Van’da Halkın İradesine Saldırıyı Kabul Etmiyoruz!
Görüyoruz ki kural ve hak tanımayan AKP kayyum kararıyla halkın iradesini gasp etmekle yetinmiyor aynı zamanda Van'da protesto hakkını kullanan halka hukuksuz bir şekilde işkence ve gözaltılar uyguluyor.
Füruğ Ferruhzad, Bahçenin Fethi:
Başımızın üstünden uçan
ve avare bir bulutun dağınık düşüncesine dalan
ve sesi kısa bir mızrak gibi
ufkun genişliğini aşıp giden o karga
haberimizi şehre götürecek
herkes biliyor
herkes biliyor
sen ve ben o abus çehreli soğuk pencereden
bahçeyi gördük
ve elin ulaşamayacağı o oyunbaz daldan
elmayı kopardık
herkes korkuyor
herkes korkuyor ama sen ve ben
ışığa, suya ve aynaya bağlandık
ve korkmadık
iki ismin cansız birleşmesinden
ve bir defterin yıpranmış sayfalarında
kucaklaşmaktan söz etmiyorum
bahtiyar saçlarımdan söz ediyorum
senin öpüşünün yanık gelincikleriyle
ve çalmadaki tenlerimizin içtenliğinden
ve sudaki balıkların pullarına benzeyen
çıplaklığımızın ışıltısında
sabahları küçük fıskıyenin söylediği
bir şarkının gümüşsü yaşantısından söz ediyorum
biz o yemyeşil akan ormanda
bir gece yaban tavşanlarına
ve o soğukkanlı, acılı denizde
inci dolu istiridyelere
ve o yapayalnız, muzaffer dağda
genç kartallara sorduk
ne yapmalı?
herkes biliyor
herkes biliyor
simurgların sessiz
ve soğuk rüyasına yol bulduğumuzu
gerçeği bahçede
adsız bir çiçeğin utangaç bakışında
ve ölümsüzlüğü
iki güneşin birbirine bakıp daldığı
sonsuzluğun bir anında bulduk biz
karanlıktaki ürkek fısıltıdan değil
gündüzden ve açık pencerelerden söz ediyorum
ve tertemiz havadan
ve gereksiz her şeyin yanıp durduğu ocaktan
ve her türlü ekinden daha verimli bir topraktan
ve doğumdan, olgunluktan,
gururdan söz ediyorum
ve gecelerin üstüne
kokunun, ışığın ve meltemin mesajıyla
bir köprü kuran
sevdalı ellerimizden söz ediyorum
kırlara gel
uçsuz bucaksız kırlara
ve fesleğenlerin nefesleri ardından çağır beni
eşini çağıran bir ceylan gibi
perdeler gizli hıçkırıklarla dolu
ve masum güvercinler
beyaz burçlarının yücelerinden
aşağı bakmaktalar.
Turgut Uyar, Hızla Gelişecek Kalbimiz:
hızla gelişecek kalbimiz
kalbimiz hızla.
sürgünlerin umutsuzluğunda
kırık kalpler, yaralılar, onulmazlar
farksız çarpanların umutsuzluğunda
ve köprü başlarının umudunda.
sular bitse bile, çiçekler atılırken oralara
temiz bir ilişkinin bulutsuzluğunda
ve eski dağlarda, eski dağlarda kış
kovalarken ülkesini
hızla gelişecek kalbimiz.
kendi öz hüznümüzün öz tarlasında
bozkır dayanıklılığımızın tarlasında
kalbimiz
ellerimiz ayaklarımız arasında
ve kimsenin bölemediği şarkıyı
güllerin, buğdayların ve acının şarkısını
bir haziran uygulayacak sesimize.
sütçünün sesiyle birlikte
erkenci işçilerin sesiyle birlikte
şoförün sesiyle birlikte
sabah başlamış sarhoşların sesiyle birlikte
yaman sarhoşların sesiyle birlikte
ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların
ve herkesin ve herkesin
sesleriyle birlikte
bir haziran uygulayacak
kimse bölemeyecek ve kalbimiz
hızla gelişecek.
