T:👉 Klinikte ve sosyal medyada neredeyse her gun ayni seyleri goruyoruz ve ciddi sayida hastayi ve aileleri etkiliyor: fitoterapi, ozon tedavisi, yuksek doz IV vitaminler, corek otu protokolleri… Bunlar kanser tedavisi olarak sunuluyor. Ustelik cogu zaman kanser uzmani olmayan kisiler tarafindan. Birkac hatirlatma👇
Once su yanlisi duzeltelim: “Dogal olan zararsizdir.” Hayir. Ornegin St. John’s Wort (sari kantaron), irinotekan gibi kemoterapilerin aktif metabolitini yaklasik %42 azaltabiliyor. Yani ilacin etkisi belirgin sekilde dusuyor ve siz bunun farkinda bile olmayabiliyorsunuz. Bazi bitkisel urunler karaciger fonksiyonlarini bozabiliyor, ilac etkilesimlerine yol acabiliyor. “Yan etkisi yok” soylemi gercege hic uymuyor.
“Ama hocam laboratuvar calismalari var” diyebilirsiniz. Evet, var. Zerdecal, yesil cay, corek otu… laboratuvarda kanser hucreleri uzerinde etkiler gosterebiliyor. Ama insan vucudu cok daha kompleks ve su ana kadar bunlarin neredeyse hicbiri klinik calismalarda anlamli bir kanser tedavisi etkisi gostermedi. Ustelik onkolojide klinik denemelere giren tedavi adaylarinin, ister bitkisel ister sentetik, onay alabilme orani sadece %5. Onaylanan tedavilerin buyuk kismi zaten dogal kaynakli: bazi meshur kemoterapi orneklerinden verecek olursak ornegin irinotekan agac kabugundan, paklitaksel porsuk agacindan, vinkristin bitkiden. “Dogal” oldugu icin klinik testleri atlayan hicbir tedavi yok.
Gercek bir hekim en guclu kanitlar isiginda hastasina en uygun olan tedavileri sunandir.
Ve en onemli nokta: insanlar farkina varmadan kanittan uzak ürünlerle/metotlarla sifa ararken asil tedaviler gecikebiliyor veya hic baslanmayabiliyor. Kanser hastalarinin yaklasik ucte biri “alternatif” yontemler kullaniyor ve bunu onkologuna soylemıyor. Turkiye icin bu oran daha fazla da olabilir. Biz habersiz kalıyoruz, hasta “zaten zararsiz” diye devam ediyor.
Ornegin Martta JAMA Network Open’da yayinlanan 2 milyondan fazla meme kanseri hastasini inceleyen calisma dikkat cekiciydi. Sadece “alternatif” (tabiri dogru bulmuyorum) ya da tamamlayıcı yontemlere yonelenlerde ölüm riski modern tedaviye gore 3.7 kat daha yuksekti ! Standart tedaviyle birlikte kullananlar bile daha kotu sagkalim gosterdi. Neden? Radyasyon ve endokrin tedavi gibi kritik tedaviler atlanıyordu. Yani şakası olmayan bir durum .
Sosyal medyada cok yaygin bir taktik: hasta hikayeleri. O hasta ayni anda modern tedavi (kemo, cerrahi, radyoterapi, akıllı tedavi, immunotherapy vs) almis olabilir, basariyi neye bagladigimizi bilemeyiz. “Buyuk ilac sirketleri bizi susturuyor” iddiasina gelince: dunyanin her yerinde yuzlerce bagimsiz dergi var. Gercekten etkili bir tedavi varsa sinyaller kucuk calismalarda bile gorunur. Ve yayınlayacak dergi her zaman bulursunuz. Ama bu iddialarin hicbiri literatürde guclu kanit sunarak yer bulmuyor. Ve unutmayalım ki farkli tedavileri bulmak için muthis bir yaris var. Ve hemen hergun farkli basarilara sahit oluyoruz. Basarili tedavileri bulanlar tabiki maddi manevi kazanc saglar; her sektorde oldugu gibi; basarinin bedeli oldugu gibi olumlu sonuclari da olacaktir. Ama maalesef kanittan yoksun “tedavilerle” aslinda hicbir basarisi olmayan insanlar elestirilmeyi birakin cogu zaman “halk kahramani” gibi sunuluyor. Gercekten bu da cok aci bir durum . Her Iddia sahibi konu sagliksa iddiasini kanitlamakla mukelleftir. Hasta videoları kanit degildir. Sevdiginiz biri icin tedavi oneriliyorsa sorun: bu veri nerede yayinlandi?
