Bizler bedelli askerlik ücretlerinin makul seviyelere düşürülmesini beklerken yapılan son zamlar, yeni bir hayat ve yuva kurma arifesindeki gençlerimizi ciddi bir maddi yük altında bırakmaktadır.
Bu ağır mali yükün yanı sıra gençlerimiz, çalışma hayatlarının ve kurulu düzenlerinin aksamaması adına en azından kışlasız bedelli askerlik hakkı tanınmasını talep etmektedir.
Gençlerimizin geleceğe daha güvenle bakabilmesi için bu haklı taleplere kulak tıkanmamalı, önlerindeki engeller kaldırılmalıdır.
Nihai hedef olarak zorunlu askerlik uygulaması kaldırılmalı ve tamamen profesyonel ordu sistemine geçilmelidir.
@yemeksepeti Neden bizlere live chat/müşteri temsilcisi/aranabilecek bir numara sunmuyorsunuz?Sizin bizi aramanız seçeneği dışında bir yol yok.1 ay oldu dm den sizlere buradan da yazdım ama nedense kimse yok.?!
BEDELLİ-PIRLANTAYA VERGİ
Türkülere konu olmuş bir gerçekliğimizdir zenginimiz bedel verir, askerimiz fakirdendir. Şehit evleri sıvasız evlerdir, şehit evleri yokluk evleridir ve maalesef zenginimizin bedeli artık kanunla bir güvence sağlanmış durumdadır.
Ordumuzun bugünkü personel yapısına baktığımızda subaylar, astsubaylar, uzman erbaşlar, sözleşmeli erler ve yedek subayların ordumuzun operasyonel kapasitesinin neredeyse % 100'ünü karşıladığını gördüğümüzde tam anlamıyla profesyonel bir orduya taraftar olduğumuzu ifade etmeliyiz.
Tam anlamıyla profesyonel bir orduya geçtiğimizde o zaman kimin bedel ödeyerek askerlikten yırttığı, kimin bedel ödeyemeyerek evine şehit bayrağı astığı tartışmalarından da kurtulmuş oluruz.
Ama bedelli askerlik mademki yasamızda var o zaman kendi içinde de birtakım tutarlılıklar olmalı. Mesela bu bedelli askerlik içerisinde yurt dışında yaşayanlar bedel ödediğinde kışladan muaf kalıyorlar ama yurt içinde yaşayan arkadaşlar bedelini ödemesine rağmen kışlaya gitmek zorunda kalıyor. Bu ikisinin arasındaki fark nedir? Biz bir aylık süre içerisinde ne temel savunma eğitimini ne temel saldırı eğitimini ne bir afet kurtarma eğitimini veremediğimiz hâlde bu kişileri kışlaya çekerek bir ay boyunca yeme, içme, tedarik, lojistik ve onlarla ilgilenen personel açısından niçin maliye için ek bir yükümlülük doğurmaktayız? Diğer tarafından 2016 ve 2017 yıllarında bin euroya kadar düşen yurt dışı vatandaşlarımız için bedel ödemenin, bugün 8-10 bin euro aralığına çıktığını görmekteyiz ve şunu biliyoruz: Bu gençlerin birçoğunun çifte vatandaşlığı var. Bu memleketle tek bağları vatan sevgisi, devlet sevgisi, millet sevgisi ve 8-10 bin euroluk ödemeler bu vatandaşlarımızın bir kısmının vatandaşlıktan çıkma riskini dahi doğuracaktır. Şöyle savunma yapılıyordu: "savunma sanayisine bütçe lazım." Olur ya, kanunu okuyanlar ne okuduğunu anlamaz diye değişiklik önergesi getirmişler. "Aman ha! Yanlış anlamayın, bu paranın yüzde 80'i genel bütçeye gelir kaydedilecek." deniliyor yani bedelli askerlik için elde edilecek tahsilatın yüzde 20'si savunma sanayisine, yüzde 80'i ise garanti ödemeli yollara, köprülere, şehir hastanelerine aktarılacak.
