Aziz bir dostun ardından hüsn-ü şehadet…
Ömrümün önemli kısmını kendisiyle geçirdiğim, benim için öz kardeşten farksız olan Zekeriya’m vefat etti. Mülâkî olduğumuz onca yıl boyunca bir kez olsun kötü bir kelime kullandığına şahit olmadım; bir kez olsun birisine sinirlendiğine şahit olmadım; bir kez olsun birisinin “Zekeriya kalbimi kırdı” dediğine şahit olmadım.
Mütebessim, çalışkan, dert değil umut aşılayan birisiydi. Zor zamanlarda sığınılacak bir liman, mahzun anlarda dert ortağı, düşüldüğünde el uzatan bir yoldaştı.
Zekeriya’m, tanıdığım bütün güzel insanların hülasâsı idi. Tüm samimiyetimle söylüyorum, kendisine dair onca yıl için hatırlayabildiğim bir tane kötü, kalbi kırık hatıram yok. Vefatıyla, geride kalanlara yığınla güzel hatıra, hoş bir sadâ ve cennette buluşma arzusu bırakan, aziz dostum… Kendisiyle tanışmayı, dost – kardeş olmayı, karşılıklı muhabbet beslemeyi kendime şeref sayarım. İçimdeki yangını hiçbir şekilde izah edemem.
Rabbim, Zekeriya kardeşimin mekânını cennet, derecesini âlî eylesin; kabrini nurla doldursun.