Tekrar ediyorum, Şeytantepe belgeselinde söylediklerimin tamamının arkasındayım.
Basına gönderilen metinde “pedofili katilleri savunuyorlar” cümlemi göremedim, eklensin lütfen.
Ayrıca, belgesel sürecinde hiçbir para alışverişimin bulunmadığı zaten incelemede ortaya çıkacaktır.
Belgeselde toplam 7'si Güran ailesinden olmak üzere 15 kişi konuşuyor. 140journos ekibinin de gördüğüm kadarıyla 3-4 kişiden oluştuğu bir yapım için 31 kişinin mali hareketlerinin incelenmesi isteniyor.
Peki kim bu fazladan incelenecek insanlar?
Oluşturmaya çalışılan hayali suç örgütü elemanları mı? İtirafçılar mı? Yine mi?
31 kişiyi aynı soruşturma şemsiyesi altında buluşturan somut şüphe nedir?
Peki neden milyonlarca kişi izledikten aylar sonra şimdi?
Toplumsal ve siyasi iklimin değiştiği, farklı görüşlerden insanların dosyadaki adalet taleplerine destek vermeye başladığı bir dönemde, adli yıl açılışından hemen önce ve tam Van’daki bir kovana çomak sokulduğu günün akşamında!
Yine aynı medya aparatlarıyla, beyaz torosların yerini almış troller eliyle ve 1984’teki Gerçek Bakanlığı'nı aratmayacak bir algı operasyonu diliyle.
Doksanlardan beri aynı zihniyet, Fethullahçılardan beri aynı yöntemler.
Sonuç, bölgesinde sonuncu, dünyada ise askeri diktatörlüklerle yönetilen Angola, Togo veya Nijer’in bile gerisinde kalmış bir hukuk.
Hani, ucu nereye giderse gitsindi? Maddi gerçeğin üzerinin örtülmesine müsaade edilmeyecekti?
Delillerin incelenmediği, savunmaya verilmediği, keşif yapılmayan jet bir yargılama sonucunda verilen karara karşı “yeniden yargılanma” talebi neden bu kadar korkutucu? @abakingurlek
Biz bu filmi izledik. “Doğu cephesinde yeni bir şey yok”
Son olarak, belgesel taraflı diyenler için, yine belgeselden bir kare bırakıyorum.
İnsanın tahayyül sınırlarını aşan dehşet bir kolektif kötülük devreye girdi yine, birbirinden cesaret alan, hiç bir sınır tanımayan. Zombileşmiş.
Anlamaya çalışıyorum. Neden? Nasıl? Kolektif kötülük ile ilgili bildiğimiz kuramlar, açıklamalar pek yeterli kalmıyor, onların ötesinde bir şeyler oluyor bu insanlara. Aşağıdaki makale alıntısındaki gibi:
''Anlamın en çok haset uyandıran tarafı onun saldırlara direnebilmesi ve saldırıları bile anlamlandırabilmesidir. Saldırıların güdülenme kaynağındaki haseti iyice çılgına çeviren bu özellik şerri radikal bir noktaya iter. Kötülük bir neden/bahane keşfedilip oradan bu özelliğine anlam bulunması ihtimalini bile engellemek ister gibidir. Tamamen nedensiz olmaya, görünmeye çalışır.
Bu nokta aklımızın alabildiği bir sınırın ötesidir. Ruhsallık çölleşmiş, zihinsellik dumura uğramıştır. Böyle bir noktada iradi bir seçim, karşı çıkış, direnme, seçim yapma, inisiyatif gösterme biter.
Saldırının kurbanı olan ruh ve zihin artık zombileşmiştir. Saldırının failinin kolonizasyonuna uğramış ve onun kontrolüne girmiştir.
Çağımızın sınır tanımayan işgalci dezenformasyon, manipülasyon ve propoganda iletişim iklimi insan ırkının üzerine bu yeni kolonizasyon prangaları ile çullanmaktadır.''
⚡Kesin bişey geliyor, rabbim hayır etsin inşallah. Bunlar gibi hesaplar bilerek, yalan yada eski masalları paylaşıyor, son 3-4 günde olanların normal olmadığını herkes biliyor. Enesim kırpılmış savunmasından baykuşuna.. Allah o 3 mazlumu kurtarsın..
