Gerek olmayışının hafifliğini kendimize hatırlatalım mı biraz?
Birinin size birçok iyilikte bulunması, bunun karşılığını vermeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Bazı insanlar gerçekten sadece Allah’ın rızasını gözeterek, karşılık beklemeden, iyi-kötü ayırt etmeden iyilik yapar.
Hani hep derim ya, ‘Yaptığımız iyilikleri sahiplenmeyelim’ diye... Dünyevi hiçbir şey bize ait olmadığı gibi, yaptığımız güzellikler de Allah’ın bizi vekil kılması vesilesiyle gerçekleşir. İyiliği sahiplenmeyen bilinçli bir insan, karşılık da beklemez.
Sırf size çok iyiliği dokundu diye, ‘benim de onun yanında olmam lazım’ mecburiyetiyle, isteksiz bir şekilde yaptığınız her eylem hissediliyor inanın. Bu sebeple bırakın insanlar sevap işlemiş olsunlar; sırf karşılığını vereyim diye gönülsüz yaptığınız şeyler emin olun daha çok kalp kırar.
Hayatın ve dostluğun, ‘ne aldım ne verdim’ hesabı yapılmayacak kadar masum kalması dileğiyle.
Naçizane 🌷
Nerede birinin hayatına, nasibine laf eden, başkasının mutluluğuna sebepsiz yere haset eden biri görsem, bilirim ki kendi hayatında hiçbir şey yolunda gitmiyordur.
Oysa meselenin gerçeği şu; bu insanlar hayatları yolunda gitmediği için böyle değiller, başkalarının nasibine göz diktikleri ve kimseye bir şeyi layık görmedikleri için böyleler.
Zira layık görmedikleri ve kendilerine istedikleri her şey, belki de o kişinin hak ederek kazandığı nasibi… ya da sınavı. Kim bilir?
Başkalarının nasibine, mutluluğuna canı sıkılan, kendi nasibine bir türlü ulaşamaz. Ulaşsa da nasibinin farkına varamaz.
Velhasıl kelam; kimsenin baharında gözü olmayanın, bahçesi hep çiçek açar.
Naçizane.🌷