Peki, bedelli askerlikten para toplarken nereden feragat ediyoruz? İşsizlik ödeneğinde işsizin hakkından, kara gün parasından feragat ediyoruz. Az sonra, bir önerge ile, 18'inci maddeyle birlikte değerli taşlardan alınması gereken vergi düzenlemesini geri çekiyor iktidar. Allah aşkına, soruyoruz: Pırlanta ve elmastan alınacak verginin size vereceği zararı nedir? Bunun niçin getirdiniz, niçin geri çekiyorsunuz?
maliyenin asgari ücretliden, dar gelirliden, emekliden bırakın en küçük esnaftan bile beş kuruş gelir elde etmenin peşinde koştuğu bir dönemde niçin pırlanta gibi, elmas gibi veya benzeri değerli taşlarla ilgili bir vergi düzenlemesini şu anda geri çekiyorsunuz? Deyim yerindeyse, meteliğe kurşun atıyoruz. Bedelli askerlik yapacak çocukların cebindeki paraya göz dikmişiz, işçinin cebindeki paraya göz dikmişiz. İşsizlik Fonu'ndan işverene para aktarıyoruz ama pırlantayla ilgili yapılacak bir vergi teklifini bugün geri çekiyorsunuz.
Sevgili AK PARTİLİ arkadaşlar, vicdanlı, dürüst, namuslu insanlar olduğunuzdan yana bir endişemiz yok. Size soruyorum, Allah aşkına, sigaranın ve alkolün reklamının yasak olduğu bir dönemde, molla, seyithan Mehmet Sait Yaz Hocama soruyorum: Biz niçin bahis reklamını tamamen yasaklamıyoruz?
Dilimizde tüy bitti, iki haftadır burada yalvarıyoruz, "Şu bahis reklamlarını yasaklayın." diyoruz. İnsanlar intihar ediyorlar, evler yıkılıyor. Polislerimiz intihar ediyor, memurlarımız intihar ediyor, gençlerimiz intihar ediyor. Maliyeye buradan gelecek paradan Allah bereketini kaçırır. Gelin bahis düzenlemesinde de tıpkı pırlantayla ilgili düzenlemeyi tekririmüzakereyle geri çekeceğiniz gibi reklamı tamamen yasaklayalım, bahsin kendisini yasaklayalım diyorum, saygıyla selamlıyorum.
@ajansmuhbir1923 Hem sigortalı iş yapmalarına engel olun hem 500 bin isteyin hem de bu parayı verene gel bir de bir ay hayatını bırak deyin.Ama her ne hikmetse geçmişte 15 bin TL ye ziraat bankasından terhis alanlar olsun.Sonra da aynı vefayı bekleyin adaletin ve eşitliğin olmadığı düzen..
@aykiri Allah bu gençlerin hakkını oy veren vekillere bırakmasın amin.Gençlerin yararına olan hiçbir tasarı geçmez iken o kuruldan her zorluğu kabul ettiriyorlar. Başkalarının verdiği kararlardan dolayı her gün sırtımıza bir kambur biniyor.
@MustafaBilici__@YouTube Bir hak tüm vatandaşların erişilebilmesini ve herkese eşit şekilde sunulmasını gerektirir.Kanunda düzenleme şarttır.15 bin TL ye ziraat bankasından terhisini alanlardan ne farkımız vardır da bize yarım milyon TL lik baskı uygulanıyor. Ve asgari ücret daha 25 bin TL değil iken
Gençlerimiz;
Bedelli askerlikte zorunlu kışla şartının kaldırılmasını ve öğrenci affının kapsamlı olmasını istiyor.
#ÖğrenciAffı#KışlasızBedelliAskerlik
@asena161 Bence bir araç sizin yuvanızın önüne geçmemeli.Herşeyden önce bu durumu göz önüne alın mutluluk aracın değeri modeli veya maddiyatla sağlanmaz.Ek olarak altın ons bazlı 4000 dolar desteğine indi buralardan tekrar 5200, civarına çıkması olası. çok iyi bir aracınız olmasa da..
@ConflictTR Şimdi İsrail denen... hiç kendileri onbinlerce çocuk öldürmemiş gibi, savaşın ilk günü 200 kız çocuğunu katletmemiş gibi okul hastane bombalayanlar kendileri değilmiş gibi ağlayarak dünyayı ayağa kaldırmaya çalışırlar.