Manisa’da yaşanan okul saldırısına sessiz kalmıyoruz!
Lise Meclisleri olarak “Ölmeye değil okumaya geldik!” demek için Kadıköy’de Süreyya Operası’nın önünden başlaycak başlayacak bir yürüyüş düzenliyoruz.
Sen de gel, güvenli okullar için birlikte ses çıkaralım!
Manisa’da yaşanan okul saldırısına sessiz kalmıyoruz!
Lise Meclisleri olarak “Ölmeye değil okumaya geldik!” demek için ülkenin dört bir yanında eylemler düzenliyoruz.
Sen de gel, güvenli okullar için birlikte ses çıkaralım.
#YusufTekinİstifa
Her defasında uyarılarımız bir kulağından girip öbür kulağından çıkan bu iktidarın, yaşanan bir başka vahşetin ardından dökeceği timsah gözyaşlarına karnımız tok. Bu kaçıncı? Yitip giden evlatlarımızın, hiçbirinin yüreğini bile sızlatmadığına eminim. Bunun adı beceriksizlik değil, iktidar politikasıdır.
Eğer memleketi zerre kadar seviyorsanız hemen şimdi istifa edin!
Bugün Manisa'da bir okula silahlı saldırı düzenlendi. Okullarda her geçen gün artan bu şiddet sizin eseriniz!
Kendi yarattığınız derin karanlığa bu memleketin çocuklarını da çekiyorsunuz. Yaşanan her can kaybının, dökülen her damla kanın asıl sorumlusu sizsiniz!
Varlığınız, bu memleketin çocukları için en büyük tehdittir!
Son 1 yılda en az 110 çocuk katledildi. 98’i iş cinayetlerinde, 12’si okul saldırılarında.
Çocuklar çalışırken ölüyor, sınıflarda vuruluyor. Yusuf Tekin ve Mustafa Çiftçi ise utanmadan koltuklarında oturup bir de hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi protokoller imzalıyorlar.
Çocukların kanı elinizde. Protokollerle üzerini örtemezsiniz. O koltuklar sizin değil. İstifa edin.
Hakkı yenenin, ezilenin yanında diye görevden hukuksuzca almaya çalıştıkları İstanbul Barosu başkanı ve yönetimi, gençleri hiç yalnız bırakmadı. 19 Mart’ta emniyetin, adliyenin koridorlarında o hukuk dersini zaten vermişlerdi. Kafanızda tek bir soru işareti olmasın.
Karalamaya çalıştığınız başkan, 19 Mart'ta evlerimiz basıldığında, davalarımızda tüm öğrencilerin avukatlığını üstleniyordu. Sizin küçümsediğiniz insanlar sayesinde İstanbul Barosu gençliği yalnız bırakmadı, hak mücadelesi verenleri yalnız bırakmadı.
“Ailem Güvende” diyerek LGBTİ+’lara yönelik kapsamlı bir operasyon düzenlediler.
Nefretinizle LGBTİ+’ları hayattan silemeyeceksiniz. Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın!
Adalet Bakanlığı’nın “Ailem Güvende” adı altında yürüttüğü bu operasyonlar gösteriyor ki: Siz bu ülkeyi bu politikalarla yönettiğiniz sürece kimse güvende değil!
Hak savunuculuğunu suç sayan bu keyfi kararları reddediyoruz. Dostlarımız üzerindeki baskılar derhal son bulmalıdır!
Boğaziçi Direnişi'nde böyle birkaç hoca vardı, "biz dersimize bakacağız, eylem yapalım da yerimize paraşütler gelsin di mi" diyorlardı. Hepsi geçen yıl atıldı, yerlerine paraşütler geldi. Mevzu hizmet değil, mevzu zulme karşı direnişin onuru. Belli ki sende bulunmuyor.
10 yaşındaki Mehmet Doğan Cebe Düzce’de devrilen traktörün altında kalarak, 14 yaşındaki MESEM’li Tunç Ç. Hatay’da çalıştığı atölyedeki patlama sonucu hayatını kaybetti.
Öğrencilik hayatı yaşaması gereken Mehmet ve Tunç’un tarlada, atölyede olmasının sorumlusu kim?
Peş peşe elde ettikleri başarılarla bizi gururlandıran A Milli Kadın Voleybol Takımımızı yürekten kutluyoruz.
Sahadaki mücadeleleriyle kız çocuklarına ilham olmaya devam edeceklerine inancımız tam!
ODTÜ'DE MANSUR'UN ARAÇLARI ÖĞRENCİLERİ EZMEYE ÇALIŞIYOR!
Bu halka, öğrencilere düşmanlığınızın hiçbir sınırı yok.
Fakat bu yaptığınız yanınıza kalmayacak! Hesap vereceksiniz, özür dileyeceksiniz!
ARAÇLARINIZI DA ALIP DEFOLUP GİDECEKSİNİZ!
Savaşların, işgallerin ve sömürünün yükünü en ağır biçimde emekçiler, kadınlar ve çocuklar taşıyor.
Patronların karı, devletlerin iktidar hesapları uğruna dünyanın dört bir yanında halklar yoksulluğa, göçe, şiddete ve ölüme mahkum ediliyor.
Biz kadınlar biliyoruz: Barış yalnızca savaşın yokluğu değil; eşitliğin, özgürlüğün ve adaletin olduğu bir yaşamdır.
Filistin’den İran’a, dünyanın dört bir yanında savaşın ve zulmün karşısında; halkların kardeşliğini, kadınların özgürlüğünü ve yaşam hakkını savunuyoruz.
Savaşa, işgale, sömürüye ve erkek egemenliğine karşı; barışın, eşitliğin, özgürlüğün olacağı bir hayatı kazanacağız.
Patronların kâr hırsıyla talan etmek istediği dünyamızda barış için mücadele eden emekçilerin 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun.
Filistin’de, İran'da, Venezuela'da ABD emperyalizminin ve katil İsrail'in barbarlığına göz yuman ve destek olan egemenler vahşetin ortağıdır. Halklar arasında savaşı kışkırtmak için faşizmi ve nefreti körükleyenler, dünyayı göz göre göre ateşe atmaktadır. Ülkemizin on yıllara dayanan barış özleminin karşısında durmak da, o özlemi siyasi küçük hesaplara alet etmek de halka düşmanlıktır.
Emperyalistlerin, patronların ve diktatörlerin kirli emellerini boşa çıkarmak için tüm dünyada ve ülkemizde barışı ve kardeşliği savunmaya devam edeceğiz.
“Türkiye işçi sınıfının içindeki hangi siyasal arzunun, hangi tarihsel kimliğin, hangi toplum tahayyülünün bir mücadele çizgisi olarak örgütlenip yeni rejime karşı seferber edileceğine karar verilmesi gerekli.”
Can Soyer - Yeni Rejim Ülkesinde Sosyalizm, Sınıf, Siyaset
Yazıyı okumak veya dinlemek için tıklayınız.
https://t.co/U5ny6Vwksd