Hayatı sadece kendi kurallarımla ve kendi sakinliğimle yaşamayı öğrendim. Kimseden bir iyilik, bir destek ya da ilgi beklemiyorum. Sorumluluk da benim, huzur da benim, gerisi beni ilgilendirmiyor....🙃
Kaç defa kalbini kapattıysan sevgiye…
Hangi korkular sarmışsa yüreğini…
Kaç defa kaçtıysan bağlanmaktan,
Aşkın ateşine düşmekten korktuysan…
Bil ki o korkuyla yine yüzleşecektin.
Aşkın sorumluluğundan kaçarak yaşadığın yüzyıllara bedel,
En derin aşka düşecektin.
Sadece Leyla aşkı değildi sevgiyi öğreneceğin mektep…
Evlat aşkı, vatan aşkı, ilim aşkı, Hak aşkı…
Hepsinden geçecektin.
Hangisine sabredemediysen,
Hangisinden kaçtıysan,
Hangisinde sınıfta kaldıysan…
O dersi yeniden yaşayacaktın.
Bak şimdi neler oluyor?
Şairin dediği gibi —
Nurullah Genç:
“Henüz bir tokat gibi inmedi yüzüne aşk
Kalbine çivilerle gömülmeden ayrılık
Görmedim bir aslanım can çekişen resmini
Yalnızlık kitabında okumadım ismini
…
Karanlık gecelerde acı acı gülmedin
Sen henüz kovulduğun kapılarda ölmedin
O celali uykudan uyanmadın, uyanma
Düşlerimin rengine boyamadın, boyama!”
Ya her şeyden geçmen gerekirken hiçbir şeyden geçememen?
Koyduğun her şartın, kalbine koyduğun bir sınır olduğunu görememen…
Ne diyordu Akaşa:
Sen henüz gezinmedin tek başına çölleri…
Yalın ayak geçmedin dikenli bahçeleri.
Sen henüz çözemedin tarihin aynasını,
Sen hiç fark edemedin sevginin en hasını…
(Bitmeyen Şiir 9)
Ve görüyorum…
Yine kolayı seçiyorsun.
Yine cepheden kaçıyorsun.
Şehitlik istemeyene cihat nasip olur mu?
Ha savaştan kaçmışsın…
Ha aşktan.
Yanmak istemeyene aşk nasip olur mu?
Şu arka saflardaki asker kaçağı hâlini bir görsen…
Oysa kaç defa cesur olma sözü verdin.
Şimdi nasıl gideceksin Hakk’a?
Hangi yüzle?
Hangi alın teriyle,
Hangi sabırla,
Hangi taat ve teslimiyetle?
Çok güvendiğin ibadetinle mi çıkacaktın o yüce huzura?
Hâl edemediğin ilimle mi?
Üç beş kuruş zekâtınla mı,
Birkaç salih amelinle mi?
Allah yolunda bir cehdin var mı?
“Emri bil maruf, nehyi anil münker” duydun mu?
Koşulsuz bir hizmetin var mı?
Şehitliğin…
Ya da şehitliğe yakın bir arzun?
Fedakârlık senin semtine uğruyor mu?
Sana yapılanları affedebiliyor musun?
Affettiğin her insanda,
Kendi günahkâr bir parçanın da bağışlandığını görebiliyor musun?
Aşkı öğrendin mi?
Sevmeyi denedin mi?
Yoksa sana sadece sevilmeyi mi öğrettiler?
Beklemeyi mi?
Çıraklığını yapmadığın aşk mektebinde
Sınıf atlayıp da hakiki aşkı mı bulacaktın?
İnsanı sevmeyen Hakk’ı nasıl sevsin?
Hak insanda tecelli ederken…
Kullarını sevemeyen Allah’ı nasıl sevsin?
Yaratılanı sevmeyen Yaratan’ı nasıl sevsin?
Aşk temkini bilmez.
Tedbiri bilmez.
Korkuyu hiç bilmez.
Âşık yanmaktan çekinmez.
Cesurdur aşka talip olan.
Bilir ki —
Ölen hayvan imiş…
Âşıklar asla ölmez.
