“Hakikî kurtuluş, kurtarıştadır; insan kurtarırken kurtulur. Feda etmek, feda olmak, serden geçmek lâzımdır.”
-Bir Nesli Nasıl Mahvettiler/Osman Yüksel SERDENGEÇTİ
@agdmyaroglu Artık sizden de beriyiz demek ki. Binlerce Sünni Müslüman’ın kanına girdiğini, çoluk çocuk demeden kimyasal silah kullandıklarını ömrümüz yettiğince anlatacağız!
İsrail'in İran'a açacağı 2. savaşta, sadece rejimi devirmekle kalmayıp Mescid-i Aksa'yı vuracağını ama İran vurmuş gibi yapacağını ve bu şekilde İslam dünyasını birbirine düşürürken MS 70'te Romalıların yıktığı tapınağını yeniden inşa etmeye çalışacağını aylardır söylüyordum...
“Kâbe'de Hacılar Hû Der Allah” ilahisi ile Türkiye'nin gündemine oturan Celal Karatüre’nin, gerici Menzil tarikatının Serhendi İlahi Grubu’nda yer aldığı ortaya çıktı.
Karatüre meşhur olunca, Menzil tarikatıyla bağını gösteren sosyal medya paylaşımlarının kaldırıldığı görüldü.
🔴 "Allah'ım bizi, bize tuzaklar kuran uluslararası konseye mi bırakıyorsun? Allah'ım ümmetin acziyetini sana şikayet ediyoruz."
Gazze'de teravih duası:
Bazı hesapları Allah’a bırakın!
-Her kalp kırıklığının hesabını sormaya kalkmayın! Her iyiliğin karşılığını hemen beklemeyin!
-Çünkü bu dünya her kötülüğün hesabının sorulacağı ve her iyiliğin karşılığının tastamam alınacağı bir yer değildir. Bazı hesapları Allah’a ve ahirete bırakın!
-İmam Şâfiî diyor ki: “Kur'an'da öyle bir ayet vardır ki zalimin kalbine saplanan bir ok, mazlumun kalbine sürülen bir merhem gibidir. İşte o ayet; "Senin Rabbin hiçbir şeyi unutacak değildir." (Meryem, 64) ayetidir.”
-Rahat olun! Ve bazı şeyleri Rabbimizin her hesabı soracağı ve her iyiliğin karşılığını vereceği güne erteleyin.
Kavim iyilerimizi dinlemiyor artık...
Ne yarılan deniz, ne taştan fışkıran su, ne de gökten inen sofra kâr ediyor.
Bunaldık! Yeniden Hira Mağarası’na dönmeye ihtiyacımızı var…
Cahit Zarifoğlu’nun dediği gibi: “İnsan ara sıra içinin Hira’sına çekilmeli…”
Çünkü yola niçin çıkıldığını unuttu birçoğumuz. Birçoğumuz yolunu kaybetti. Yol kaybedilince geri dönmek ve yeniden başlamak en iyisidir. Çünkü insana nereden ve niçin başladığını tekrar hatırlatır bu dönüş...
Neydi Hira’da meleğin avuçlarımıza bıraktığı o kutlu mesaj? Ana hedef neydi? Niçin yola çıkmıştık? Ve niçin yürüyorduk?
Düşünmeye, derlenip toparlanmaya, ruhumuzu dinlemeye, kalbimize vakit ayırmaya, yalnız kalmaya ve sükûnete ihtiyacımız var.
Yeniden amelde ihlâsı, namazda huşuyu, ahlâkta örnekliği, davranışta takvayı, sözde hikmeti ve davette samimiyeti yakalamaya ihtiyacımız var.
Belki Allah’ın mescitlerinden bir mescitte, belki bir gecenin sessizliğinde, belki bir seccadenin üstünde, belki de kalabalıklar içindeyken bile tek başına...
Tüm tartışmalardan, yoğunluklardan, randevulardan, ardı arkası kesilmez koşuşturmalardan kurtulup düşünmeye, tefekküre, akletmeye ve unuttuklarımızı hatırlamaya ihtiyacımız var.