yıkıntılara karışan eski bir bahar
büyük olmaya elverişli bir bahar
eskiden yaşanılmış ve her şeye rağmen
insanlara göre bir bahar
suların kana kestiği yahut
suların kana kestiği bir bahar.
hızla gelişecek kalbimiz
bir mavilik kalıbında
bir odada, en olağan bir odada
en sade, en insanca bir odada
bir kadınla bir erkeğin olduğu bir odada
bir kadın bir erkeğin
bir kadınla bir erkek olduğu
ellerin ve omuz başlarının
birbirini bulduğu.
birden gerçekliğini algılayarak
saat çalınca ve görünce güneşi
birden vazgeçilmezliğini algılayarak
önemli ve gerekli buluşunu kendini
birden hatırlayarak
geleceğe hazırlayınca olanca göğüslerini
ve her şeye ve ölüme. kalbimiz
hızla gelişecek
çağımıza pek uygun bir hızla
gelişecek kalbimiz
bütün çalar saatlerin
derin ve güzel bir su’yu vurduğu zamanda
hızla gelişecek kalbimiz.
bütün başeğmelere ve bütün
kötü kış akşamlarına karşı, ama.
dönerlerin, uskurların, tornaların
durduğu bir zamanda.
nalçalı postallara, bozkırlara
appendixlere, sargı bezlerine ve
yaşamaya doğru
hızla gelişecek kalbimiz.
sonsuz anısına büyük hayatın
kısacık sanılan büyük hayatın
hızla gelişecek kalbimiz.
kalbimiz
yenileyecek sonsuzluğunu
ve hızla gelişecek.
hızla gelişecek kalbimiz
ağlattığı bir şey gibi tombul çocukların
çağdaş her şeyin vurgusuna uyarak
bir kesit gibi ölümden
bir utku gibi aşktan
öyle yalın. hızla
cinsleri çekici kılan, biraz da kutsal
kadın berberlerine, yünlü kumaşlara
korkuluklu köprülere, kedilere
ve çiçeklere, dürüstlüğe
bir öğle vakti kadar sağlam ve kalın
büyük bir savaştan sonra
kadının ve erkeğin birlikte olduğu
bir büyük savaştan
kalbimiz.
yerin ve göğün altedilmez bir dirilikte olduğu
tutkumuz, direnmemiz, ellerimiz, kalbimiz.
kalbimiz
kalbimiz hızla gelişecek.
Büyük Müjde: Hepinizi Yargılayacağız!
6 yaşındaki kızı H.K.G.’yi müridi Kadir İstekli ile evlendiren Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.
Bu utanç verici karar bir kez daha güzel ülkemize çöken karanlığı gösterdi. Ve de bir kez daha kendini ülkenin sahibi sanan bir avuç asalağın istedikleri gibi at koşturacakları yanılsamasıyla hareket ettiğini gözler önüne serdi.
Bu kararın sipariş üzerine alındığı açıktır. Cübbeli Ahmet’in kararı büyük müjde olarak duyurması da bundandır. Yandaş medyadan atılan manşetlerle, iktidar ile yapılan görüşmelerle tahliyenin yolunu hazırlayanlar varsın kendilerini bu ülkenin sahibi sansın. Yaslandıkları karanlık yerle bir edildiğinde ülkenin gerçek sahipleriyle tanışacaklar.
İstismar edenler, istismara göz yumanlar, istismarcıyı ve suç ortaklarını tahliye edenler, o tahliyeye coşkuyla eşlik edenler… Size de Büyük Müjde: Hepinizi Yargılayacağız!
İşçi Temsilcileri Meclisi kuruldu.
Ülkenin birçok ilinden metal, petro-kimya, tekstil, gıda, lojistik, depo, havacılık, tersane, inşaat, bilişim, iletişim, turizm, sağlık, eğitim, büro ve hizmet gibi farklı sektörlerde özel şirketlerde ve kamuda çalışan işçi topluluklarının temsilcileri ile emekli temsilcilerinden oluşan 322 işçi bugün TKP’nin çağrısıyla bir araya geldi.
Yunanistan Tüm İşçilerin Militan Cephesi (PAME) Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Nikos Tzortzis de toplantıya katılarak İşçi Temsilcileri Meclisi’nin kuruluşunu selamladı ve başarı ve dayanışma dileklerini paylaştı.
