Karadeniz’deki kriz, küresel bitkisel yağ ve protein ticaretinin dengelerini değiştiriyor.
Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın Karadeniz lojistiği üzerindeki etkileri, Hindistan’a yönelik ayçiçek yağı ve sarı bezelye sevkiyatlarında yeni aksamalara neden oluyor.
Hindistan’ın ayçiçek yağı tedarikindeki daralma, palm ve soya yağına yönelimi hızlandırırken küresel fiyat dengeleri üzerinde yeni baskılar oluşturuyor.
Türkiye açısından üç stratejik sonuç öne çıkıyor:
• Ham ayçiçek yağı tedarikinde maliyet ve süreklilik riski artıyor.
• Alternatif bitkisel yağlara yönelim, rafineri ve ticaret stratejilerini yeniden şekillendiriyor.
• Sarı bezelye tedarikindeki sorunlar, SPC ve alternatif bitkisel protein yatırımlarında hammadde güvenliğinin önemini artırıyor.
Artık rekabet avantajı yalnızca üretim kapasitesinde değil; güvenilir hammadde kaynaklarına, alternatif lojistik koridorlarına ve entegre tedarik zincirlerine sahip olmakta.
Geleceğin kazananları, en ucuz hammaddenin peşinden koşanlar değil, tedarik risklerini en iyi yönetenler olacak.
Kaynak: The Economic Times – Black Sea Attacks Hit Yellow Peas, Sunflower Oil Supplies to India
#BlackSea #SunflowerOil #EdibleOils #Oilseeds #SupplyChain #India #Türkiye #PlantProtein #SPC
Jeopolitik risk artık üretim maliyetinin bir parçası.
Deutsche Bank’ın Ekim 2026 Jeopolitik Görünüm raporu, küresel ekonomide enerji güvenliği, ticaret gerilimleri ve stratejik tedarik zincirlerinin önemini ortaya koyuyor.
Bitkisel yağ ve yağlı tohum endüstrisi açısından bu gelişmeler önemli bir mesaj taşıyor:
Geleceğin endüstriyel yatırımları yalnızca üretim kapasitesiyle değil; enerji verimliliği, hammadde güvenliği, proses esnekliği ve yan ürünlerin ekonomik değerlendirilmesiyle şekillenecek.
Stratejik üstünlük, yalnızca daha fazla üretmekte değil; değişen küresel koşullarda sürdürülebilir ve rekabetçi üretim yapabilmektedir.
Kaynak: Deutsche Bank Research Institute, This Month in Geopolitics – October 2026.
#Geopolitics #EdibleOils #Oilseeds #IndustrialInvestment #SupplyChain #EnergySecurity
Hindistan vergiyi değil, oyunun kurallarını değiştiriyor.
Ham ayçiçek yağında ithalat vergisi sıfıra, ham soya ve palm yağında %5’e indirildi.
Asıl stratejik nokta ise ham ve rafine yağ arasındaki %19,25 vergi farkının korunması.
Mesaj açık:
Ham yağı ithal et. Ülkede rafine et. Katma değeri içeride bırak.
Bu karar Hindistan’ın rafinasyon kapasitesini desteklerken, Karadeniz kaynaklı ham ayçiçek yağı için küresel rekabeti de artırabilir.
Türkiye için kritik konu artık yalnızca fiyat değil:
Hammaddeye erişim, rafinasyon marjı ve tedarik güvenliği.
Kaynak: The Economic Times, Eylül 2026
Bitkisel yağ piyasasında yeni rekabet, fiyatta değil esneklikte.
Avrupa’da ayçiçek yağı yükselirken, kolza ve palm yağı geriliyor.
Bu ayrışma önemli bir mesaj veriyor: Tek hammaddeye bağlı rafineri modeli artık daha fazla piyasa riski taşıyor.
Ayçiçek, kanola, soya ve palm arasında değişen piyasa koşullarına göre hareket edebilen multi-feedstock rafineriler, fiyat dalgalanmalarını fırsata ve marja dönüştürebilir.
Geleceğin rafinerisi yağı değil, değişimi yönetecek.
#EdibleOils #VegetableOils #Refining #Investment #ProcessEngineering
Ayçiçek yağında artık yalnızca üretim miktarını değil, üretim güvenliğini de konuşmalıyız.
Rusya, Ukrayna’nın yağlı tohum işleme altyapısına yönelik saldırılarını yeniden yoğunlaştırdı. Son saldırıda Bunge’ye ait Dnipro tesisinin bir bölümü zarar gördü.
Günlük yaklaşık 1.600 ton yağlı tohum işleme kapasitesine sahip tesis, Ukrayna’nın en büyük beş tesisi arasında bulunuyor.
