@metinsolmaz 3. Bütün işçi ve emekçiler, her zaman birer aziz olmayabiliyor. Önemli bir kısmı tam köylü kurnazı.
4. Bütün patronlar da rezil insanlar değil. Yaşadığım kentte 1 Mayıs günü, meydanda işçiden çok patron gördüm...
@DogruMert37380@karabiyikbaris Ölmüş kadıncağızın arkasından söylediğin lafa bak. Hangi kültürün insanısın sen, rezil herif! Ulan bir fikrin varsa medeni insan gibi konuş, beğenirsin ya da beğenmezsin. Tabii bir fikrin varsa. Terbiyesiz!..
İskandinav dertleri bunlar. 1923 sonrası başlatılan eğitim seferberliği cumhuriyetinde yazsaydın mantıklıydı. Toplumu eğiten ağır hukuktur. Hafif hukuk erkeği gevşekleştirdi arsız hâle getirdi. Arsız çocuklar büyüdü arsız mahkumlar oldu. Suç genetiktir. Bizde devlet çocugu ++
@ogretmenlersyfs Okula veli geliyor, durumu sorduğu öğrencinin o velinin çocuğu olup olmadığını gerçekten anlayamıyoruz. Çocuğunun adı dışında hiçbir bilgiye sahip değiller. Daha dün gelen bir veli çocuğunun 9. sınıf olduğunu söyledi. Çocuk 10. sınıftaymış...
Halbuki FB'den astronomik bir teklif almasına rağmen "FB çok büyük bir kulüp ama bizi sevenleri üzmeyelim" diyerek çok daha az bir ücretle GS'de kalan Metin Oktay'ı örnek alsaydı, çok saygın bir davranışta bulunurdu ama nerde bu hıyarda o incelik?..
Volkan Demirel: “Beni bir Allah’ın kulu Galatasaray Spor Kulübü binasından içeri sokamaz. Benim yerim belli yurdum belli. Teklif gelirse kulübümden tabiiki değerlendiririm.”
@Yusufsaladin22 Üniversitedeyken biri sınıfta Kürdcenin Farsça, Arapça ve Türkçe'nin bir karışımı olduğunu iddia ettiydi. Ama ne Farsça, Arapça ve Kürdce biliyordu ne de Türkçeyi hakkıyla konuşabiliyordu. Ortalama bir İç Anadolulu idi...
@abdullahnaci Hocam, "Bir Başkadır" dizisini izlemediysen tavsiye ederim. Tam da bu çelişkiyi anlatıyor. Seküleri, dindarı, Türk'ü, Kürd'ü, liberali, muhafazakarı, solcusuyla hepimiz kendi zindanımızda yavaş yavaş boğuluyoruz...
Depremde üçüncü kattan düştüm; iki el bileğim ve belim kırıldı, tüm ekipmanlarım çalındı. Ümit Kıvanç hocamın dayanışmasıyla yeniden bir makineye kavuştum. Hafif bir aynasız makineyle değiştirmesi için İstanbul’daki bir arkadaşa verdim.👇
@Babaishakk Yunus Emre ve Fuzuli kesinlikle Alevi. Hacı Bektaş da Alevi ama ona yapılan en büyük eleştiri, Aleviliği Sünniliğe yaklaştırarak Aleviliğin asimilasyonunu hızlandırması. Mahzuni Şerif'in ise kökeni Sünni ama Alevilikten etkilenmiş ve kendisini Alevi olarak tanımlıyor. Hepsi bu...
Altan Tan'ın 5.50'de söylediğine katılıyorum:
"Ben Türkiye Cumhuriyeti devletinin 40 yıldır bu işi kontrollü kaos şeklinde sürdürdüğü kanaatindeyim. Bitirmek istemedi. Dünyadaki dengeler, Ortadoğu'daki dengeler, Türkiye'deki dengeler değişince düğmeye basıldı ve bitirildi."
Benim okumama göre de PKK, Türkiye'nin dışarda yayılması, içerde otoriterleşmesi, silah sanayi için gereken devasa fonların meşrulaştırılması için gerekli olan "iç/dış düşman" ihtiyacını karşıladığı için yıllarca dirsek mesafesinde tutuldu. Yoksa taraflar arasında Türkiye lehine büyük bir güç asimetrisi vardı ve bunun sonucu Öcalan defalarca Türkiye'ye teslim bayrağını çekmişti. Ama o bayrak görmezden gelindi. Çünkü henüz misyonu bitmemişti. Kendisi de bu "sefer-görev emri"nin bu kadar uzun süreceğini öngörmemiştir. "Ayıyla dansa kalktığında ne zaman dansın biteceğine ayı karar verir" dersini unutmuş olmalı.
Hala da "dans" bitmedi ancak Türkiye'nin artık MEVCUT haliyle PKK'ye ihtiyacı yok. PKK ile mücadele adı altında ayrılan devasa bütçelerle Türkiye silah satışında önemli bir merkez oldu. 30 km derinliğinde 900 km uzunluğunda bir alanda Suriye ve Irak'a yerleşti. 130'u aşkın askeri nokta kurdu. Bazı bölgelerde idari ve kültürel açıdan Türk-Arap-İslam sentezi çoktan kökleşti.
Türkiye'de hem kimlik politikaları hem vatandaşlık politikaları açısından Orwell'in 1984'ü benzeri bir rejim inşa edildi.
