NEW: 🇮🇱🇺🇸 An American doctor recounts how Israeli soldiers took two Palestinian children in Gaza from inside the Nasser Medical Complex
They tied them up, and buried them alive until they died in a mass grave, amidst the screams of the two children who suffocated on the dirt
Okurken başım döndü dolandırılmaktan.
Haluk Levent'in çalışanı Yeliz Kaya, her şeyi itiraf etti.
İnsanların mülklerine yüksek fiyat verip bir kısmını peşin ödeyip geri kalanına hiç ödemeyeceği senetler veriyordu.
Tanıdıklarının üzerine geçen mülkleri ise borçları için borçlulara satıp devrediyordu. Böylece senetle aldığı mülkleri senetleri hiç ödemeden satıp birçok kişiyi mağdur ediyordu.
Senetlerin karşılıksız çıkması üzerine uzun süre hapis yatmayacağını daha önceden tecrübe ettiği için bu işler için organize bir ekip kurmuştu. Organize ekip hedefi seçiyor ve Levent son dokunuşu yapıyordu.
Ben Fatih Tezcan.
Bugün, 15 Temmuz İşgal ve Darbesi Girişimi’nin 10.yıldönümü.
Ölürsem bende kalmasını istemediğim bilgilerden birini sizlerle paylaşıyorum. Lütfen dikkatle ve sonuna kadar okuyup paylaşınız.
15 Temmuz darbe gecesi 1-2 camide saldırı olduğunu görünce İçişleri Bakanlığı’ndan ‘üst düzey bir isme’ ‘ülkede o gece toplam kaç camiye saldırı olduğunu ve saldırganların profillerini’ sordum. Sadece polise bildirilenler kaydedildi, durum korkunç, hepsini kamuoyuyla paylaşmadık, dedi ve rakamı verdi.
15 Temmuz 2016 Darbe gecesi Kemalist Atatürkçüler, CIA-FETÖ İşgal ve Darbe Girişimi’ne destek amacıyla, Milletimizi yüreklendiren selâları susturmak için, ülkedeki toplam 89 Camiye saldırarak hasar vermişler, 70’e yakın imam-müezzinimizi darp etmişlerdi.
Sonra başka birşeyi daha merak ettim ve araştırdım. 15 Temmuz gecesi camilere saldırıp müezzin döven Atatürkçüler’e, video kayıtları ve darp raporları olmasına rağmen adliyelerde takipsizlik/beraat kararları verilmişti.
Ayrıca takipçilerim hatırlasınlar, tespit ettiğim bir diğer bilgi de, İstanbul Çengelköy’de, İstinye’de ve Okmeydanı’nda, direnişe geçen halka, PKK ve Siyasal Alevici şahıslarca, motorsikletler üzerinden pompalı tabir edilen tüfeklerle ateş açılması eylemleriydi. Bu da kamuoyuyla bugüne kadar paylaşılmayan bilgilerdendi, oysa şahitlerine kadar, teröristlerin çıkış yaptıkları lokasyonlara kadar isim isim kitabımda yayınlayacağım.
Yani Atatürkçüler’in 15 Temmuz CIA-FETÖ Darbesi’ne verdiği destek, Özgür Özel’in itiraf ettiği ‘Atatürkçü Generaller’ ile sınırlı değildi, tabandan da destek verilmişti.
Üstelik mahkemelerde de Siyasal Alevici, Atatürkçü veya FETÖ’cü hâkimlerce korunmuşlardı.
“FETÖ’ye destek oldunuz” lafı bir aynalama tekniğiydi. 1971’de FETÖ’yü kuran ABD yanlısı üst düzey Kemalistler’di. 1986’da Burdur’da yakalanan Fethullah Gülen‘i ve yanındaki FETÖ’nün Kurucu Ekibini, bir talimatla haklarındaki yakalama kararını kaldırtıp serbest bıraktıran Kemalist Kenan Evren’di. 28 Şubat 1997 sonrası Siyasal Alevici/Kemalist Terör Örgütü tarafından ülkedeki tüm dindarlara baskı uygulanırken cezaevine atılmayan ve okulları, dersaneleri kapatılmayan tek şahıs ABD Projesi FETÖ Lideri Kripto-Kemalist Fethullah Gülen’di.
