🚨 Matematikçilerden yapay zekâ şirketlerine çok sert bir manifesto geldi:
Aralarında Terence Tao, Peter Scholze, Maryna Viazovska, June Huh ve Cédric Villani’nin de bulunduğu 25 Fields Madalyalı matematikçi, yapay zekâ şirketlerinin matematiği “benchmark” uğruna problem çözme yarışına çevirmesinin bilime zarar verebileceği konusunda uyardı. 👇
🧠 Mesajlarının özü şu: Matematikte önemli olan sadece bir problemin cevabını bulmak değil. Büyük problemler, nesiller boyunca yeni yöntemlerin, fikirlerin ve kavramların geliştirilmesini sağlayan “deniz fenerleri” gibi çalışıyor. Bir problemi çözmek, çoğu zaman asıl değerli olan şeyin sadece son noktası.
🤖 Fakat yapay zekâ şirketleri açısından başarı ölçütü çok daha farklı: “Kaç zor problem çözdük?” Eğer modeller ünlü problemleri art arda, devasa hesaplama gücüyle ve anlaşılması güç ispatlarla çözmeye başlarsa, matematikçiler bu problemlere ulaşmaya çalışırken keşfedecekleri fikirleri, yan yolları ve yeni teorileri geliştirme fırsatını kaybedebilir.
📚 Üstelik bir matematiksel sonucun gerçekten bilime dönüşmesi, yalnızca “ispat doğru” demekle bitmiyor. O ispatın aylarca, bazen yıllarca tartışılması, sadeleştirilmesi, başka çalışmalarla bağlantısının kurulması, yeni yöntemlerinin ayrıştırılması ve sonunda öğrencilerin bile öğrenebileceği bir bilgiye dönüştürülmesi gerekiyor.
⚠️ Matematikçilerin korkusu şu: Eğer AI sistemleri bu sürecin son ürününü saniyeler içinde seri üretmeye başlarsa, doğru cevapların sayısı artarken matematiksel anlayış azalabilir.
Yani elimizde milyonlarca doğru teorem olabilir ama onları gerçekten “anlayan”, neden önemli olduklarını bilen ve bunlardan yeni fikirler üretebilen insan topluluğu giderek zayıflayabilir.
🎓 Manifestoda çok güzel bir nokta daha var: Matematiğin en değerli iki kaynağının öğrenciler ve fikirler olduğunu söylüyorlar. İkisi de zaman, sabır, tartışma ve insan etkileşimiyle gelişiyor. Bir öğrenciye zor bir problem vermemizin amacı sadece doğru cevabı bulması değil; o problemi çözmeye çalışırken matematikçi hâline gelmesi.
🌍 Ve uyarıları sadece matematikle ilgili değil.
Aynı sorun yazarlarda, sanatçılarda, bilim insanlarında, programcılarda ve belki de yakında bütün toplumda karşımıza çıkabilir:
Eğer yapay zekâ bize yıllarca eğitim aldığımız işlerin “son ürününü” anında verebiliyorsa, o eğitimin bize kazandırması gereken düşünme biçimini nasıl koruyacağız?
🔬 Bu matematikçiler yapay zekâya karşı değiller. Tam tersine, AI’ın matematiksel araştırmayı inanılmaz hızlandırabileceğini kabul ediyorlar.
Ama soruları şu:
Yapay zekâyı bilimi hızlandırmak için mi kullanacağız, yoksa bilimin neden yapıldığını unutacak kadar hızlı sonuç üretmek için mi?
I resigned from Anthropic today. I spent the last three years doing pretraining research at both OpenAI and Anthropic. Neither company is acting responsibly. They are racing straight to self-improving superintelligence and gambling with our lives. More thoughts below.
ABD’nin NATO’dan çıkması ve Türkiye’ye saldırısında İsrail’e yardım etmesi konusu günlerdir tartışılıyor.
Bu durum bana 1919 Paris Konferansı’nda İngiltere’nin ve ABD’nin Yunan’ı Türk’ün üzerine salmasını hatırlatıyor.
Birinci Dünya Savaşı öncesi, 1914’e gelindiğinde İngiltere ağır borç yükü altındaydı ve yükselen Almanya’yı ortadan kaldırmak için Büyük Savaş planlandı. Fransa batıdan, Rusya doğudan saldıracak ve Almanya yok edilecekti. İngiltere Savaşı kazandı ama bu bir Pirus zaferiydi. Sonuçta imparatorluk yıprandı, maliye iflas etti ve uzun bir çözülme sürecine girdi. Böylece ortaya çıkan boşluğu yükselen hegemon ABD doldurdu.