Destekleyici yaklasimlara karsi degilim. Akupunktur, beslenme destegi, egzersiz… bazilarinin yasam kalitesine hatta tedavi etkinligine katkisini gosteren guclu kanitlar var. Ama kanit olmadan “tedavi” iddiasıyla verilen, onerilen, asil tedaviyi geciktiren (ya da tedaviyle birlikte rastgele verilen) her yaklasima karşiyim. Vicdan sahibi her hekim de buna karsi olur. Maddi manevi kayıplar cok onemli; ve en önemlisi firsat penceresi kapanabiliyor.
Kanserde umut degerlidir. Ama umut, kanitin yerine gecemez.
ABD Pasifik ve Atlantik donanmalarından intikal etmesi beklenen iki ayrı uçak gemisi darbe grubu Arap Denizi ve Akdeniz’e gelmeden Fardow’a 5-6 GBU57 sığınak bombası ile İsfahan ve Natanz’a 30 tomahawk füzesi attı.
Bu saldırı Amerikan Kongresinin onayı olmadan icra edildi. O nedenle süreç tamamen Trump ve dolaylı olarak Netanyahu’nun siyasi iradesi altında gerçekleşmiş görünüyor.
Henüz hasar değerlendirmesi yapılmadı. Herhangi bir kirlenme henüz rapor edilmedi. Ancak İran’ın nükleer programının uzun bir süre geriye itildiği İsrail tarafından iddia ediliyor.
İran bu saldırı sonrası Amerikan hedefleri artık meşru hedefimizdir ve nükleer programa uluslararası hukuktan doğan haklar paralelinde devam edeceğiz dedi.
Şimdi İran’ın tepkisi bekleniyor. İran bu aşamadan sonra çok düşük olasılıklı da olsa geri adım atıp müzakerelere geri dönebilir. Ancak bu seçeneğin yerine büyük bir olasılıkla tırmanmayı artırabilir. Bu olursa İsrail ile savaşa devam etmek ve bu çerçevede bölgedeki Amerikan hedeflerini vurmak/Hürmüz’ü kapatmak ve GCC ülkelerindeki petrol/doğal gaz üretim tesislerine saldırı düzenlemek gibi askeri seçenekleri düşünebilir.
Bu saldırılar Trump için büyük bir kumar oldu. Şu andan sonra bu saldırılarla ABD artık fiilen batı Asya’da savaşan taraf oldu. İran’ın Elindeki füze stokları ve Hürmüz’ü kapayacak deniz kuvvetleri unsurları söz konusu 13 tonluk bombaların atılmasıyla yok olmadı. İran’ın nükleer programı geriye itilmiş olabilir ancak savaşa devam azim ve iradesinin yok edilmesi pek kolay değil.
Tepki verilmemesi geçici barış sağlar gibi görünse de rejim değişikliği sürecini güçlendirir. O nedenle İran savaşa devam kararı alabilir.
Gazze’de yaşanan soykırım devam ederken İran’a yapılan bu saldırı kolektif batı hükümetleri dışında ABD ve İsrail aleyhine kamuoyu oluşturacaktır.
ABD geçmiş savaşlarda sürekli bombardıman ile bir sonuç hiç bir zaman alamadı. Bu kez durum daha da zor.
