bugün sensizliğin kaçıncı günüdür, artık saymıyorum. akşam bütün esmerliğiyle çökünce kentin üstüne, kaldırımlardaki ayak sesindir. herkes sensin biraz, hiçbiri sen değil
duysam ki kötüsün, cayarım bütün yeminlerden, dönerim bütün tövbelerden, alır karşıma herkesi koşar varırım yanına ama sen iyiyken sana gelmenin bir yolunu bulamam artık.
Gelip sana anlatamadığım ne varsa, benim içimi delip geçti ama ben yinede gelip sana anlatamadım. diyemedim bak bana noldu, başıma neler geldi, nelerle baş ettim de baktığım zaman seni göremedim diyemedim
Bir daha aynı yolda karşılaşma ihtimalimiz bile yok ama bir fotoğrafta asla ayrılmayacak kadar çok sıkı sarılmışız. Anı olmuş her şeye, bir daha yaşanmayacak kadar uzakta diye biraz kırgınım. Biraz da sana ve senin çabasızlığına. İsteseydin, bir harabeden kendimize yuva kurardık.
Hiç kimseye hiçbir şeyi tam olarak anlatamayacağımı keşfettim. Çünkü benim için ölüm kalım meselesi olan, diğerinin gözünde toz kadardı. Varlığıma nedensizlikten dolayı delirdim ben. Hiçbir varolma nedenini kendime yakıştıramadığımdan.
Aynaya bakıp kendimi tanıyamamak, kendi anılarımı sanki başkası yaşamış gibi anlatmak, hiçbir şeyde kayda değer bir varoluş nedeni bulamamak o kadar korkunç ki. Ve bir şey fark ettim.