Daha önce Allseeds, liman altyapısına yönelik saldırılar nedeniyle Odesa’daki 2.400 ton/gün kapasiteli tesisinin faaliyetlerini durdurmuştu.
Diğer taraftan Ukrayna’nın 2026/27 sezonunda:
• Ayçiçek yağı üretiminin 4,4 milyon tondan 5,8 milyon tona,
• İhracatının ise 4,47 milyon tondan 5,38 milyon tona yükselmesi bekleniyor.
Ancak güçlü hasat beklentisi tek başına yeterli değil.
Kırma tesisleri, depolama altyapısı, limanlar ve ihracat koridorları korunamadığında üretim potansiyeli ticari değere dönüşemez.
Bu gelişmeler;
• Karadeniz ayçiçek yağı fiyatlarını,
• Navlun ve sigorta maliyetlerini,
• Türkiye’nin hammadde ve ham yağ tedarik güvenliğini,
• Alternatif tedarik bölgelerine yapılacak yatırımları
doğrudan etkileyebilir.
Türkiye açısından stratejik öncelik; kaynak çeşitlendirmesi, güçlü stok yönetimi ve yerli yağlı tohum kırma–rafinasyon kapasitesinin geliştirilmesidir.
Bitkisel yağ ticaretini, yalnızca ürüne sahip olanlar değil; en güvenli, en entegre ve en stratejik tedarik zincirini kuranlar yönetecek.
Kaynak: Reuters
#SunflowerOil #VegetableOils #Oilseeds #Ukraine #Türkiye #SupplyChain #FoodSecurity #EdibleOils #InvestmentStrategy
🌻 Türkiye’nin erken tarife indirimi ayçiçeği piyasasını yeniden şekillendiriyor.
Ayçiçeği tohumu ithalatındaki gümrük vergisinin %20’den %12’ye indirilmesi ve uygulamanın 1 Ekim 2026’ya çekilmesi, Türkiye’nin hammadde arz güvenliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Bu gelişmeyle birlikte:
• Ukrayna’dan Türkiye’ye sevkiyatın Eylül–Kasım döneminde 200 bin tona ulaşabileceği,
• CIF Marmara fiyatlarının 680 USD/ton seviyesine yaklaşabileceği,
• Karadeniz’de ayçiçeği tohumu arzının sıkılaşabileceği öngörülüyor.
680 USD/ton CIF değerinde vergi indiriminin teorik avantajı yaklaşık 54 USD/tondur. Ancak Türkiye’nin artan alım talebi, Karadeniz fiyatlarını yükselterek bu avantajın bir bölümünü geri alabilir.
Bu nedenle karar yalnızca “ucuz ithalat” olarak değerlendirilmemeli.
Asıl konu; hammadde arz güvenliği, kırma kapasitesinin sürdürülebilirliği ve yağ–küspe–tohum marjının birlikte yönetilmesidir.
Türk yağ sanayisi açısından doğru strateji; yalnızca vergi avantajını beklemek değil, tohumu yağ ve küspe satışlarıyla eş zamanlı bağlayarak kırma marjını güvence altına almaktır.
Kısacası:
Türkiye vergiyi düşürüyor; ancak oluşturduğu güçlü talep, dünya fiyatlarını yukarı taşıyarak avantajı sınırlayabilir.
Kaynak: Commodity Board Europe
https://t.co/JM1zMVgjnW
#Ayçiçeği #Sunflower #BitkiselYağlar #Oilseeds #EdibleOils #Türkiye #Ukraine #BlackSea #Tarım #GıdaSanayisi #TedarikZinciri
Yağlı tohumlarda yeni dönem: Daha fazla üretim, fakat daha sıkı bir değer zinciri
USDA’nın Ağustos 2026 raporu, 2026/27 sezonunda küresel yağlı tohum üretiminin 721 milyon tona, kırma hacminin ise 609,5 milyon tona ulaşacağını öngörüyor.
Öne çıkan gelişmeler:
• Ayçiçeği tohumu üretimi 62,6 milyon tona yükseliyor.
• Kanada’da kanola kırma kapasitesi rekor seviyeye ulaşıyor.
• Endonezya, artan iç biyoyakıt tüketimi nedeniyle palm yağı ihracatını azaltıyor.
• Türkiye’nin ayçiçeği tohumu üretiminin 1,25 milyon tondan 1,825 milyon tona çıkması bekleniyor.
• Türkiye, yağlı tohum, ham yağ ve küspe ticaretinde bölgesel bir işleme merkezi olmayı sürdürüyor.
