-i sani 1922. Müslümanların Halifesi Mehmet Vahideddin.” (Sir Charles Harington, Tim Harington Looks Back, John Murray, London, 1940, s. 125; Oral, s.474)
Harington, daha sonra yazdığı kitapta, Vahdettin'in bu sığınma belgesinin orjinalini çerçeveletip bir hatıra olarak evinin duvarına astığını da yazacaktı.
Vahdettin, 17 Kasım 1922’de oğlu Ertuğrul ve yanındakilerle birlikte İngiliz HMS Malaya zırhlısı ile Malta adasına kaçtı.
Vahdettin, 20 Kasım 1922’de İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı Harington’a, 25 Kasım 1922’de de Büyük Britanya Kralı ve Hindistan İmparatoru V. George’a, kendisine yardım etmelerinden dolayı bir teşekkür telgrafı gönderdi. Vahdettin, Britanya Karlı’na gönderdiği telgrafı şöyle bitiriyordu:
“Majestelerinize en derin minnetlerimi sunarım. Majestelerinizin ailesinin tüm mensuplarının sağlık ve refahı için Allah’a dua ederim.” (Oral, s. 474; Sonyel, s. 200)
Dikkat edilirse, Vahdettin, iltica mektubunu “Müslümanların Halifesi” sıfatıyla imzalamıştı. Çünkü İngilizler, Vahdettin’in halifelik sıfatı sayesinde sömürgelerindeki Müslümanları kontrol etmeyi planlıyordu. Ancak bu İngiliz oyununu da Mustafa Kemal (Atatürk) bozdu. TBMM, 18 Eylül 1922’de Vahdettin’in halifelik yetkilerini elinden aldı, Abdülmecit Efendi’yi “halife” seçti.
Ayrıntı için bkz.👇
https://t.co/uELkSWIPWl
Şuan olaya tamamen tarafsız bir gözle bakıyorum. Ve şu soruları soruyorum:
1– Her sene AHBAP derneğini denetleyen ve sorun bulamayan İçişleri müfettişlerine de soruşturma açılacak mı?
2– Haluk Levent gözaltına alındığı esnada çadırcı Kerem Kınık’ın artist artist twitler atması normal mi?
3– Tam operasyon esnasında bakan beyin Kızılay’a bağış dekontu paylaşması normal mi?
4– Operasyondan 1 gün önce Ekrem İmamoğlu-Haluk Levent-Escort ifadesini trollerin aynı hesaplardan paylaşması normal mi?
5– Soruşturmadan tüm bu kişilerin önceden haberi var mıydı? Haberleri varsa soruşturmanın gizliliğini ihlal değil mi?
Bu durumda insanların “her şey planlı” demesi haksız mı?
1,4 milyar dolar ceza ödeyeceğimiz Barzani ile petrol ticareti hakkında halkı yanıltmayıcı bir bilgiyi vereyim;
2011'de İstanbul'da Powertrans adıyla bir şirket kuruldu. Aslında offshore şirketiydi ve Singapur merkezli fon şirketleri tarafından yönetiliyordu.
Görünürde patronu olmayan Powertrans'ın hiseedarları arasında Türkiye'den, çok manidar isimler yer alıyordu...
Yine 2011'de bakanlar kurulu kararıyla Irak petrollerinin Türkiye üzerinden satın alınması, depolama, iç ve dış pazarlara sevkıyatı için Powertrans'a imtiyaz yetkisi verildi.
Petrolün satın alınıp piyasaya arz sürecine kadar tüm işlemler Powertrans tarafından yürütüldü.
Irak merkezi hükümetinin izni ve iradesi dışında PKK hamisi Barzani ile Türkiye arasındaki bu karlı petrol ticareti Powertrans'a ihalesiz verildi...
Uluslararası Tahkim Mahkemesi'nin son kararı ile birlikte tablo şu;
Powertrans ve Türkiye'deki manidar hissedarları ceplerini doldurdu, 1,4 milyar dolarlık ceza gariban Türk halkına kaldı...
AKP, Paris davasını kaybetti!
