İzmir Barosu 2018-2022 Dönemi Başkanı Avukat Özkan Yücel’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Dileyen dostlarımız ve meslektaşlarımız, 19 Haziran 2026 Cuma günü saat 09.00’dan itibaren Alsancak’ta bulunan İzmir Barosu Merkez Binasında taziyede bulunabilirler.
Saygılarımızla.
Bugün ESP Eş Genel Başkanı, bir önceki dönem HDP İzmir vekili Murat Çepni’yi Silivri Hapishanesinde ziyaret ettim.
Tüm mücadele dostlarına, yoldaşlarına olan sevgi ve selamı ile birlikte, vekilliği döneminde yoldaşlığını paylaştığı #DenizPoyraz için gönderdiği mesajı iletiyorum.
“Katledilişinin 5. yılında Deniz Poyraz’ı, ‘Özgürlük Deniz’imizi’ saygıyla, özlemle anıyorum.
Deniz’in yoldaşları olarak, 5 yıl önce gerçekleşen bu organize katliamı Fehime Anne’nin “bir Deniz gider, bin Deniz gelir” sözleriyle göğüslemiş, HDP İzmir binamız hedeflenerek yaratılmak istenen ırkçı faşist rüzgarı binlerce Deniz olarak dağıtacağımızın sözünü vermiştik.
Bugün 17 Haziran’ı cezaevinde karşılarken, 5 yıl önceki sözümüzden, Deniz’i katledenlerden hesap sorma irademizden asla vazgeçmeyeceğimizi yineliyorum.
ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, Marmara Kapalı Hapishanesi”
Suriye’de eğitildi, bir çanta dolu cephanelikle donatılıp partimizin üstüne sürüldü. Katliamın hemen ardından “İsmin ne abicim?”lerle karşılandı. Yargılama süreci boyunca ilişki ağının ilk halkası dahi soruşturmaya dahil edilmedi. O ise cezasızlık politikasından aldığı bu üç kuruşluk cesaretini mahkemelerde Deniz’in ailesine, avukatlarımıza, yoldaşları olan bizlere tehditler savurarak ispat etmeye çalıştı.
Ne katil Onur Gencer’in kof tehditlerine, ne zehirli sırıtışıyla göstermeye çalıştığı arkasındaki güçlerin yenilmez sanılan karanlığına, ne de canımız Deniz’i yitirdiğimiz bu örgütlü saldırının haysiyetimizi de ezip geçmesine geçit vermedik, vermeyiz.
#DenizPoyraz ve onunla birlikte şimdi gökyüzündeki yıldızlarda parıldayan yoldaşlarımızın katilleri hesap vermeden bu topraklarda yeni bir sayfa açılmayacak.
Unutmak yok, affetmek yok!
#DenizPoyrazÖlümsüzdür
“Demokratik Toplumla Özgürlüğe” şiarıyla 28 Haziran’da Bağcılar Meydanı’nda gerçekleştireceğimiz Özgürlük Mitingi’nin deklarasyonunu düzenlediğimiz basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurduk.
Demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması, barış ve demokratik toplum sürecinin ilerletilmesi ve Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması talebiyle tüm halkımızı mitingimize katılmaya çağırıyoruz.
Madencilerin sesi susturulamaz!
Hakları, emekleri ve alın terleri için mücadele eden; baskıya, silahlı saldırılara ve yıldırma politikalarına rağmen geri adım atmayan Özşen madencileriyle dayanışmak için Dem Parti Kadıköy İlçe Örgütü olarak alandaydık.
Emekçilerin yalnız bırakılmadığı, hakkını arayanın suçlu değil haklı görüldüğü bir ülke mücadelesi hepimizin ortak mücadelesidir.
DEM Parti Kadıköy İlçe Örgütü olarak, emeğin ve adaletin yanında olmaya devam edeceğiz.
İki gün süren “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Dönüşümü Konferansı”nı geride bıraktık. Halkları ve kimlikleri yüz yıldır sistematik olarak yalnızlaştırma politikasına karşı omuz omuza mücadeleyi uzmanlarından dinledik.
Şimdi, yeni yüzyılın eşiğinde haykırıyoruz; hep birlikte demokratikleşecek, tüm halklarla birlikte özgürleşeceğiz!
Bu önemli konferansa öncülük eden ve düzenleyen çağrıcılara teşekkür ediyoruz.
Yeşiller/Avrupa Özgür İttifakı (Greens/ EFA) siyasi grubu üyesi Avrupa Parlementeri Vladimir Prebilič başkanlığındaki heyet, Dış İlişkiler Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcımız Ebru Günay ve İl Eş Başkanımız Çınar Altan'la bir araya geldi.