Buna rağmen Londra 1919’da Yunanistan’ı vekil olarak kullanıp Anadolu’ya sürdü. Ancak Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde Türk milleti bu oyunu bozdu. Önce Sakarya, sonra Dumlupınar ile sahadaki zafer Mudanya Ateşkes Antlaşması ve ardından Lozan ile siyasi sonuca dönüştü ve Yunan ile İngiltere Anadolu’dan sökülüp atıldı.
Bugün de 107 yıl sonra aynı tarihsel çizginin benzer bir safhasındayız. Borç yükü altında ezilen ABD, Çin’in yükselişini durduramıyor ve İsrail’in vekili gibi hareket ediyor. Bu ikili İran karşısında 40 günü aşan süreçte siyasi hedeflerinin hiçbirini gerçekleştiremedi. Hürmüz ve Bab El Mendeb’in kontrolünü dahi kaybetti .
Sahada gördüğümüz tablo son skandal kurtarma harekâtından sonra daha da dibe vurdu. ABD ve İsrail’in elinde esas olarak sadece havadan kullanılan ateş gücü var, fakat bu güç tek başına ne askeri ne siyasi sonuçlar üretmeye yetmiyor. Sürekli siviller ölüyor.
İşte bugün de benzer bir senaryo tartışılıyor. İsrail’in yeni hedefi Türkiye ve ABD’nin İsrail’e yardım etmek için NATO’dan çıkacağı tartışması sürüyor.
ABD’nin İsrail-Türkiye çatışmasında NATO Antlaşması’nın 5. maddesini uygulamamak ve İsrail’in yanında Türkiye’ye saldırmak için NATO’dan çıkmasına ihtiyacı yok ki. ABD bunu istediği şekilde zaten yapabilir zaten yapıyor da. Hele Trump döneminde bunu yapmak çok daha kolay. Diplomatik Görüşmeler devam ederken görüştüğü ülkeye saldıran bir ülke NATO Antlaşması’na uyar mı?
Türkiye’de pek çok kurum ve kişi NATO ve ABD gerçeğini görmezden gelmeye devam ediyor. ABD ve İsrail Türkiye’de ancak şunları yapabilir: Ekonomik dengemizi bozabilir,
Siyasete müdahale edebilir, kumpas kurabilir ve son tahlilde savaşta havadan ateş gücü yağdırabilir.
Ancak sonuçta elde edecekleri kayıplar çok ama çok büyük olur. Böyle bir süreçten sonra Türkiye yeni kurulan dünyada jeopolitik perspektifte yerini çok daha sağlam alır.
Kısacası 100 yıl önce çöken imparatorluk İngiltere, Yunanistan’ı kullanarak Anadolu’da sonuç almaya çalıştı ve başarısız oldu. Bugün ABD İsrail üzerinden benzer bir strateji izliyor. Bu iki tablo birçok açıdan örtüşüyor ve en çok da sonuçları itibarıyla örtüşecek. O dönemde İngiltere geriledi, yerini ABD aldı. Bugün ise ABD geriliyor, Çin yükselmeye devam ediyor, Rusya ve İran direnç gösteriyor. ABD ve İsrail ise sahada sonuç alamayan, büyük ölçüde havadan vuran bir çizgiye sıkışmış durumda, sadece çöküşlerini hızlandırıyorlar.
Bir hatırlatma yapalım.
Tarihte Anglosakson hegemonyaya tokat atabilen en büyük ulus Türkler olmuştur.
Çanakkale’den Kut ül Amare’ye Kurtuluş Savaşından Lozan’a yokluklar içinde bile olsak onları yendik.
Yeter ki biz içeride adam olalım, birlik olalım ve Mustafa Kemal’in rotasını takip edelim.
Tanrı kimseyi Türklerle savaştırmasın.
@murattosun341 Yerli ve milli TOGG dan korkmuşlar, ne olur şu fabrikayı durdurun biz size tüm arabaları 100 bin liraya göndereceğiz demek için sıraya girmişler.
@praxist Süreç demek altyapıya yatırım demek, kültürel dönüşüm demek, sabırla uzun vadeli adımlar demek. Ülkede uzun vadeli planlama için ortam uygun değil. Hangi yönetim görev süresinde ekmeğini yemeyeceği işe bütçe ayırır ki? Bu mühendislikler bu konuda şüpheli değil mağdur bence.