Ancak raporun asıl mesajı üretim artışından daha büyük:
Bitkisel yağ piyasasını artık yalnızca tarımsal üretim değil; biyoyakıt politikaları, kırma kapasitesi, protein talebi ve yan ürün ekonomisi yönlendiriyor.
Yeni dönemde rekabet avantajı, sadece daha fazla yağ üretmekten gelmeyecek.
Yağ, küspe, protein, biyoyakıt ve proses yan ürünlerini aynı değer zincirinde yönetebilen entegre tesisler öne çıkacak.
Rafinasyon veya kırma prosesinde kayıp yoktur.
Değerlendirilemeyen değer vardır.
Kaynak: USDA Foreign Agricultural Service, Oilseeds: World Markets and Trade, Ağustos 2026.
#Oilseeds #EdibleOils #VegetableOils #SunflowerOil #Soybean #Canola #Biofuels #Agribusiness #FoodProcessing #EPC #Türkiye
Türkiye zeytinde rekor üretime değil, tarihi bir yönetim sınavına hazırlanıyor.
TÜİK tahminlerine göre 2026 yılında zeytin üretiminin %55,7 artarak 3,8 milyon tona ulaşması bekleniyor. Ancak sektörün önünde ciddi bir denklem var:
• Yaklaşık 200 bin ton devreden zeytinyağı stoku
• %62 gerileyen ihracat
• Rakip ülkelere göre yüksek üretim maliyetleri
• Hasat, işleme, depolama ve finansman baskısı
• Uluslararası pazarda zayıflayan fiyat rekabeti
Rekor rekolte tek başına başarı değildir.
Ürün zamanında hasat edilmez, hızla işlenmez ve doğru koşullarda depolanmazsa bolluk; kalite kaybına, fiyat baskısına ve üreticinin ürünü dalda bırakmasına dönüşebilir.
Bu sezon yalnızca zeytinyağını değil, ortaya çıkacak yüksek miktardaki prinayı da stratejik olarak yönetmek zorundayız. Prina kurutma ve ekstraksiyon, prina yağı rafinasyonu, çekirdek ayrıştırma, biyokütle ve değerli bileşenlerin geri kazanımı sektörün ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
Türkiye’nin ihtiyacı açıktır:
• Makineli ve hızlı hasat
• Kalite odaklı sıkım ve yeterli tank kapasitesi
• Öngörülebilir ihracat politikası
• Yeni ve uzak pazarlara ülke bazlı giriş stratejileri
• Markalı ihracat ile dökme ihracat arasında dengeli model
• Zeytin, yağ ve prinayı birlikte değerlendiren entegre tesisler
Geleceğin kazananları yalnızca en fazla zeytini üretenler değil; rekolteyi kaliteye, ihracata ve katma değere dönüştürenler olacaktır.
Kaynak: Dünya Gazetesi – “Zeytin, rekor rekolte yılında tarihi sınava hazırlanıyor”
Bayiler, Hindistan'ın yemeklik yağ ithalatının daha yüksek palmiye alımıyla Temmuz ayında 10 aylık zirveye ulaştığını söyledi | Reuters https://t.co/uU7Qs3Diem
Küresel bitkisel yağ piyasasında artık rekabet yalnızca üretim kapasitesiyle değil, tedarik zincirinin dayanıklılığıyla belirleniyor.
Karadeniz’deki gelişmeler bir kez daha gösteriyor ki, dünyanın en kısa lojistik rotası her zaman en güvenli rota değildir.
Hindistan’ın ayçiçek yağından palm, soya ve kanolaya yönelmesi geçici bir ticari refleks olmanın ötesinde, küresel ticarette kaynak çeşitlendirmesi ve tedarik güvenliği döneminin hızlandığını gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde kazananlar; yalnızca daha fazla üretim yapanlar değil, jeopolitik riskleri doğru yöneten, alternatif tedarik zincirleri kuran ve değişen piyasa koşullarına hızla uyum sağlayan şirketler olacaktır.
Artık bitkisel yağ sektöründe en değerli emtia yalnızca yağ değil; güvenilir tedariktir.
Çukobirlik, ayçiçeğine 35,5 lira fiyat açıkladı
📍Çukurova’da kıraç alanlarda ayçiçeği hasadı devam ederken, Çukobirlik 2026 ürünü yağlık ayçiçeği alım fiyatını açıkladı.
📍Yüzde 44 yağ oranı yağlık ayçiçeği kilo başına 35,5 liradan, yüzde 40 yağ oranlı ayçiçeği 33,5 liradan ve yüzde 35 yağ oranlı ayçiçeği ise 31 liradan alınacak. Bu fiyatlar üzerinden yüzde 2 stopaj kesintisi yapılacak.