Tabandaki İslam Düşmanı Kemalistler ise yukarıda olanlardan habersiz Fetullah’ı dindar sanıp karşı çıkmışlar, ABD yanlısı kripto ve hain olduğunu anlayınca İşgal ve Darbe girişimini bile desteklemişler, camileri basıp selâ okumasın diye müezzinleri bile dövmüşlerdi.
Artık kabul edilsinki bu ülkede Bir Tiyatro oynandı ve oynanıyor ama bu 15 Temmuz İşgal ve Darbe Girişimi değildi, ABD, İsrail, İngiltere ve FETÖ’ye karşıymış gibi rol kesen ama aslında sırf Recep Tayyip Erdoğan devrilsin diye onlardan yardım bekleyen, onlarla işbirliği yapan, onların medyasına koşup konuşup destek olan, Darbe başarılı olamayınca ise ağız değiştirmeye çalışan Vatan Hainleri’nin bizzat kendileriydi.
Bunları paylaşırken sizden tek isteğim tedbirli olun, mücadelenizi verirken bunları unutmayın ama ‘sınırsız genelleme’ de yapmayın. BNasılsa yapan şerefsizler, bir daha yapacaklardır.
Bilin ve ‘0 günü’ sabırla bekleyin yeter.
Fatih Tezcan.
Analiz Tv Genel Yayın Yönetmeni
Babası cezaevinde oğlu tatilde...
Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Selim İmamoğlu, yat tatilinden fotoğraf paylaştı.
Paylaşılan fotoğraflarda kullanılan yatın Marshall Adaları bayrağı taşıdığı görüldü.
2023 yılında Oğuzhan Uğur ve onun gibilerin devletimizin güvenilir kurumlarına karşı yapmış oldukları ahlaksızlıkları tek tek anlatmıştım.
Aradan üç yıl geçince mi devletin kurumlarına ve depremzede vatandaşlarımıza yaptığın yanlışı anladın
İsrail Sözde Maliye Bakanı Terörist Bezalel Smotrich:
"Oğlum benden ona sonradan yok etmesi için biraz Lübnan bırakmamı istiyor.
Ona endişelenme dedim, herkes için yeterince olacak."
Şerefsizin söylediğine bakar mısınız?
Dünyanın huzuru siyonizmin yok olmasına bağlı!
Bir kadının skandal Manifest konseriyle ilgili sözleri:
Türkiye aşırı özgür bir ülke! 15-16 yaşında erotik şova girmesine nasıl müsade ediliyor?
Bu ülkenin eskortu bile bu kadar teşhirci değil
Zihinleri bu şekilde gelişen kızlarımızın yarın nasıl bir hayatları olacak?
🔵 Ahmet Hakan:
▪️"Haluk Levent olayından çıkarılacak 6 ders var."
▪️ 1- "İktidara olan nefretiniz, bir kumarbaz tarafından dolandırılacak kadar yüksek olmasın."
▪️2- "Kumarla sorunu olan birini, yardım dağıtma sorumlusu olarak konumlandırmadan önce üç kere düşünün."
▪️3- "Devlet Bahçeli, herhangi biri hakkında olumsuz görüş bildirmişse... Mutlaka dikkate alın."
▪️4- "Her İzmir Marşı söyleyenin, her Atatürk diyenin, her AK Parti karşıtının peşine takılmayın."
▪️5- "Devlete güvenmeyip AHBAP’a güvenmek... Belki ilk etapta tatlı gelebilir. Acısının sonradan çıkacağını unutmayın."