🔴 Narin’in ailesi yalnızca mağdur değil, aynı zamanda madunlaştırılmış bir ailedir.
Çünkü burada mesele yalnızca uğradıkları ağır mağduriyet değil; haklarını talep edebilecekleri, seslerini duyurabilecekleri ve adalete erişebilecekleri yolların dahi tıkanmış olmasıdır.
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk’in açıklaması, bu durumun geldiği noktayı bir kez daha ortaya koyuyor. Ailenin adalet talebiyle yaptığı bir başvuru, bağlamından koparılarak sanki Narin’in ölümünün “faili meçhul” olarak değerlendirilmesini istemişler gibi kamuoyuna sunuluyor. Böylece ailenin gerçek talebi bir kez daha çarpıtılıyor ve aile yeniden bir operasyonun hedefi hâline getiriliyor.
Üstelik bugün yaşananlar, olağan dışılaştırılmış sürecin yeniden başladığını gösteriyor.
Şeytantepe belgeseli yayınlandıktan yaklaşık dört ay sonra JASAT’ın şikâyetiyle ayrı bir soruşturma konusu oldu. Oysa Narin davasını karmaşıklaştıran onca asılsız bilgi, dezenformasyon ve yalan haber aynı biçimde bir soruşturma konusu olmadı; bu yöndeki bazı şikâyetler de takipsizlikle sonuçlandı. Buna karşın, belgeselde ortaya konulan iddiaları çürütecek somut bir karşılık ortaya konulmadan belgeselin kendisi soruşturma konusu yapıldı.
JASAT’ın belgeseli şikâyet etmesiyle başlayan bu süreç, zaman içinde bir soruşturmanın ötesine geçerek yeni bir operasyonel sürece dönüştü. Bugün ailenin yeniden hedef hâline getirilmesi de bu olağan dışı gidişatın devamı niteliğinde.
Oysa Şeytantepe belgeselinin eleştirdiği temel mesele tam da soruşturma ve yargılama sürecinin olağan işleyişinin dışında gelişen yönleri, hakikate ulaşma çabasının nasıl gölgelendiği ve sürecin nasıl olağan dışılaştırıldığıydı.
Ve bu tabloya ailenin bizzat yargı sürecinde yaşadıkları da ekleniyor. Aile üyeleri tutuklandı, suçlu bulundu ve ailenin masumiyetine işaret eden deliller yargılamanın ilgili aşamalarında, Yargıtay’a kadar sunuldu. Buna rağmen bu delillerin yeterince değerlendirilmediği bir süreç yaşandı. Yargıtay aşamasının ardından da Adalet Bakanlığı tarafından yeni delil bulunmadığı gerekçesiyle ilgili bozma yetkisinin kullanılmayacağı yönünde açıklama yapıldı.
Dolayısıyla ortada uzun süredir bilinen, ciddi bir hukuki sorun vardı.
Yeni Bakan’ın göreve gelmesiyle birlikte ise bu dosyada yeni bir sayfa açılabileceğini; önceki süreçteki yanlış yönlendirmelerden bağımsız, önyargısız, bilimsel ve hukuki yöntemlerle hakikatin yeniden araştırılabileceğini umduk. Maalesef bugün gelinen noktada bu umut da karşılığını bulmuş görünmüyor.
Çünkü madunlaştırılmak tam da budur: Sadece mağdur edilmek değil; hakkını arayabileceği kanalların daraltılması, sözünün değersizleştirilmesi ve kendisini savunmak zorunda bırakıldığı bir düzen içinde adalete ulaşmaya çalışmak.
Narin’in ailesi bir yandan evlatlarının katledilmesinin hakikatini ve adaletini ararken, diğer yandan kendi üyeleri hakkındaki ağır yargısal sonuçlarla mücadele ediyor; şimdi ise adalet talebinin kendisi dahi çarpıtılarak yeniden hedef hâline getiriliyor.
Bu aile ne zaman sadece adalet talep eden bir aile olarak görülecek?
