"İnsan, elini duaya açmayıp lisan-ı hâliyle 'ben bana yeterim' dediğinde, kelepçelerini kendi elleriyle hazırlar."
Bu dersimizde, küfür yolunu seçenlerin karşılaşacağı zilleti ve dünya yorgunluğu üzerine kimlerin pınarlardan sular içeceklerini konu edindik. Kâfur karışımlı kadehten içmek isteyen bizlerin hedefinde olması gereken hasletleri ele aldık.
İnsan Suresi Tefsiri 4. Dersimizin YouTube Kanalımızda
@_halisbayancuk İman yakin işi olduğundan ötürü, şüpheye düşmek imanı/itikadı bozmaya kadar götürebilir. Allah muhafaza, dinimizde şüphelerden korunmazsak, yakinimizi kaybedebiliriz.
Her köşe başında zihinleri bulandıran fikirlerin savrulduğu bu modern şüphe çağında, kişi kalbini ve inancını nasıl muhafaza edebilir?
Kelime-i Tevhid'in şartlarından biri olan "Bu Kelimeyi Şek ve Şüpheye Kapılmadan Yakin Üzere Söylemek" konusunu işlediğimiz 10. dersimiz YouTube kanalımızda yayında!
https://t.co/AZhDU4Ifw0
@_halisbayancuk burada asıl dikkat edilmesi gereken nokta niyet ile ortaya çıkan sonucun her zaman aynı şey olmadığıdır. İnsanlar farklı saiklerle hareket edebilir; ancak sonunda hangi sistemin ve hangi değerlerin güçlendiğine bakmak gerekir.
Erdoğan'ı destekleyen seçmeni ikiye ayırabiliriz:
Bir tarafta Erdoğan'ı demokrat gören, laik ve demokratik düzene gönül vermiş azınlık; diğer tarafta ise şeriat için oy veren çoğunluk bulunmaktadır. 15 Temmuz gecesi Erdoğan'ın çağrısıyla sokağa çıkanlar, demokrasi isteyen azınlık değil, şeriat hayaliyle sandığa giden o çoğunluktu. Darbeyi engelleyen halkın dilinde demokrasi, laiklik veya Mustafa Kemal yoktu; tekbir, tehlil ve şehadet vardı. Yani insanları sokağa döken İslam ve İslami kavramlardı. Fakat trajik bir şekilde, o gece canlarını siper eden bu insanların eylemi, şeriat isteyenlerin hanesine değil, demokrasi isteyen azınlığın hanesine yazıldı ve 15 Temmuz "Demokrasi Bayramı" ilan edildi.
Buradan kesin olarak anlaşılmalıdır ki; İslam adına bu sistemi destekleyenler İslam'a değil, sisteme hizmet ediyorlar. Ne yaparsanız ve hangi niyetle yaparsanız yapın, günün sonunda İslam değil; sistem ve sistemin batıl değerleri güçleniyor.
Bir diğer dikkat çekici husus ise şudur: Darbeyi, Türkiye'de demokrasi ve dinler arası diyalog söylemini en çok savunan, demokratik değerlerle barışmayı önemseyen bir yapı gerçekleştirmesine rağmen, sanki demokrasi darbe üretmiyormuş veya darbelerin karşıtıymış gibi, 15 Temmuz'da yaşananlar demokrasinin hanesine yazıldı.
Diğer mesele ise şudur: 15 Temmuz sonrasında Fethullah Gülen grubuna dair rapor yayımlayan Diyanet, bu yapının ilhamcı, keşifçi ve ebcedci bir yapı olduğunu, liderlerinin Allah ve peygamberle direkt temasta olduğu için asla yanlış yapmayacağına inanıldığını delilleriyle ortaya koydu. Fakat ne ilginçtir ki; aynı söylemlere sahip olan, aynı düşünceyle hareket eden, liderlerinin Allah ve peygamberle ilişkili olduğuna ve asla hata yapmayacağına inanılan yüzlerce irili ufaklı grup olmasına rağmen, Fethullah Gülen grubu bu zihniyeti ve itikadıyla mahkûm edilirken diğer gruplar el üstünde tutuluyor. Sistem için mesele kimin neye inandığı değil, o inancın işine gelip gelmediği meselesidir.
