Dünyanın en eski bayraklarından biri, belki en eskisi. Onu birileri çizmedi, bir millet doğurdu. Tasarımı şık ve sade, mesajı gayet açık; "El uzatırsan ya senin kanın akar ya benimki" diyor. Biz bu bayrağa kan içirdik de allara boyadık, pantone kataloğundan seçmedik bu rengi.
Sorun montunu vs. etrafa atma İSTEĞİ olması. Böyle bir istek neden var ve normal hayatın akışında olan şeyler neden kural olarak görülüyor anlam veremiyorum. Kadınlarda bu istek yok öyle bir şeye gerek duymadığımız için bunu özgürlüğün kısıtlanması veya kural olarak görmüyoruz.
Eşine, bekarlıkla ilgili en çok özlediği durumu paylaşan adam:
"Montumu çıkarıp attım salona. Onun orada durması özgürlüğünü özlüyorum.
Burası benim en rahat olmam gereken yer değil mi?"
Sohbeti doyurucu, göz teması kuran, dinleyen ve kendini dinleten insanlar tanıdım. Yüz yüzeyken canlı ve hoşsohbet, uzaktayken mesafeli, evcil, hatta asosyallerdi. Yüz yüzeyken duyduğun yakınlık o ana özgüydü. Devamını getirmez, dünyasına döner ve kendini unuttururdu.