Halihazırda aşağıda AIS haritasından görüleceği üzere 50 büyük tankerin alışılmışın dışında Hürmüz boğazından geçmek üzere biriktiğine bakılırsa yakın zamanda Hürmüz’ün kapanabileceği tahmininde bulunabiliriz. Uzmanlar Bu durumun petrol varil fiyatlarını 200 $’a kadar çıkarabileceğini belirtiyor.
ABD bu saldırı ile Pandora’nın kutusunu açtı. İran kolay kolay geri adım atmayacaktır. Bölgedeki Irak ve Yemen gibi müttefiklerinde ABD ve İsrail karşıtlığı dramatik şekilde artacaktır. Bu durum ayrıca Rusya ve Çin’in küresel jeopolitik duruşunda ABD karşıtlığını üst seviyeye taşıyacak ve gerek Ukrayna gerekse Tayvan Boğazında yaşanacak senaryolar Amerikan çıkarlarını oldukça zorlayacak konuma getirecektir.
Türkiye bu aşamadan sonra ABD’nin İran’a yönelik savaş sürecine ortak olmamak için Kürecik radarını kapatmalı ve NATO’ya tahsisli unsurlarının harekat kontrolunu milli kontrole almalıdır. Büyük bir enerji krizine karşı Rusya’dan petrol ithalatının artışı için tedbirleri yürürlüğe koymalıdır.
Sonuç olarak ABD’nin İsrail kontrolündeki neocon ve siyonist çevreleri ile küresel finans kapital oligarşisinin sürekli savaş paradigması yeni bir cepheyi açıyor. Bu cephe insanlığa kan ve gözyaşı getirecektir.
Ortalıkta bir gazetecinin “pıhtı, felç… patlamış vaziyette” diyen bir videosu dolanıyor. Dolansın. Kimin ne dediği önemli değil, sadece veriler önemli. Buryun:
👉Görselde Mart2020-Ekim2022 arasında ABD’de kalp krizi, felç gibi günlük ölümler grafiği.
👉Hatırlatırım: İlk Covid aşısı Aralık 2020’de kullanılmaya başlandı ve bugüne kadar ABD’de 1 milyar, dünyada 13 milyar doz Covid aşısı yapıldı ve ABD nüfusunun %80’i aşılandı (65 yaş üzerinin %95’i aşılandı). Buyrun aşılama verisi: https://t.co/z0bxFvqI7v
👉Görselde “kalp hastalıkları” (heart disease), “felç” (stroke) grafiğini görüyorsunuz.
👉Covid’in mevsimsel artışıyla kalp hastalıklarındaki artış biliniyordu zaten. Bakınız: https://t.co/ivtHNifqFA
👉Peki Covid aşılarının Aralık 2020’de kullanımı sonrası görselde 2 senelik veri var. Siz aşılarla birlikte aşıya bağlı kalp veya felç ölümlerinde bir artış görüyor musunuz?
👉Görselin kaynağı: CDC verilerinden, buyrun: https://t.co/5vtQ43ylrs
👉Her zaman derim, ve tekrar diyorum, alıntılayabilirsiniz ☺️:
Bilimin en güzel tarafı kimin ne dediği önemli değil, sadece veriler önemli.
👉Bahsi geçen gazeteci videosundan nedense Çin aşısı diyor. Normalde insanlar mRNA aşılarını saldırıyordu, noldu sonra? mRNA nobel ödülü kazandı diye mi şimdi Çin aşısı dendi? 😂
Sindirim;onlarca enzim-hormon-salgının kullanıldığı,saatlerce süren bir işlem
📌Az ve sık yemek her seferinde bu makineyi çalıştırmak ve erken paslanma nedeni
📌Öğünler arasında en az 4 saat ara bırakarak organlarınıza nefes aldırın ve her elinize geçeni ağzınıza atmayın.