İl örgütümüzde gerçekleştirilen görüşmede, siyasal süreç ve demokratikleşmeye dair istişarelerde bulunuldu.
Devrimci sosyalistlere yönelik siyasi kırım operasyonu devam ediyor. Amed merkezli gerçekleştirilen siyasi kırım saldırısında yoldaşlarımız Fethiye Ok ve Soner Çiçek gözaltına alındı.
Eskişehir'de ise SGDF'liler gözaltına alındı.
Devrimci sosyalist mücadele suç değildir. Yaşasın örgütlü mücadelemiz.
Bu abluka dağıtılacak, özgürlük kazanacak!
3 Şubat saldırısında tutsak edilen, partimizin önceki iki dönem eş başkanlığı görevini üstlenmiş yoldaşımız Şahin Tümüklü'nün bugün görülen duruşmasında tutukluluğunun devamına karar verildi. Yoldaşımız, tekli ring dayatmasını reddettiği için mahkeme salonuna getirilmedi.
Şahin Tümüklü'ye özgürlük, devrimci tutsaklara özgürlük!
Yoldaşımızın savunmasından:
“Yıllardan beri önünüze benzer dosyalar geliyor. Rejime karşı çıkan kuvvetlerin politika yapmasına, örgütlenmesine yönelik bir saldırı. Bu kuvvetler bertaraf edilmeye çalışılıyor, eğer bertaraf edilemezse de zayıflatmak için operasyonlar yapılıyor.
Sayısız kez gözaltına alındım, sayısız kez tutuklandım. Son iki yılda çok daha özel bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya kalıyoruz. Her yıl 10 Eylül yaklaşırken, her kasım ayında bir soruşturma açılıyor, oradan bir operasyon geliyor. Biz hakkımızdaki soruşturmayı öğrenince, soruşturmaya dair ifade vermek için dilekçe verdik. 10 gün geçmeden evimiz basıldı, kapılarımız kırılarak, işkenceyle gözaltına alındık. Dosyada tutuklama olacağı önceden belli. Operasyon oluyor, medyaya yaygın bir biçimde servis ediliyor. 24 saatlik avukat kısıtlaması getiriliyor, bu 24 saatte itirafçılaştırma baskısı uygulanıyor. Sorgu hakimliğine girdik, tek bir soru bile sorulmadı. Amaç toplumda bir korku, kaygı ve biat örgütlemek.
Eş Başkanımızın duruşmasını takip etmişim. Hemen orada arkadaşlarımız bu duruşmayı takip ediyor. Orada polisler arkadaşlarımızın fotoğrafını çekecek, 'hakkında örgüt üyeliği dosyası olanların duruşmasına katıldınız' denilecek. Biz bu duruşmalara katılıyoruz, duruşmalara çağrı yapıyoruz. Bunu açık bir şekilde yapıyoruz, bu bir hak. Bu rejimin yaratmak istediği belirsizlik, keyfilikle ilgili bir şey. Suçlanan biziz, suçlu olmadığını ispatlaması gereken de biziz.
Biz her yıl 12 Mart'ta Gazi'de yapılan anmaya katılıyoruz. Biz bayrağımızı açar, her sene yürürüz, bunu saklamıyoruz. Biz oraya binlerce kişiyle katılıyoruz. ESP'nin bayrağıyla katılınca suç oluyor. Suçsa o zaman gözaltına al! Neden almıyorsun, devlet vatandaşına tuzak mı kuruyor? Bu toplumda korku, baskı yaratmak için yapılıyor.
Çıkınca yine bu eylemlere katılacağız. Burada söylüyorum, 15-16 Haziran'da eyleme gideceğim, 20 Temmuz'da Suruç Oturumu'na gideceğim, 7-8 Temmuz'da NATO Zirvesi'ne karşı eylemlere katılacağım.
Dosya her şeye hakim olduğunu söyleyip hiçbir şey söylemiyor. Telefon görüşmelerinde hiçbir şey yok. Siyasi bir parti, varoluş zorunluluğu olarak eylem yapar, propaganda yapar ki örgütlensin. Biz toplumda özgürlük, eşitlik isteyenlerin yanındayız; bu mücadelenin her alanında yer almaya çalışıyoruz."
İl Eş Başkanımız Çınar Altan, vekilimiz Kezban Konukçu ve il ilçe yöneticilerimizle birlikte Gezi Direnişi’nde katledilen Mehmet Ayvalıtaş’ın mezarı başında düzenlenen anmaya katıldık.
Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde Mehmet Ayvalıtaş’ın anısını yaşatacağız.
Gezi direnişinde katledilen Mehmet Ayvalıtaş canımızı; katledilişinin 13. yılında, kıymetli ailesi, milletvekilimiz Kezban Konukçu, İstanbul il eşbaşkanımız Çınar Altan ve yoldaşlarıyla birlikte andık.
Mehmet Ayvalıtaş şahsında, Gezi Direnişi’nde yaşamını yitiren tüm canları bir kez daha saygıyla anıyoruz.
Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve adalet talepleriyle alanları dolduran, milyonların sesi olan Gezi; halkların ortak hafızasında yaşıyor.
Tüm inançların ve kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği, adaletin ve hukukun egemen olması için mücadelemiz devam edecek.
@dempartistanbul@KezbanKonukcu@vcinaraltan
Gezi 13’üncü yılında! Karanlığa karşı kurulan bu güçlü ortak direnişin mirasıyla; barış, demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesini kararlılıkla sürdürüyoruz.
Gezi Direnişi; yaşam alanlarımıza, haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkan milyonların ortak hafızası, bu ülkenin susmayan vicdanıdır. Gezi hepimizdi, Gezi bizdik! Gezi’de yaşamını yitiren canlarımızın onurlu mücadelesi, özgürlük mücadelemizde yaşamaya devam edecek.
#Gezi13Yaşında
Kuşkusuz bir milat değildi, ama Taksim ve nice meydandan başı dik çekildiğimiz günden beri umut; kanıyla, canıyla ve bir omuz mesafesinde hep onunla varoldu.
Şimdi umut, kendi ellerimizle yeniden yazılmak üzere öznesini çağırıyor.
Tarihte bir çentik değil, geleceğimiz #Gezi13Yaşında!
Bugün Galatasaray’a çıkışımızın 31.yılı.
Kuşaktan kuşağa aktarılan bir direnme çağrısına dönüşen mücadelemiz 31 yaşında.
31 yıldır kayıplarımızın izini sürüyor; hakikat, adalet ve insan onurunu savunuyoruz.
31 yıl sonra da ilk günkü kararlılığımızla haykırıyoruz:
Unutmuyoruz.
Affetmiyoruz.
Vazgeçmiyoruz.
"Sorunu Erdoğan karşıtlığında görerek çözümü Kılıçdaroğlu'nda aramak nasıl yanlış ve yanıltıcı bir tutum olduysa, bugün umudu Özgür Özel'de görmek aynı yanılgıya düşmek olur. Ne popülist yaklaşımlar ne de apolitik seyircilikle bu saldırılar yanıtlanabilir. Ezilenlerin özgürlük cephesini kurmanın olanakları mevcuttur. Asgari bir mücadele programı etrafında ortak mücadele elzem hale gelmiştir."
Faşist şeflik rejiminin “Mutlak Butlan” kararına ilişkin açıklamamızdır.👇
CHP Genel Merkezi’nin basılması, ana muhalefet şahsında faşizmin çıkarları dışında kalanlarla nasıl mücadele ettiğinin, edeceğinin göstergesidir. Tıpkı kurumları kapatılan, gasp edilen, kayyumlar atanan, tutuklanan sosyalistler, işçi hareketi önderleri, doğa savunucuları, gazeteciler gibi..
Faşizme karşı omuz omuza!
Bilgi Üniversitesi'ne dair 22 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararda hukuki değildir. Eğitime vurulan bu darbeye dur demek için vekillerimiz Kezban Konukçu, Özgül Saki ve yöneticilerimizle birlikte dayanışma için eğitimciler ve öğrencilerle birlikteydik.
Kan, gözyaşı, nefret artık bitmeli, faili meçhul cinayetler aydınlatılmalıdır!
İmralı Heyeti üyeleri, Pervin Buldan, Mithat Sancar, İl Eş Başkanımız Çınar Altan ve il yöneticilerimizle birlikte Cumartesi Anneleri’nin 1104. haftasında Galatasaray Meydanı'ndaydık.
Cumartesi Anneleri'nin mücadelesine omuz vermeye devam edeceğiz.
CHP’nin meşru yönetimine yönelik gerçekleşen mutlak butlan darbesine karşı parti heyetimizle birlikte CHP İl Başkanlığı’na dayanışma ziyaretinde bulunduk.
Dün olduğu gibi bugün de mücadele safımız faşizmin karşısındadır. Omuz omuza büyütmek boynumuzun borcu..