📍Alımlar, Adana’da NMR Cihazı bulunan Merkez Yağ Fabrikası, Ceyhan, Gaziköyü, İmamoğlu, Misis ve Sağkaya Kooperatiflerinde 28 Temmuz 2026 itibariyle başlayacak. 👇👇
🌍 Küresel açlık azalıyor. Ancak gıda sektörünün önündeki gerçek sınav şimdi başlıyor.
FAO’nun yayımladığı 2026 Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu (SOFI) raporuna göre, küresel açlık üçüncü yıl üst üste geriledi. Buna rağmen 645 milyon insan hâlâ açlıkla mücadele ediyor ve 2,69 milyar insan sağlıklı bir beslenmeyi karşılayamıyor. (FAOHome)
Bu veriler bize önemli bir gerçeği gösteriyor:
Geleceğin gıda sistemi, sadece daha fazla üretim üzerine değil; daha kaliteli beslenme, sürdürülebilirlik ve katma değer yaratma üzerine kurulacak.
Bitkisel yağ ve yağlı tohum sektörü için bu dönüşüm büyük fırsatlar barındırıyor.
🔹 Yağın yanında bitkisel protein üretimi
🔹 Yan ürünlerin katma değerli ürünlere dönüştürülmesi
🔹 Kaynak verimliliği ve döngüsel üretim modelleri
🔹 Entegre işleme tesisleri
Artık rekabet yalnızca ham yağ üretmekte değil, her ton yağlı tohumdan maksimum ekonomik değeri elde edebilmekte olacak.
Benim inancım şu:
Geleceğin kazananları, yalnızca yağ üretenler değil; yağın ötesinde değer üretenler olacak.
“100% Oil. But the future belongs to those who create value beyond oil.”
#FAO #FoodSecurity #Agriculture #EdibleOils #Oilseeds #PlantProtein #Sustainability #CircularEconomy #FoodIndustry #Agribusiness
Russia is set for another record sunflowerseed harvest—and the implications extend far beyond the Black Sea.
A projected 19.5 million tonnes of sunflowerseed production would reinforce Russia’s position as the world’s largest producer while increasing global vegetable oil availability.
For the edible oils industry, this could mean:
• Increased pressure on sunflower oil prices
• Greater competition across the entire vegetable oil complex
• Improved sourcing opportunities for importing and refining countries such as Türkiye
• A potential shift in price relationships between sunflower, soybean and palm oil
As always, weather conditions, export policies and Black Sea logistics will determine how much of this record crop ultimately reaches global markets.
The 2026/27 season is shaping up to be one of the most influential years for the global vegetable oils industry.
Rekor zeytin üretimi, tek başına başarı değildir. Başarı; o üretimden yaratılan değerdir.
Bugünlerde sektörün gündeminde “var yılı” ve bunun fiyatlar üzerindeki olası etkileri var. Bu tartışma son derece önemli. (T24)
Ancak bence asıl soru şu olmalı:
Bu yıl ne kadar zeytin üreteceğiz değil, ürettiğimiz zeytinin tamamından ne kadar katma değer oluşturacağız?
Rekor hasatlar;
✔️ güçlü depolama altyapısı,
✔️ doğru stok yönetimi,
✔️ markalı ihracat,
✔️ katma değerli ürün geliştirme
ile desteklenmezse, yüksek üretim ne yazık ki fiyat baskısına dönüşebilir.
Bugün zeytin sektörü artık yalnızca sofralık zeytin ve zeytinyağından ibaret değil.
Artık konuşmamız gereken başlıklar:
• Prina yağının maksimum değerlendirilmesi
• Fenolik bileşiklerin geri kazanımı
• Doğal antioksidan üretimi
• Zeytin çekirdeğinden biyoyakıt ve biyokömür
• Döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımı
Gelecekte kazanan ülkeler, en fazla zeytin üretenler değil; zeytinin her gramından en yüksek ekonomik değeri üretenler olacak.
Türkiye’nin önünde önemli bir fırsat var. Rekor üretimi sadece miktar olarak değil, teknoloji, inovasyon ve katma değer odaklı bir dönüşümle destekleyebilirsek, küresel zeytinyağı sektöründeki konumumuzu çok daha ileriye taşıyabiliriz.
@t24comtr@Ayvalikto
@ilhankesici Sayın Kesici 1973 yılı ile bugünümüzün eşit olmadığını siz benden daha iyi bilirsiniz o günkü parlamenter profilinin bu günde olmasını çok isterdim
Savaşın sessiz yıkımı: Toprak gıda ve gelecek
Bugün savaşlar haritalar üzerinde konuşuluyor. Ama geleceğin hikâyesi haritalarda değil, toprakta yazılacak
@bilgekeykubat
https://t.co/2kRMgKHBFJ