Ev internetimin başka yere naklini talep etmiştim ancak nakil yapılacak yerde altyapı olmaması sebebiyle mümkün olmadığı tarafıma bildirilmiştir. Ev internetini kullanamama rağmen faturalandırma devam etmekte. Müşteri hizmetlerinden de hiçbir destek alamıyorum. @VodafoneDestek
@filizakgun35 Elbette ebeveynin çocuğuna karşı aile hukukundan kaynaklanan sorumluluklar var. Ama bu sorumluluğu,"Çocuğu suç işleyen, çocuğunun iyi yetiştirmemiştir,o halde o da suçludur" şeklinde genişletmek,fiil ve netice arasındaki nedensellik bağını kabul edilemez şekilde genişletmek olur.
@filizakgun35 Çocukların suç işlemesinden hepimiz sorumluyuz. Çocuklara; iyi bir eğitim vermeyen, derin yoksulluğa iten, gelecek umutlarını yok eden sistemin sorumluluğu unutulmamalıdır. Çocuk kişisel özellikleri ve çevresiyle bir bütündür ve bu bütünün her unsuru onun davranışlarına etki eder
@filizakgun35 Ceza sorumluluğu kişiseldir. Başkasının işlediği suçtan (bu kişi evladınız olsa bile) bir başkasını cezalandırmak cezalandırmak hukuku bakımından kabul edilemez.
Sevgili adaşım Oğuzhan Uğur’a beyanımdır.
Güzel kardeşim; sen bir avukat olmadığın için, meseleye bir vatandaş gibi duygusal olarak yaklaşabilirsin. Bu da doğaldır. Ancak bir avukatın hukuki yardımını talep etme yöntemi bu değildir ve olmamalıdır. Bu, bir avukatın reklamını yapmaktan öte bir durum değildir. Ve Türkiye’de avukatların reklam yapması yasak olduğu gibi, başkalarının avukatın reklamını yaptığı hallerde, ilgili avukatın buna müdahale ederek reklam niteliği taşıyan faaliyeti engellemesi gerekir.
Nitekim TBB Reklam Yasağı Yönetmeliğinin 11. maddesinde “…üçüncü kişilerin kendileri için reklam sayılabilecek bu tür eylem ve davranışlarına izin vermemek, engel olmak için gerekli önlemleri almak…” avukatın yükümlülüğü olarak düzenlenmiştir.
Diyebilirsin ki bu bir reklam değil. Ancak tâbi olduğumuz mevzuatımız seninle aynı fikirde değil. Nitekim Avukatlık Kanunu m.34 gereği bizler adına bağlayıcı olan Meslek Kurallarımızda salt ün kazanmaya yahut iş elde etmeye dönük her türlü faaliyet yasak kapsamında sayılmıştır.
Türkiye’de bugün 190.000 avukat var. Alanında başarılı çok sayıda meslektaşımız var ki depremin yaşandığı illerde görev yapan çok sayıda meslektaşımız da var. Üstelik emin ol, deprem bölgesindeki illerde görev alan meslektaşlarımız, bir şekilde ün kazanmış avukatlardan çok daha faydalı olacaktır bu davalarda. Çünkü birçoğu sadece avukat değil; aynı zamanda depremin mağduru da olduğundan aylardır bu davalarla yatıp bu davalarla kalkıyorlar. İşin teknik, hukuki, cezai tüm yönlerine fazlasıyla hakim oldular.
Şayet depremde yakınlarını kaybeden ailelerin hukuki desteğe ihtiyacı varsa, bir avukatın ofisine müracaat etmekle o avukatın hukuki desteğinden yararlanabilirler. Avukatlık Kanunu gereği baroya bildirimde bulunmak kaydıyla davaların ücretsiz olarak takibi de olanaklı avukatlarca. Hatta CMK gereği savcılıktan veya mahkemeden talep edilmesi durumunda baro da bir meslektaşımızı yine ücretsiz olarak görevlendirir. Avukata ulaşmanın bunca yolu varken, neden birçok avukatın tepkisini çekecek ve yasak kapsamındaki bir yola başvuruyorsun?
Üstelik üzülerek görüyoruz ki “sosyal sorumluluk” adıyla, seslendiğin avukat da tâbi olduğu yasakları çiğnemekten imtina etmemiş.
