🚩Che'yi, devrimin kazanımlarını ve geleceğini konuşmak için Küba Dostluk Derneği'nden Cem Taylan Erden'le biraraya geliyoruz.
📍31 Temmuz Cuma, 19.00
TKP Antalya il binası
#Cuba#Küba#Antalya
İstanbul’da NATO karşıtı uluslararası zirve: ‘NATO ve emperyalizm yenilecek’
📍TKP'nin çağrısıyla düzenlenen NATO Karşıtı Uluslararası Zirve’de, NATO üyesi ülkelerden ve Avrupa Komünist Hareketi'nden komünist ve işçi partileri ile uluslararası barış ve gençlik örgütleri bir araya geldi.
https://t.co/TWECGXwzar
Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Antalya'da da NATO karşıtı sesin boğulmasına izin vermeyeceğiz. Ülkemizin üzerine yapıştırılmak istenen bu onursuzluğu asla kabul etmeyeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz!
NATO, onursuzluk ve ölümdür! Yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm!
Ülkemiz ve onurumuz için...
#Antalya halkını birlikte yürümeye çağırıyoruz.
Türkiye'nin bağımsızlığını savunan tüm yurttaşlarımız, yürüyüşümüze davetlidir.
📍 5 Temmuz Pazar günü 18.00'de, Kapalıyol Halk Bankası önünde buluşuyoruz.
BASININ VE KAMUOYUNUN DİKKATİNE
Temel Haklar İdarenin Yurttaşlara Lütfu Değildir: Valiliğin Yasaklama Kararı Açıkça Hukuksuzdur.
Antalya Valiliğinin, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek 36’ncı NATO Zirvesi'ni gerekçe göstererek, 1-9 Temmuz 2026 tarihleri arasında il genelinde her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklamasını bütünüyle yasakladığını kendi açıklamasından öğrenmiş bulunuyoruz (https://t.co/7IiBJcNCmI). Sınırlandırma boyutunu aşarak anayasal hakların özünü ortadan kaldıran bu karar, sıradan bir idari tedbir olarak değerlendirilemez.
Anayasa'nın 26’ncı ve 34’üncü maddeleriyle güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, demokratik bir toplumun varlık şartıdır; bu özgürlüklerin fiilen ortadan kaldırıldığı bir düzende demokrasiden bahsedilmesi mümkün değildir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, ifade özgürlüğünün kamusal alandaki en güçlü görünümüdür.
Temel hak ve özgürlükler, kamu makamlarının keyfi bir şekilde yurttaşlara ihsan ettikleri bir lütuf değildir. Bu haklar ancak kanunla, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve somut, yakın bir tehlikenin varlığı halinde ölçülülük ilkesi gözetilerek sınırlandırılabilir. Kamu güvenliği gerekçesi, idareye anayasal hakları askıya alma konusunda keyfi ve sınırsız bir alan oluşturamaz. Valiliğin tüm ili kapsayan, dokuz gün süreli ve varsayımsal korkulara dayanan bu genel yasaklama kararı; bireyselleştirilmiş bir tedbir olmaktan çıkarak hakkın kullanımını peşinen, ayrım gözetmeksizin ve toptan engelleyen bir hak gaspına dönüşmüştür.
Anayasa Mahkemesi içtihatlarının da açıkça ortaya konulduğu üzere, Devletin asli görevi soyut güvenlik değerlendirmeleriyle hakların kullanımını fütursuzca ortadan kaldırmak değil, aksine yurttaşların bu anayasal haklarını güven içinde kullanabilmelerini temin etmektir. Özgürlüğü bütünüyle ortadan kaldıran güvenlik yaklaşımı, hukuk devleti ve anayasal güvencelerin istisna kılındığı bir duruma sebebiyet verir.
Antalya Barosu olarak Anayasa'nın 2’nci, 13’üncü, 26’ncı ve 34’üncü maddelerini ağır biçimde ihlal eden bu hukuk dışı işlemi kabul etmiyor, Valiliği hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, yüksek mahkeme içtihatlarına ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine uygun davranarak yasaklama kararını derhâl kaldırmaya davet ediyoruz. Demokratik toplumun temelini oluşturan bu hakları savunmayı sürdüreceğimizi ve hakları yok sayarak etkisizleştiren bu ve bu türden idari işlemlere karşı hukuki mücadelemizi kararlılıkla yürüteceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
ANTALYA BAROSU BAŞKANLIĞI
🚩Bugün #NATO'ya karşı hazırladığımız resim sergisi ile Kapalıyol'daydık.