Çünkü çook uzun zaman oldu Hira’dan ineli…
Kimimizin Sevr Mağarası’na dönmeye ihtiyacı var…
Çünkü tüm dünya ve dünyalıklar takıldı peşimize. Mal, makam, iktidar, güç, servet, şehvet ve şöhret ne varsa hepsi peşimizde. Aranıyoruz. Dünyevileşmemiş kimse kalmasın diye başımıza ödül konulmuş adeta…
Hicrete ihtiyacımız var. Tüm yalanlardan, haramlardan, ikiyüzlülüklerden, kepazeliklerden, sahtekârlıklardan, samimiyetsizliklerden ve ahlâksızlıklardan…
Yeniden Sevr Mağarası’na sığınmaya, bir örümceğe, bir beyaz güvercine, sağlam bir dosta ve o mağaradaki teselliyi yeniden duymaya ihtiyacımız var.
“Üzülme! Allah bizimle…”
Kimimizin Ashab-ı Kehf Mağarası’na dönmeye ihtiyacı var…
Bu dönüş, bir başkaldırıdır aynı zamanda… Tüm haksızlıklara, adaletsizliklere, kibre, konfora ve aç gözlülüğe…
Aziz ve mübarek bir meydan okuyuştur bu... Zulüm saltanatlarına ortak olup saraylarda yaşamaktansa ceketi alıp bir mağarada bile yaşamayı göze alabilmektir…
İzzetli bir terk ediştir bu… Rabbimizle aramızdaki dünya süslerini, şeytani algıları, berbat stratejileri, baş belası reel politiği, sahte zaferleri, helvadan putları, yalancı kahramanları ve uydurulmuş fetvaları…
Mevziyi korumak, elde kalanları muhafaza etmek, duruşu bozmamak, istikameti kaybetmemek, değerleri örselememek için anlamlı bir sığınıştır bu…
Kökü çürümüş ağacın yapraklarıyla uğraşmayı bırakıp yeniden köklere dönmektir bu…
Bizden sonra gelecek nesiller için hiç olmazsa tohumu muhafaza etmektir. Onu yeşertecek uygun bir iklim için gerekirse 300 yıl sabırla beklemeyi göze alabilmektir.
Ve kutlu bir geri dönüşün hayalini kurmaktır bu…
Şirkten ve zulümden temizlenmiş yeryüzüne Nuh’un gemisinden iner gibi ayak basmanın ve yeniden tohumu toprakla buluşturmanın hayalidir…
Gün gelir Allah’ın yardımı ve bereket yeniden değer yüreğimize. Sihirbazlar da iman eder bir gün ve yıkılır tüm algılar. Mağaralardan çıkarız bir sabah. Kırılır Sâmirî’nin putları. Gözlerimizde 300 yıllık uykunun mahmurluğu, dilimizde bir zafer muştusu…
Vallahi biz kazandık! Çünkü bir avuçtan fazla içmedik nehirden. Vallahi biz kazandık! Çünkü hiç terk etmedik tepeyi...
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
Müslüman Şahsiyet Akademisi
Ve Karakozak’tan beklenen video geldi;
“Ben 76. Tümen Komutanı Seyfullah Ebubekir;
Sayın MİT başkanı İbrahim Kalın‘a ve onun ekibine ve tüm Türk dünyasına armağan ediyoruz
Süleyman Şah dedemizin türbesi tamamen teröristlerden temizlenmiştir
Bundan sonra burayı korumak bizim için namus borcudur. Burası Türk toprağıdır ve öyle kalacaktır”
Cephe hattından Türkçe videolar geliyor.
Bu insanlar, milliyetçi geçinen Ümit Özdağ ve avanesinin yıllarca hedef gösterdiği adamlar.
Türkiye’de üç kuruşa çalışıp vatanlarına dönmenin hayalini kurdular.
Aslan gibi döndüler ülkelerinde PKK’lı terörist kovalıyorlar.
Bizim milliyetçi geçinenler de hala harita hesabı yapıp “İsrail’in istediği bu” masalını anlatıyor.
Mesele gemilerin Gazze’ye çıkması değil, Gazze’ye ulaşılabildiğini göstermesi. Gazze sahiline varması da yeterli. İsrail evet vahşi bir devlet ama beşyüz sivil karşısında çaresiz kalabiliyor.