Bugün Türkiye’de sayısız avukat, deprem bölgesindeki cezai ve hukuki sorumluluklara ilişkin davalarda görev almayı kabul etmemiştir. Niye biliyor musun? Davalara, depremin acısını bizzat yaşamış avukatlar baksın diye. Hatta biliyor musun, deprem acısını fırsata çevirip o illerden iş almaya teşebbüs eden avukatlara disiplin cezaları bile verildi. Depremde evini, ocağını, ailesini kaybetmiş ve mesleği dışında tutunabileceği çok az şey kalmış meslektaşlarımızın en azından vicdanen rahat etmesi, sorumluların alacakları cezalarda pay sahibi olması adına bizlerin gösterdiği bu hassasiyeti paramparça ettin.
Ailelere madden ve manen destek olmak isterken, bölgede görev yapan onlarca meslektaşımızı incittin. Depremzede meslektaşlarımızı hem de. İşte bu yüzden, kaş yapayım derken göz çıkardın.
Bil istedim.
O küçümseyen ses tonu ve alaycı bakışlarıyla "ülkede deprem olur ortalığı galeyana vermek için her şeyi yaparsınız" dedi utanmadan! Galeyana gelindiğini sandığın depremde yüz binden fazla canımızı kaybettik. Günlerce cenazelerimizi almak için tüm dünyaya yalvardık, ölüp dirildik. Yas tutacak vaktimiz bile olmadı sevdiklerimize yetişmeye çalışmaktan. Bunun için ortalığı ayağa kaldırmayacaktık da napacaktık? Sana küfredip o merakla beklediğin tazminat davasını açmana izin vermeyeceğim ama hayatım boyunca aklımda kalacaksın. Elbet yüz yüze geleceğiz Sevda.
Erdoğan neden kazandı biliyor musunuz? Bodrum'da oturduğum apartmanda 8 komşum var. Sorsanız hepsi demokrasiden ve hukukun üstünlüğünden yana. "Ben eski solculardanım" diyen komşum manzarasını kesiyor diye güzelim ağacı kökünden kestirdi. Herkesin kapısına kamera taktırdı bir ben mahkemeye verdim. Atatürkçü doktor olan komşum aynı sebepten site dışında kamuya ait olan zeytin ağacını kestirirken zabıtayı çağırıp engel oldum. Geçen yaz bir kiracı karısını tekme tokat döverken jandarmayı çağırdım, sonra benim de üzerime yürüdü, alt komşum (erkek) camı kapatıp perdeyi çekip aradan izledi. Diğer komşumu öz oğlu sinkaflı küfürler ve ölümle tehdit edince evime sığındı, günlerce misafir ettim, sonra oğluyla barıştı şimdi hepsi bir olup beni apartmandan atmaya çalışıyor:) Yapamazlar elbette onlar giderken ben geliyordum, onun için yazmadım. Bu ülkede şikayet ettiğiniz ne varsa bir parçası sizsiniz. Çoğunuz içinizde küçük Tayyipler taşıyorsunuz. Karınızı aşağılıyorsunuz, talanı eleştirip imar aflarıyla evinize kat çıkıyorsunuz, çalışanlarınıza haklarını vermiyorsunuz, başkalarının düşüncelerine saygı duymuyorsunuz, hayvanlara bir kap su vermiyorsunuz örnekler çoğaltılabilir. Ezcümle eleştirdiğiniz zihniyeti taşıdığınızın farkında bile değilsiniz. Benim en çok midemi bulandıran da bu ikiyüzlülük. Ve elbette sustuklarınız ve korktuklarınız. Siz değişmezseniz Erdoğan yine kazanır. İsmi değişir belki ama siz değişmezseniz Türkiye kazanamaz.
Hatay kırmızı ama, 500klık ilçeyi 80k oyla %53 ile alıyor, “300 bin insan nerede” diye sormak yerine “hak etmişler” “demek CHPliler sandığa gitmemiş” diyorsunuz. Muhalif oyun kalbi Antakya-Defne, Samandağ artık yok. Öldüler. Göçtüler. Kayıp oldukları için ölü gözükmüyorlar.