Aynı şeyi komedyen meselesinde de yaşadık; sistem için "zararsız" olan komedyenler istedikleri şeyle dalga geçme özgürlüğüne sahipken, sistem için "zararlı" olanlar cezalandırılıyor. Oysa her iki zümrenin yaptığı da alçaklıktır ve İslam nezdinde şirk ve küfürle mahkûm edilmiştir.
Siyasi sloganlara özgürlük, Kur’an ayetine yasak…
Buna özgürlük değil, çifte standart denir.
Nerede sizin inanç ve ifade özgürlüğünüz?
Yaptığınız helvadan putları yemeyi bırakın artık!
#Hud112
Eğer Allah'ın ayetleri eğitimde, hukukta, siyasette ve toplumsal hayatta kendine yer bulamıyorsa; üniversitelerde de ayetlerin istenmemesi şaşırtıcı değildir.
Sonuçlar, öncüllerinden bağımsız değildir.
#Hud112
Asıl soru şudur: Kur'an bizim için sadece okunacak bir metin midir, yoksa hayatın her alanında rehber kabul ettiğimiz ilahi ölçü müdür?
#Hud112 tartışması bizi bu muhasebeye davet ediyor.
İslam’a ve Müslümanlara kusulan bu kin, Allah’ın nuruna zerre kadar leke süremez.
Onlar bu cürümleriyle mülkün sahibine değil, sadece kendi ebedi hayatlarına geri dönüşü olmayan bir azabı reva görüyorlar.
#Hud112
Vahyi hayatın dışına iten bir düzenin, kampüste Allah’ın kelamına tahammül göstermesini beklemek çelişkidir.
Zira hiçbir netice, kendisini doğuran zihniyetten ayrı değildir.
#Hud112
Şeytanına eziyet et ki o sana eziyet etmesin
İbnü'l-Kayyim rahimehullah şöyle demiştir:
Kim bu dünyada Allah'ı zikrederek, O'nu tevhid ederek, istiğfar ederek ve O'na itaat ederek şeytanına eziyet etmezse, ahirette şeytanı ona ateş azabıyla eziyet eder. Herkes için şu iki durumdan biri mutlaka gerçekleşecektir: Ya kişi şeytanına eziyet edecek ya da şeytan ona eziyet edecektir.
Bedâiʿu'l-Fevâid (2/793
#Hud112
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde, bir gencin her türlü politik ve ideolojik slogana açılan sahneye çıkıp "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" ayetini taşıyan pankartı açması, malum seküler güruh tarafından tahammülsüz bir linç girişimiyle karşılandı.
Sol-Kemalist sloganlar "ifade özgürlüğü" kılıfıyla alkışlanırken, Allah'ın kelamının fiziksel müdahaleyle, sansürle ve bizzat üniversite yönetiminin desteğiyle kapatılmaya çalışılması, ülkemizde İslamı yaşayan öğrencilere yönelik sistematik ötekileştirmenin ve faşizan çifte standardın maskesini bir kez daha düşürmüştür.
#Hud112
Bir ayetin görünmesini engellemek mümkündür; fakat vahyin çağrısını susturmak mümkün değildir. Tarih boyunca nice engeller kuruldu, fakat Allah'ın kelamı yaşamaya devam etti.
#Hud112
Müslümanın en büyük imtihanlarından biri, Allah’ın kitabını değil yaşadığı çağın baskın kabullerini esas almasıdır.
Kendini laikliğin seküler girdabına kaptıranlar, kendi kimliklerini ve ahiretlerini feda ediyorlar.
#Hud112
Kur'an'ın hayata söyleyecek sözü olmadığını düşünen bir medeniyet tasavvuru; önce hukuku, sonra siyaseti, ardından eğitimi şekillendirir.
Bugün yaşananlar, işte bu zihniyetin yansımasıdır.
#Hud112
Bir de bu kalmıştı...
Bağımsız bir devletin, "güçlü zannettikleri" devletlere hoş görünmek adına başka bir ülkenin kuruluş yıldönümünü kutlaması; izzet değil, aşağılık kompleksinin ve siyasî bağımlılığın göstergesidir.
Devletlerin itibarı, güç sahiplerine övgüler dizmekle değil; kendi onurunu, halkının iradesini ve ilkelerini korumakla ölçülür. Yalakalık hiçbir zaman diplomasi değildir. Şahsiyetini kaybedenlerin kutlamaları, ancak acziyetin ve teslimiyetin ilanı olur.