Pedofilleri, kadın katillerini patır patır sokağa salan “hukuk devleti” Deniz’i ters kelepçeyle götürüyor.
Sırf yobaz tabanlarını tatmin için bu görüntü.
Ağır leşsiniz hakikaten.
BU TWIT BİR DUÇ DUYURUSUDUR.
Ocak ayından beridir Burhan demirkan isimli şahıs tarafından Yeditepe’de okuyan kızlar olarak devamlı taciz ediliyoruz. Kendisinin 5+ numarası var. Birini engelleyince diğerinden yazıyor. Tüm numaraları engelleyince gizliden arıyor. 34 yaşında olduğ+
B1 KOĞUŞU’NDA GENÇLERİ ÖLÜME Mİ TERK EDİYORSUNUZ?
Marmara (Silivri) Cezaevi’nde B1 Koğuşu olarak bilinen, “cinayet koğuşu” diye anılan bölümde üç genç çok ciddi sorunlar yaşıyor! Psikolojik baskı altındalar, güvenlikleri tehdit altında ve durum her geçen gün daha da kötüleşiyor.
Adalet Bakanlığı’na sesleniyorum:
“Sorun yok” diyorsunuz ama size koğuş numarası veriyorum: B1!
Cinayet hükümlülerinin bulunduğu bir koğuşa üç genç neden yerleştirilir?
Neden uygun bir planlama yapılmaz?
Bu ihmalkârlık değil, bu düpedüz sorumsuzluk, hatta bilinçli bir uygulamadır!
Bu gençlere bir zarar gelirse sorumlusu sizsiniz!
Cezaevleri insanları ezme, sindirme, ölümüne suskun bırakma yeri olamaz!
Bu adaletsizliği derhal düzeltin! Bu rezaleti kapatmaya çalışmayın, kamuoyuna açıklayın!
LÜTFEN HERKES SESİMİZİ DUYURSUN.
Resimde gördüğünüz hırçın bakışlı, yakışıklı, yağız delikanlı 22 yaşındaki ana kuzusu kuzenim Umut Başkaya. Umut ve üç arkadaşı (Mustafa Fatih Avcı, Emine Kuş, Evrim Çelik) 23 Mart akşamı -hani şu polis müdahalesinin en sert olduğu akşam- Kayseri Chp İl Başkanlığı binası önünde gözaltına alındılar, iki gün süren gözaltı sürecinin sonunda, kampüslerde, caddelerde ve meydanlarda Anayasal haklarını kullanmaktan başka hiçbir suçu bulunmayan akranları gibi tutuklanıp cezaevine yollandılar. Alttaki tivitte paylaşacağım hakim kararında da okuyacağınız üzere gereği düşünülmüş, hukuk fakültesi sıralarında dirsek çürütmemiş sade vatandaşlar için bol bol hukuki terimlerle süslenip karmaşıklaştırılarak intikam soslu bir karar alınmış. Cmk-lar Tck-lar havada uçuşuyor. Gereği düşünülen karar kalın ve büyük harflerle "AYRI AYRI TUTUKLANMALARINA" yazılarak ilan edilmiş.
Reçete yazmak önemli bir iştir, ciddidir. Hangi hastaya hangi ilacı yazacağına hekim karar verir. “Yaz ilacımı gideyim” böyle bir tedavi yok.
Reçete yazmak hekimlere verilmiş bir haktır. Her hak bir yükümlülük, her yükümlülük de bir sorumluluk getirir.
Endikasyonsuz reçete yazılmaz. Her hafta REÇETE dersinde bunu anlatıyoruz.
Hekimler yazdıkları reçeteden sorumlu oldukları için uygun bulmadıkları reçeteleri yazmazlar, yazmamalılar.
Halkı kışkırtmaktan vazgeçin, bu ülkenin emin olun çok daha hayati (sözcük rastgele seçilmedi) sorunları var.
@MelihKarakelle Hangi köpek oturduğu sandalyeye sıçıyor bilmiyorum ben görmedim. Oysa bu gözler hastane köşelerine marketlere sıçan “insan” gördü. Kendinizi üstün sandığınız canlılardan hiç de üstün değilsiniz, değiliz.
“For Lewin, a change from one ‘quasi-stationary equilibrium’ to another is brought about by a change in the psychological forces in a life space. For example, new or unfulfilled needs disrupt the equilibrium and it can only be restored when the needs are met. ->