#Ortaklaşa dergisinin yeni sayısını okuyucuyla buluştururken, halkımızı 5 Temmuz'da Ankara'da düzenleyeceğimiz NATO karşıtı mitinge davet ettik. #Antalya
📍TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan'ın katılımıyla gerçekleştireceğimiz "Butlan Krizi ve Sonrası" etkinliğimizin duyurusu ile Kızılarık Pazarı'ndaydık.
📍14 Haziran Pazar, 17.00
Konuksever Cemevi Konferans Salonu
İktidarın kadroları ancak bir devrimin elde edebileceği güç, destek ve meşruiyete sahip oldukları yanılsamasıyla hareket ediyor. Kendilerini “tarih yazan” yüce insanlar olarak görüyorlar. Oysa tanık olduğumuz çürüme ve karşı-devrimdir. Hükümsüzdür!
CHP’yi mahkeme kararları ile yönetmeye kalkarken AKP yerel yönetimlere dönük operasyonlar sırasındaki kirli görüntüye güveniyor olabilir. İtiraflar, parti değiştirmeler, servis edilen video ve fotoğraflar kuşkusuz kamuoyunda belli bir etki yaratmıştır. Ancak toplumun geniş bir kesimi bu operasyonların AKP’yi iktidarda tutmak için icat edildiğinden o kadar emindir ki, asıl kirlenmeyi haklı olarak seçme ve seçilme hakkına dönük müdahalenin kendisinde görmektedir.
Bugün CHP’ye yönetim atamak için yapılan hamle de aynı sonucu verecektir. AKP’nin tabanını bile ikna etmekten uzak bu ve benzer hamlelerin iyi düşünülmüş bir stratejinin ürünü olduğunu düşünmek yanlıştır. İktidar, inisiyatifi elinde tutsa bile bütünlüklü, tutarlı bir planlama ile hareket etme yeteneğine sahip değildir.
Kaldı ki, hep söylediğimiz gibi, bu sistem CHP’yi dışarıda tutarak, CHP’nin katkısını almadan işleyebilecek bir sistem değil. AKP içinde bunun farkında olan birçok unsur olduğu biliniyor.
Öte yandan AKP’nin bu tür hamleleri, “halk bunları yutmaz” kolaycılığı ile karşılanmamalı. “Saldırı CHP’ye” denerek CHP’ye endeksli bir “direniş hattı”nın da başarı şansı yok. Bugün toplumda iktidarın meşruiyetini daraltan asıl konu yoksulluk ve bu yoksulluğa neden olan toplumsal adaletsizliklerdir. CHP’ye dönük operasyonların ikna edici olmamasının derindeki nedeni budur. İktidarın çaresizlik içinde attığı bazı adımlara yanıt mutlaka ve mutlaka sınıfsal bir eksende verilmek durumundadır. Diğer türlü, dar anlamıyla “CHP savunusu” üzerine kurulu bir stratejiyi AKP, ne kadar zayıf ve inandırıcılıktan uzak olursa olsun, kısa sürede dağıtır.
Maraş ve Urfa’daki saldırı sonrası sorulması gereken asıl soru: Herkes suçlu, bir tek Yusuf Tekin ve AKP değil, öyle mi?
Gelin asıl suçluya yakından bakalım👇
https://t.co/go6kVBSXyC
🥇 5 kez Olimpiyat altın madalyası kazanan Kübalı efsane güreşçi Mijaín López anlatıyor:
👑 “Olimpiyat Komitesi beni Latin Amerika’nın en iyi sporcusu seçti. Messi’nin bile önünde.”
🚫 Ödülü almak için ABD'ye gitmem gerekti, vize vermediler.
“Sen Küba hükümetine bağlısın, ne ödül alabilirsin ne etkinliklere katılabilirsin” dediler.
Ben de şunu söyledim:
🏟️“Öyleyse bir sonraki Olimpiyatları da kazanacağım.”
Kazandım.
Sonra ödülü vermek için Küba’ya gelmek zorunda kaldılar. 🇨🇺✊
#CubaEstaFirme #CubaVencera
#CubaNoEstaSola
#100AnosConFidel #Fidelle100Yıl
Yoldaşımız Oğuzhan Aysan'ın kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetmesinin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Ailesinin ve tüm sevenlerinin başı sağolsun.
Anısı mücadelemizde yaşayacak.