Gün boyu süren kuruluş toplantısının ardından yayınlanan sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaşıyoruz.
https://t.co/RM0gDr1rBP
Ülkemizin içine düştüğü ağır karanlığa, yoksulluğa isyan eden tüm dostlarımıza bir kez daha çağrı yapıyoruz:
Yarın hep birlikte Ankara’da buluşalım.
Gelin, TKP’nin mücadelesine, hepimizin ortak kavgasına omuz verin.
Bu karanlığı hep birlikte sonlandırıp ülkemizi aydınlık günlere taşıyalım.
Yarın saat 15.00’te, Ankara’da görüşmek üzere.
Ülkemiz şimdi daha güvenli değil
ABD, İngiltere, İsrail, Türkiye başta olmak üzere, geniş bir koalisyonun katıldığı bir uluslararası operasyonla iç savaşa sürüklenen, ardından HTŞ denen çeteye teslim edilen Suriye’de etnik kimlik ve mezhep temelli kanlı hesaplaşmaların yeni bir evresi başlamıştır.
1.Suriye’nin birlik ve bütünlüğünü İngiliz ve ABD istihbaratı tarafından yetiştirilmiş birinin şefliğindeki cihatçı koalisyonun sağlaması imkansızdı. Bu artık açıkça kanıtlanmıştır.
2.İsrail, İngiltere ve ABD’nin Suriye’nin bütünlüğünden anladıkları, kendi çıkarlarına hizmet edecek bir iklimin yaratılmasıdır. Bu iklim çatışma ve ülkeyi dağıtma dinamiklerini her durumda barındırır. Emperyalizm budur.
3.Dünyanın dört bir yanından gelen cihatçıları bünyesinde toplayan, içinde birçok IŞİD kökenli unsurun da bulunduğu HTŞ iktidarını kayıtsız şartsız destekleyen AKP’nin Suriye’nin birliği ve istikrarı için değil, kendi Yeni-Osmanlı projesine dayanak aramak için hareket ettiği zaten ortadadır.
4. HTŞ’nin yönetimindeki Suriye’nin birliğini sağlamanın ancak Kürt, Alevi, Dürzi nüfusa dönük katliamlarla mümkün olacağını söylemiştik. Şimdi bu noktaya gelmiş durumdayız. HTŞ’nin arkasında duran emperyalist güçlerin istediği de buydu. Suriye İsrail için bir engel olmaktan çıkarılmış, ülkenin kaynaklarına çökülmüş ve bütün aktörlerle ilişkilenilerek düşmanlıklar pekiştirilmiştir.
5.Herkes birbirini Amerikancılık ve İsrailcilikle suçlamaktadır. Emperyalizmin büyük başarısı tam olarak budur. SDG’yi silahlandıran da, HTŞ’yi SDG’nin üzerine süren de, AKP’ye cesaret veren de aynı odaktır. Emperyalizm çözüm istemez, sorunları derinleştirir ve sadece kendisinin yön verebileceği noktada tutar. Emperyalist sistem içindeki derin krize rağmen en azından bizim coğrafyamızda ABD ve İngiltere’nin bu yeteneğinde bir azalma olmadığı da bir kez daha görülmüştür.
6.AKP iktidarı Suriye’de dün erken ilan ettiği “zafer” için Filistin ve Ukrayna başta olmak üzere, ABD’ye siyasi, askeri, ekonomik bir dizi yeni ödün vermiştir. Bu ödünlerin faturası çok ağır şekilde halkımıza ödetilmek istenecektir.
7.Önümüze konan başka faturalar da mevcuttur. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürtlerin duygusal kopuşunda yeni bir sayfaya imza atılmıştır. Cihatçı toplulukların Suriye’deki ilerleyişinden derin haz duyan sözde “laik” kesimlerin de desteğini alan AKP ve hâlâ “umarız Türkiye’deki çözüm süreci zarar görmez” diyebilen DEM yöneticileri ne yaparlarsa yapsınlar “kardeşlik” büyük yara almıştır.