Gizlenen dava sonucuna ulaştık.
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin;
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler nedeniyle;
Türkiye aleyhine hükmettiği 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık ceza kararını iptal etmek için başvurduğu Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davanın kaybedildiğini belgeledik.
Artık 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık tahkim cezasının ödenmesi için geri sayım başladı!
Peki süreç nasıl gelişti?
13 Şubat 2023’de Uluslararası Tahkim Mahkemesi aldığı kararla;
AKP’nin, 21 Mayıs 2014 – 30 Eylül 2018 tarihleri arasında, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında;
Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın⬇️
1.) Irak’a ait petrolü usulsüz olarak taşıdığı,
2.) Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı,
3.) Irak devletinin satış fiyatının altında bu petrolün satılmasına neden olduğu gerekçesiyle,
Türkiye’nin Irak’a net 1 Milyar 471 Milyon Dolar tazminat ödemesine hükmetmişti.
277 sayfalık Nihai Tahkim Kararını ilk kez kamuoyuna belgeleriyle biz açıklamıştık.
AKP ise verdiği yanıtta;
Bu cezayı içeren tahkim kararının iptali için Paris’te dava açtıklarını açıklamıştı.
Yaptığımız araştırma neticesinde;
AKP’nin, uluslararası tahkim kararına karşı Paris İstinaf Mahkemesinde açtığı ‘Kararın İptali Davasını’ kaybettiğini tespit ettik.
Sonuç⬇️
1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki ceza ödemesi için geri sayım başladı!
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!
İşte resmi belgeler⬇️
Kaynak: 10 Mart 2026 tarihli Paris İstinaf Mahkemesi Kararı (Fransızca Orijinali, Türkçe Çevirisi)
CHP’li belediye kalmayana kadar operasyonlar devam edecek. CHP’li başkanlara ya AKP ya Kılıçdaroğlu ya da cezaevi deniliyor. Bu tehdide boyun eğenlerle CHP yok edilmek isteniyor. Hiçbir AKP’li belediyeye operasyon yapılmazken CHP’li belediyelerin hepsine operasyon yapılması artık tartışılmıyor bile. Meselenin yolsuzluk olmadığı halkın kendisini yönetecekleri seçme hakkının elinden alındığını herkes biliyor.
Şimdi anladınız mı?
Golan Tepeleri İsrail’in oldu!
Trump; “Şara’yı ben getirdim. Golan Tepeleri İsrail’indir” diyor.
A. Şara ise tek kelime edemiyor.
Suriye’de oyun kurucu Türkiyedir, diyenlerin sesi çıkmıyor?
Suriye hava sahası da İsrail’in kontrolünde !
📍Şimdi bir avukat ve hukukçu olarak insanın şerefine uzanan büyük bir iftirayı çürüteceğim.
Hırsızlık, casusluk, örgüt tutmadı. Şimdi de Portekizli model Tessy Ramos Correia çıktı. Madde madde çürüteceğim:
1– “Antalya’da bir gemide” diyor. Üşenmedim tek tek 2021 yılı Haziran ve Ağustos sonuna kadar tüm açık kaynağı taradım. İmamoğlu o tarihlerde Antalya’da hiç bulunmamış.
Bulunduğu şehirler şunlar: Düzce, Malatya, Kırşehir, Ankara, Muğla/Bodrum, Adıyaman/Gölbaşı.
2– “2021 yılı yaz aylarından biri” diyor. O kadar muğlak ki. Gün vermiyor. Aksi ispatlanacak bir tarih vermiyor. ‘Aylardan birinden bir gün’ diyor. İftira atmak bu kadar kolay işte!
3– Tutuklandığı esnada itirafçı değil. Cezaevindeyken itirafçı oluyor. İlkin yok diyor, sonra var diyor. Hangi ifadeye güveneceksiniz?
Bu yalan ve iftirayı yaymalarının bence en büyük amacı muhafazakar ve dindar insanlarda İmamoğlu’na olan güveni bitirmek.
Unutmayın: Müslüman evli bir adamın namusuna iftira atmaz!