Bir adam, son dönemde çocukları ve gençleri hedef alarak peçeteye emdirilmiş maddeleri koklatıp bağımlılık oluşturan çetelerin ortaya çıktığını söyleyerek aileleri çocuklarını ciddi şekilde korumaları konusunda uyarıyor.
Şeytanın bile "artık yeter" diyeceği bir dolandırıcılık yöntemiyle hırsızlar, sadece küçük bir pet şişesini aracın arka lastiğine koyarak tarihin en mistik hırsızlığını işte bakın nasıl planlıyor.
Çağ, dolandırıcıların çağı diyebilir miyiz?
Dolandırıcılar çağ açıp çağ kapatıyor maşallah. Ben böyle bir dolandırıcılık örneğini ilk kez duyuyorum. Yaşayan var mı?
'Yollarda Radar Uygulaması' konusu çok işlendi. Eğer tepede güçlü bir vizyon ve liyakatli kadrolar görevde olsa bunlar yaşanmaz. Çünkü kurallar da mantıklı konur, uygulamalar da mantıklı yapılır. Sistem aşureye dönünce ortaya bunlar çıkıyor.
Google Maps, Yandex ile işbirliği yapılıp Türkiye'de tüm trafik hız tabelaları yeniden düzenlenir ve takip edilir.
Ama ne yazık ki bu kadrolarla değil.
Not: Liyakatsizler altında ezilen, ülkesine katkı sunmak için çırpınan ama önleri kesilen zehir gibi genç Bürokrat kardeşlerimizi tenzih ederek konuşuyorum.
1950'lerde Los Angeles'deki bir kadın ayakkabı satıcısına başarısının sırrı sorulmuş. "Üç değil, iki" demiş ve anlatmış. "İlk 2 ayakkabıyı deneyen hanımefendi üçüncüyü denemek istediğinde diğer ikisinden hangisini istemediğini sorarım. Böylece hep 2 ayakkabı kalır ve satın alma kararı rahatlıkla verilir. Üç ayakkabı olduğunda genelde ayakkabı satın alınmadan mağazadan ayrılınır."
O yüzden her zeki insan çok başarılı olamaz ve/veya hızlı karar veremez. Çünkü kendisine karar vermek için çok seçenek yaratır ve bu seçenekler arasında kaybolur. Bizler de her zaman seçeneklerimizi sürekli eleyerek ve ikiye indirerek karara yönelmeliyiz. İkisinden birini seçmek her zaman kolaydır.
Unutmayalım, günün sonunda Matrix'deki gibi yutmak üzere önümüze kırmızı veya mavi hap gelecektir.