27 Şubat 2025'ten sonra yaşananlar ise hepimizin gözü önünde oldu. Suriye'de Rojava sönümlendirildi, SDG/YPG yakında lağvedilecek. Suriye Kürtlüğü Arap denizinde boğulmamak için sürekli tavizler vermek zorunda kalacak. Ama her taviz yeni bir tavizi gerektirecek.
PJAK İran'da zaten ciddi bir tehlike değildi, hatta Türkiye-Irak-İran üçgeninde bir tampon olarak ilerde işe de yarayabilir. Bazı raporlara göre PKK'lilerin bir kısmı PJAK'a iltihak etmeye başlamış bile. Türkiye'nin bunu farketmemiş olması ihtimali yok.
Irak'ta ise operasyon biraz daha karmaşık yürüyor. Çünkü ortada uluslararası camiada tanınan IKBY var. Talabani partisinin Kerkük'e Türkmen vali ataması ile ivme kazanan ABD-Türkiye önderliğindeki çevreleme harekatı yakında Barzani partisinin de nefes borusunu kesecektir. Irak Federal Mahkemesi, özellikle 2023 ve 2024 yıllarında aldığı bir dizi yapısal kararla IKBY'nin anayasal statüsünün sınırlarını sert bir biçimde çizdi. Yazıyı uzatmamak için ayrıntıya girmiyorum ama Barzani'siyle Talabani'siyle IKBY'nin idari, hukuki ve ekonomik varlığı adım adım tırpanlanıyor ve bunun tersine çevrilmesi zor görünüyor.
Türkiye'de PKK-DEM, eğer lider tapıncından kurtulamazsa, Altan Tan'ın öngördüğü gibi iktidar bloğuna raptedilecektir. Artık anayasa değişikliği mi olur, seçim ittifakı mı olur, iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda kendisine yeni bir "sefer-görev emri" takdim edilecektir.
PKK'li 50 yılın sonunda Türkiye dünya enerji ve ticaret hatlarının güvence altına alınması stratejisinin, jandarması, denetçisi, maslahatgüzarı, yer yer mimarıdır artık. Bundan sonrasında da "Kozmos Kerim!"
Devletlilerimiz Apocu Hareket'e bu stratejinin başarıyla yürütülmesi ve sonuçlanmasındaki hizmetlerinden dolayı ne kadar teşekkür etse azdır.
Yardım faaliyetlerinin ve kurumlarının bile iktidar-muhalefet kampları arasında kutuplaştığı şu ortamda her iki tarafa da yaranamayan bir garip dava var 90’lı yıllardan kalan, akılda kalması kolay bir isim olduğu için çoğu kişi hatırlar ve fikir sahibi olduğunu düşünür ancak gerçekten bilgi sahibi olan kişi sayısı çok azdır. Muhalifler, sanıklar eski yol arkadaşları olduğu için iktidarın bir ayıbı olarak sık sık öne sürer bu davayı, iktidar ise 90’lı yıllarda trafik cezası yiyen dindarlara bile iade-i itibar törenleri düzenlemesine rağmen bu olay adeta yaşanmamış gibi davranır, hükmedilen rekor adli para cezasının adını anmaz, elindeki olağanüstü medya gücüne rağmen olayın faillerini aklamak şöyle dursun, konuyu gündeme taşımaktan bile imtina eder. Aslında benim boynuma da vazife değil bunları yazmak, kabuk bağlayarak kapanan bir yarayı açarak iyi mi ediyorum, onu da bilmiyorum ama dava dosyasına giren bazı evrakları gören ve yaşananları başından itibaren takip eden biri olarak vicdanıma ağır geliyor ismi her anıldığında “Bosna’ya toplanan yardım paralarına çöken kişi” olarak tahkir edilen bu kişi hakkında bildiklerimi içime atmak. Hazır NATO gündemi soğumamışken İslamcı camianın 30 yılda geçirdiği dönüşüme de ışık tutar belki anlatacaklarım.
@abdullahnaci Bazen de diyorum ki, iyi ki Türkiye'de sosyalist bir sistem veya parti iktidar olmadı. Düşünsenize, en ufak bir muhalefette "Sosyalizm elden gidiyor" diye zırladığımızı...
@haberGBT İyi güzel de, keşke sonradan medya maymununa dönüşüp iktidar yalakası olmasaydın. Seni yeteneğinle beraber muhalif kişiliğinle de sevdik, takdir ettik. Repliklerin günlük hayatımızın parçası oldu ama sen amcanın katilleriyle oturup kalkacak kadar düştün. Çok ayıp ettin, çoook!..
@ohannes_klcdg Elazığlı bir arkadaşım vardı üniversitede. Ortaokul sonrası askeri lise sınavlarına girmiş ama iyi bir puan almasına rağmen mülakatta elenmiş. Sağ milliyetçi bir ailesi vardı. Tek sorun anneannesinin Ermeni olmasıydı. Buna bağlıyordu okula alınmayışını...
@GunlukhafZa Düşünün! Kalede Taylan Özgür; geri dörtlüde Cihan Alptekin, Yusuf Aslan, Alpaslan Özdoğan ve Kadir Manga; orta sahada Hüseyin İnan, Atilla Keskin ve Sinan Cemgil; sağ açıkta Ömer Ayna; sol açıkta Mustafa Yalçıner; forvette Deniz Gezmiş. Yani süper bir takım olurdu...