Sevgilerimle
~ Akaşa ~
Koşulsuz sevgiye taliptin…
“Onu sonsuz sevebilirim” diyordun,
sevginin ne olduğu konusunda hiç bir fikrin olmadan…
O sevmese de, O ilgi göstermese de
“O’nun bir bakışına kurban olurum” diyordun, kendine yalan söylediğinin farkında olmadan…
“Onu koşulsuz sevebilirim” iddiasındaydın, bir gün koşullar ortaya çıktığında elinde kalan sevginin nasıl histerik, nasıl ihtiras dolu, nasıl beklentili olduğunu görmeden…
Onu gördüğünde ne yapacaktın?
Hazır mıydın sevmeye, sevilmeye?
Hazır mıydın o eşsiz hitaplardaki “Güzellik” olmaya?
Yıllarca kalbine dokunmasını beklediğin o ses, o çok tanıdık his, o aradığın huzur karşına çıktığında onu nasıl karşılayacaktın?
Sevgiyle mi, saygıyla mı, güleryüzle mi, merakla mı, hizmetle mi, hayretle mi?… Ona hediye olarak ne sunacaktın?
Varlığını mı yoksa beklenti listeni mi? Hayranlığını mı yoksa 3B’den kalma ilgi görme isteğini mi?… Ona teslim mi olacaktın yoksa Onu huzursuzluğunla mı boğacaktın?
Seni en iyi duyanın sana gönderdiği mesajın, seni senden daha iyi anlayanın sana verdiği en güzel armağanı nasıl kabul ettin? Asırlardır beklediğin o nazik dokunuşa nasıl cevap verdin? Kabul olan duanın, gözünün önündeki mucizenin şükrü ile iki büklüm kaldın mı yoksa hediyenin kıymetini anlamayıp, Onu da hor görmeyi başardın mı?
Ona Yaratıcının bir lütfu gibi bakmayı bilmeyip, behimi heveslerini ona dayattın mı? Ve içindeki o karanlık ihtiras ile “yalnız benim olacaksın” diyerek tırnaklarını boynuna geçirip Onun ölümünü de diğerleri gibi izledin mi?
Sana sevgiyle sunulan her şeyin nankörü olmayı daha kaç kere deneyeceksin. Test eden sen değilsin, sınavda olan sensin…
Kendini koşulsuz sevgide gördüğün yer ile layık olduğun yer arasındaki uçurumu görebiliyor musun?
3B’ nin sana kurduğu beklenti tuzaklarından, duygu fırtınalarından, gurur girdaplarından, kıskançlık ateşinden, kıyas cehenneminden habersiz kendini 5B’nin saf ve koşulsuz Cennetinde görüyordun…
Sözde Onun bir anlık nazarına, bir küçük dokunuşuna, bir tebessümüne, sana bir kez isminle hitap edişine bile her şeyini feda edebilirdin… Bak edemedin. Kibir kuyundan çıkamadın. Sen duymasan da içinde “Ben Ben Ben” diye çalan davulun sesini senden başka herkes duyuyordu halbuki…
Rıza mertebesi kolay mı o kapıda edeple beklemeyi bilmeden…
Mutmainne kolay mı içinde o saf huzuru bulmadan…
Mülhimeye aldanma denmişti, o rüyalar o görüler, o eşzamanlılıklar… çoğu tuzaktı sana…
Daha levvame kapısından geçmeden, kendi kusurunu görmeden küsur görüyorsun elçide!
Bırak koşulsuz sevgiyi 3B deki sıradan bir sevgiye bile hazır değil bünyen…
Affedilmek kolay mı daha kendi nefsine yaptığın zulmü görmeden…
İstediğine değil layık olduğuna
Beklediğine değil hakkına teslim olmayı öğreniyorsun.
Dile değil kalbe bakıyor sistem
Söze değil öze bakıyor.
Daha çok yolun var ve daha çok tuzağın.
Akademiye gitmek istiyorsun ama ana sınıfını geçemiyorsun.
Koşulsuz sevgiye talipsin ama henüz koşullarını bile yerine getiremediğin sevgilerde tükeniyorsun.
O arsız ve amansız sevilme beklentini kimse doyurmayacak.
Rabbin seni kucağına alıp sevse Ona bile somurtacak, saf sevginin içinde bile sevgiyi göremeyecek konumdasın…
Bir hikaye daha bitti şimdi
Yenisine hazır mısın
@akasatwinflame ben ne okudum... bu kadar net ve anlaşılır kendimi anlamam için nerede olduğuma görmeme vesile olduğun için teşekkür ederim akaşa iyiki varsın. her zamanki gibi tam zamanında @akasatwinflame 🙃👏👏👏