Biz Narin’in ailesinin yalnızca mağduriyetini değil, adalet talep etme hakkını da savunuyoruz.
Algı değil, hakikat.
Manipülasyon değil, hukuk.
Önyargı değil, bilimsel ve bağımsız bir inceleme.
Güç değil, adalet.
Narin ve ailesi için adalet istiyoruz.
Hakikat ortaya çıkana, adalet tesis edilene kadar vazgeçmeyeceğiz.
#NarinveAilesiİçinAdalet
@adalet_bakanlik@abakingurlek
Narin Güran davasını bu hale getiren tonla asılsız haber için takipsizlik verilmişken JASAT'ın #şeytantepe belgeselini şikayet etmesiyle süreç en başa sardı.Yine tüm algı hesapları,gazetecileri devrede.Bu dava için öncelik adalet bile değil olağan bir süreç.Yazıklar olsun!
“Bu bahtsız aile bu Leviathan'dan nasıl kurtulacak?
Yine kim düğmeye bastı? 21 Ağustos'ta köydeki büyük katılımlı anma (@CengizCandar ), Selahattin Demirtaş'ın (@hdpdemirtas ) mesajı, Faruk Bildirici'nin (@farukbildirici ) çalışması, Ayten Zara'nın (@AytenZara ) ekibiyle çalışmaları, Gergerlioğlu'nun (@gergerliogluof ) açıklamaları ve benim Meclis Araştırması isteyen önergem, adalet isteyen yurttaşların akın akın köye gitmesi, Büyükşehir Belediyemizin ailenin verdiği mevlide ve anmaya katkısı... Bütün bu çaba şer odaklarını yine harekete geçerdi.
Yeter!
Bu hukuksuz gidişat böyle devam edemez! Adalet bu değil. Adalet tesisi "güç savaşı, iktidar oyunu" değil!
#NarinveAilesiİçinAdalet istiyoruz.
Asla vazgeçmeyeceğiz!”
Bu ailenin tek bir üyesinin başına bir şey gelirse sorumlusu kim olacak? @abakingurlek
@avydemiroglu Şimdi bu videonun sadece keleş ve köy iyi bir köy değil kısmını yayınlayarak ne yapmak istedikleri ortada. Bu açık bir algıdan başka bir şey değil. Nevzat'ın da yayınlansın ozaman herkes kafasına göre kırpsın yayınlasın. Dezenformasyon olmuyormu bu yani?
Kendi yaralı yurttaşını tuzağa düşüren makamlara karşı da bu ailenin masumiyetini savunacağız!
"Adalete erişemeyen bize başvursun" demediniz mi sayın @abakingurlek
Bakanlığınıza sizinle görüşebilmek umuduyla gelen Arif ve Baran Güran ile avukatlarının belirli bir birime başvuruya yönlendirildiğini bilmiyor musunuz?
Doğal olarak onlar da orada kendilerine gösterilen birime adalet taleplerini sözlü olarak ilettiler. Anlattıkları bir tutanağa geçirildi ve onlara imzalatıldı. Adalet talepleri bu şekilde kayda alındı.
Sonra adalet arayan yaralı aile üyelerinin ifade tutanağı, herkesin iyi bildiği iftiracı operasyon hesapları eliyle her yere yayıldı! Kim verdi bu tutanağı bu zalimlere Sayın Bakan?
Bakanlığınızın herkes için adalet seferberliği bu mu? Bu skandal süreç böyle mi devam edecek?
Size dert anlatmak için Bakanlığınıza gelen aile üyelerini, Bakanlık yetkilileri faili meçhul birimine yönlendirsin. Olayı oraya anlatın densin. Tutanak tutulsun, imzalatılsın. Sonra aile sanki olayı "Faili meçhule" kaydetmek istemiş gibi, "Skandal başvuru reddedildi" diyerek AKİT'ten TAKVİM'e A-Haber'den her yere asılsız haberler yayılsın. Yine saldırı başlasın.
Ailenin biz böyle bir başvuru yapmadık dediği şey budur. Doğruyu söylüyorlar. Onlar, evlatlarının katli olayı "Faili Meçhul" sayılsın mı dediler? Adalet talepleri manipüle edildi, o birime yönlendirildiler ve bu nedenle oraya anlattılar. Sonuç korkunç biçimde çarpıtıldı.