8.Ortada zarar görecek bir çözüm süreci yoktur çünkü önümüze konan süreç hiçbir zaman bir çözüm süreci olmamıştır. Bu süreç Suriye’de yaşanan iktidar değişikliğine paralel olarak başlatılmıştı. Suriye’de sorun üreten bir sürecin Türkiye’de çözüm üretmesi mümkün değildi. Bu süreç Cumhuriyete, laikliğe karşıt ve piyasacı bir zeminde oluşmuş; ABD ve İngiltere’nin yönlendirmesi ve İsrail’in tehditleriyle gelişmiştir. Bütün bunlar herhangi bir sorunu çözmeyeceği gibi yeni sorunlar yaratacaktır ve yaratmıştır.
9.Suriye’de giderek güçlenen cihatçı koalisyon halkımıza yönelen bir başka büyük tehdittir. Bu koalisyonun Türkiye’nin toplumsal, siyasal, ideolojik dengelerini etkilemesi kaçınılmazdır. Ne acıdır ki, Türkiye’de “laik”, Suriye’de “cihatçı” olanlar, Türkiye’de Şeyh Said ve Saidi Nursici olup Suriye’de laikliği savunanlar el birliği ile AKP iktidarına yardım etmektedir.
10.Unutmayalım, bütün bu belaların kaynağında Türkiye’yi, bölgeyi ve bütün dünyayı yaşanmaz hale getiren sömürü düzeni vardır. İnsanlar birbirini boğazlarken “Suriye’ye Amerikan petrol şirketleri yatırım yapacak” diye açıklama yapanlar ve bunu marifet gibi haberleştirenler emperyalist-kapitalist sistemin yol açtığı çürümeyi simgelemektedirler.
11.İki “çözüm” sürecinin ve Suriye’de iktidar değişikliğinin ardından Türkiye daha güvenli bir ülke haline gelmemiştir. Türkiye’nin güvenliği, halkımızın ve yurttaşlarımızın güvenliğidir. Türkiye paranın egemen olduğu bu düzenden derhal kurtulmalıdır. Emperyalizme ve sömürüye karşı eşitlikçi bir Cumhuriyet için, laiklik için hep birlikte ayağa kalkmaktan başka çıkış yolu yoktur. Irkçılara, NATO’culara, TÜSİAD’çılara karşı birleşelim. Bu aynı zamanda kardeşliğin, gerçek bir birliğin de yolunu açacaktır. TKP bunun için üzerine düşeni yapacaktır.
VAN DÜŞÜNÜR KOLEJİ ÖĞRETMENLERİ
HAKKINI ARIYOR
Bizler Van’da Özel Düşünür Koleji’nin öğretmenleriyiz.
Yaklaşık 70 öğretmen ve 30 personele, Haziran ayından bu yana maaşlarımız eksik ödendi, kimimize hiç ödenmedi. Ücretlerimiz bugüne kadar dörtte biri kesilerek kalan ücretler elden ödendi. Ancak uzun süredir ne elden ne bankadan ücret alamıyoruz.
Düşünür Koleji kendi ismiyle Van’da açtığı okulun sorumluluğunu üstlenmiyor. Van Düşünür Koleji’nin patronları topu taca atıyor. En son Düşünür Koleji merkezi, Van Düşünür Koleji’ni satın alarak bünyesine geçireceğini ve öğretmenleri de maaşlarını düşürmek kaydıyla kendi bünyesinde istihdam edeceğini açıkladı.
Gelinen son noktada ise tüm sorumlular yükümlülüklerini birbirlerine atarken; öğrenciler başka okullara nakledilip, öğretmenler ve okul personeli ortada bırakıldı.
Kış günü öğrencisi olmayan, eğitim öğretim faaliyeti yürütülmeyen, kaloriferleri olmayan, yemek verilmeyen ve servis imkanından yoksun bir okula gidip gelmeye zorlanıyoruz.
Çünkü bizleri istifaya zorlayarak haklarımızdan vazgeçmemiz hedefleniyor.
Biz Düşünür Koleji öğretmenleri yan yanayız ve taleplerimizin arkasındayız. Emeğimizin çalınmasına izin vermeyeceğiz.