▪️6- "Başkalarına 'koyun, aptal, cahil, kandırılmış' falan demeden önce şöyle bir kendinize bakmayı ihmal etmeyin."
Yuhhhh Ohaaaa Çüüşşş
Gazeteci Emre Erciş:
Hani o para kuleleri görüntüleri vardı ya, çantalar geliyordu. O gelen her bir çantanın içinde 1 milyon TL var. 30 bin adet o çanta; yani 30 milyar TL. Daha bunun Beylikdüzü ayağı var.
-Yer yüzünde en nefret edilen ülke: İsrail
-En nefret edinlen futbol takımı: Arjantin
-En nefret edinlen futbolcu: Messi’dir.
İsrail’e köpeklik yapmanın kötü sonu!
Gazeteci Aslı Ay Dinçer:
Gelin size şu “ÇADIR SATTILAR” diye Kızılay’a saldıran seküler cahil muhaliflerin diline doladığı meselenin gerçeğini, en basit hâliyle anlatayım:
Kızılay, en tepede yer alan, kâr amacı gütmeyen bir yardım kuruluşudur.
Yardım faaliyetlerini bağışçılarının desteğiyle yürütür.
Böylesine büyük ve köklü bir kurumun sahada lojistikten altyapıya, insan kaynağından üretime kadar yüzlerce farklı ihtiyacı vardır.
Kızılay da bu ihtiyaçların sürdürülebilir şekilde karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması için çeşitli iştirak şirketleri kurmuştur.
Bunların en bilineni, su ve maden suyu üreten Kızılay İçecek A.Ş.’dir.
Kızılay Genel Merkezi dahi buradan suyu ücretsiz alamaz; parasını öder, faturasını keser ve satın alır.
Aynı mantık çadır için de geçerlidir.
Kızılay’ın büyük afetlerde yüz binlerce, hatta milyonlarca çadıra ihtiyaç duyma ihtimali vardır. Bu nedenle çadırları dışarıdan ya da özel firmalardan almak yerine, tıpkı Kızılay İçecek A.Ş. gibi kendi üretimini yapan Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş.’yi kurmuştur.
Kızılay, depremzedelere ücretsiz dağıttığı çadırları dahi bu şirketten faturalı olarak satın alır.
2023 depremlerinde ise seküler muhalifler kamuoyunda Ahbap için öyle bir baskı oluşturdu ki, Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş. de tıpkı Kızılay’a yaptığı gibi Ahbap’a da çadırı faturalı olarak sattı.
Bana göre Ahbap’a satış yapılması ayrı bir tartışma konusudur. Ancak bugün oluşturulan “Kızılay çadır sattı” algısı, sanki Kızılay depremzedelere çadırı parayla satmış gibi büyük bir iftiraya dönüştürüldü.
Oysa gerçek çok basit.
Kızılay Çadır ve Tekstil A.Ş., Kızılay da dâhil olmak üzere tüm yardım kuruluşlarına çadırı ticari usuller çerçevesinde, faturalı olarak satar.
Asıl yardım faaliyetini yürüten, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar Kızılay ve diğer yardım dernekleri bu çadırları ihtiyaç sahiplerine zaten ücretsiz ulaştırır.
Ne yazık ki bu kadar basit bir organizasyon yapısını bile bu kitleye anlatamıyoruz.
Nitekim bugün kendi çevresindeki insanları dolandırdığı iddialarıyla gündeme gelen kişi bile, ekteki görselde bu olayın aslını anlatmıştı. Ama mesele bilgi eksikliği değil; peşin hüküm olunca gerçeğin bir önemi kalmıyor.
Ateist yazar Sevan Nişanyan:
“Şimdiye kadar Müslümanlardan hiç düşmanlık görmedim. Düşmanlığı, bir diktatörü kendilerine Ata belleyen Atatürkçülerden gördüm. Atatürkçülük ahlaki yozlaşmışlığın ve bağnazlığın en aşırı ucudur.”