Bu aile iki yıldır katili, işbirlikçilerini ve işbirlikçi troll medyayı işaret ediyor. Duymayan kalmadı. Ne "faili meçhulü?" Nasıl böyle bir şey isterler? Tabii ki istemiyorlar.
Fakat bu zalimler ne istiyor bu aileden? Ne isteniyor bu yaralı aileden? Allah korkuları yok, anladık. Ama bu zalimlik daha ne kadar sürecek?
Gazetecilikle uzak yakın ilişkisi olmayan müfteriler yine şizoid yalanlarını, iftiralarını kanal kanal gezerek anlatmaya başlayacak. Bu cesareti nereden alıyor bunlar? Bu neyin paniği?
Bir anne, suçsuz günahsız bir anne, gencecik bir evlat diri diri kuyuya gömüldü. AK Parti adaleti bu mu? Bu zulmü partinizin en az yarısı artık biliyor. Ailenin suçsuz olduğunu biliyor.
Sayın Gürlek ya yanlış bilgilendiriliyorsunuz ya da bu adli vakada sahici bir hakikate ve adalete ulaşma kaygısı gütmüyorsunuz.
Diyarbakır milletvekili olarak, seçim bölgemde yaşanan bu zulmü anlatabilmek için defalarca defalarca randevu istedim sizden. Dosya ilettim. Herkesle görüştüm size ulaşamadım. Buradan da bu görüşme talebimi iletiyorum.
Bu insanların başına -bu zulümden başka- en ufak bir şey gelse, bunun sorumlusu kim olacak? Bunu size soruyorum.
Bu soruları da vicdanı olan herkese soruyorum:
Bu sosyal medya troll çöplüğünü, bu sorumsuz kes-yapıştır haberciliğini, bu konuyla ilgili en ufak bilgisi olmadan bu aileyi peşinen suçlu ilan eden devletlüleri kim yarattı?
Bu bahtsız aile bu Leviathan'dan nasıl kurtulacak?
Yine kim düğmeye bastı? 21 Ağustos'ta köydeki büyük katılımlı anma, Selahattin Demirtaş'ın mesajı, Faruk Bildirici'nin çalışması, Ayten Zara'nın ekibiyle çalışmaları, Gergerlioğlu'nun açıklamaları ve benim Meclis Araştırması isteyen önergem, adalet isteyen yurttaşların akın akın köye gitmesi, Büyükşehir Belediyemizin ailenin verdiği mevlide ve anmaya katkısı... Bütün bu çaba şer odaklarını yine harekete geçerdi.
Yeter!
Bu hukuksuz gidişat böyle devam edemez! Adalet bu değil. Adalet tesisi "güç savaşı, iktidar oyunu" değil!
#NarinveAilesiİçinAdalet istiyoruz.
Asla vazgeçmeyeceğiz!
@RTErdogan@EmineErdogan@AvOzlemZengin@abdulhamitgul@tugbaisikercan@mehmetucum@_cevdetyilmaz@aysebohurler@Kepoluasuna@oucuncu@MahinurOzdemir@Diyarbakirbaro@ihdgenelmerkez https://t.co/hecQggiMuy
Bizler de bu hukuk ve adalet mücadelesinde adaletin, adaleti savunan siz avukatların, adaletsizliklerin en ağırına, algının en beterine maruz kalmış Güran Ailesinin yanında durmaya devam edeceğiz.
“Burdan ileri gider, geriye gitmez.”
Mahkeme görüntülerini çeken kim... yayınlayan kim... yayınlattıran kim @abakingurlek@ikalin1@iletisim@SiberayEGM@AYMBASKANLIGI@HSKKurumsal
Sosyal medyada dolaşıma sokulan bu duruşma görüntülerinin kaynağının ve servis zincirinin araştırılmasını talep ediyorum.
@adalet_bakanlik
Madem her şey araştırılıyor, mahkeme salonundan çıkan görüntüler de araştırılsın.
Ozellikle servis eden bu gazetecilerde