TALEPLERİMİZ:
1. Düşünür Koleji merkezi üzerine düşen sorumluluğu üstlensin. Öğretmenleri ve çalışanları muhatap alsın.
2. Bugüne kadar ki tüm alacaklarımızı ödeyin.
3. Mobbingi derhal sonlandırın. İşimize gelmeyi, mesleğimizi sürdürmeyi biz de isteriz. Ya bizlere öğrencilerimizi geri verin ve ücretlerimizi ödeyin ya da iş sözleşmelerimizi haklarımızı ödeyerek derhal feshedin.
4. Bizleri bu soğukta, bomboş okula gidip gelmek zorunda bırakmayın.
Patronların Ensesindeyiz Van Özel Okul Öğretmenleri Dayanışma Ağı
@tcmeb@VanilMem@Yusuf__Tekin
#DüşünürKoleji #MEB @dusunurkoleji
Öğrenci yok!
Eğitim/öğretim yok!
Isınma yok!
Yemek yok!
Servis yok!
Maaş yok!
Muhatap yok!
Üç kuruş daha fazla kazanmak için, hakkımızı gaspeden üç beş tane özel okulu patronu var. Bizim emeğimizle, velilerin ödediği ücretlerle ceplerini dolduran Düşünür Koleji var.
Ortada muhatap yok. Mağdur edilen öğretmenler, öğrenciler ve veliler var. Patronlar ya bizimle muhatap olmuyor ya da her seferinde yalan söylüyorlar.
Eğitim kamusal bir haktır ve tüm tarafları bağlar. Kamuya, kamu hizmeti yürüten bizlere, meslek onurumuza karşı üç kuruş fazla kazanmak için yürütülen süreçte, Milli Eğitim Bakanlığı( @tcmeb , @VanilMem ) üzerine düşen sorumluluğu kamu adına almalıdır.
VAN DÜŞÜNÜR KOLEJİ, ÖĞRETMENLERİNİ MAĞDUR ETMEYE DEVAM EDİYOR
❗️❗️Maaşları ödenmemesine rağmen, istifaya zorlanıp hakları hiç edilmeye çalışılan öğretmenler öğrencisi olmayan okula gelmeye zorlanıyor.
📣“Tabelası olan ama öğrencisi olmayan bir okulun, maaşları ödenmeyen öğretmenleriyiz.
İş sözleşmemizden doğan haklarımızı bırakmamız için bize Mobbing uyguluyorlar.
Geçen hafta Van’da eğitime soğuktan kardan dolayı bir hafta ara verildi. Düşünün kışın kış günü normalde servisle gittiğimiz okulumuza servisi kaldırdırlar
Sabah kendi imkanlarımızla zor bela okula gittik. Ama kapı duvar. İçeri girdik kaloriferler çalışmıyor, okul buz gibi.
Yemekhane kapalı, yemek yok.
Kaloriferler kapalı, okul buz gibi.
Okul var, tabelası var; ama öğrenci yok.
Öğretmenler okulda, maaşları yok.
Bize diyorlar ki hala bize bağlı çalışıyorsunuz, servis olmasa da yemek olmasa da, soğuk da olsa, maaşını ödemesek de her gün okula geleceksiniz.”
#DüşünürKoleji @dusunurkoleji@tcmeb@VanilMem
Van kadın Dayanışma Komitesi olarak 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele günü için buluştuk. Kadına yönelik şiddeti ortaya çıkaran toplumsal koşulları, kadın mücadeleleri ile kazanılan hakları, ülkemizde kadına yönelik şiddeti ve mücadeleyi konuştuk.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencileriyle birlikte bugün Rojin için yürüdük. Başta üniversite rektörü olmak üzere, Rojin’in ölümünün üstünü intihar diyerek kapatmaya çalışanlara izin vermeyeceğiz.
Ölümün şüphelisi olmaz. Şüheli olan sizin iktidarınız, düzeniniz. #suçlusunuz
Van Büyükşehir Belediyesinde yapılan işçi kıyımları hükümsüzdür. Belediyede çalışan ve evlerine ekmek götüren 223 işçi güvenlik soruşturması sebep gösterilerek kayyım tarafından işten çıkarılmıştır. Sürecin takipçisi olacağız. Halkın seçme hakkına darbe olan kayyımlara karşı, +++