Tamar Tanrıyar ilk ortaya çıktığı zamandan beri itibar etmedim ve itibar edilmemesini tavsiye ettim. Hakkında hiçbir şey yazmadım, yok saydım yok sayılmasını önerdim. Hem esas olarak hem de usul olarak benim dünyamın da davamın da insanı değil.
İlk zamanlar bir kaç isim Tamar Tanrıyar hakkında konuşmam, "ona etkileşim vermem"* konusunda bana baskı yapmaya teşebbüs edince kendilerini kibarca ezmiş takılmadan devam etmiştim.
Daha sonra bir anlamsız soruşturma sürecine girdi, SEBGİS'le ifadesini verdi ve hayatına devam etti. Bu süreçte de yine önceki gibi menfi ya da müspet hiç ilgilenmemeye devam ettim. Ancak bu adımdan sonra işin rengi değişti.
İşin rengini değiştirenler o büyük hatayı yapanlar. Bazı çevrelerin uzantılarından oluşan bir halka kurdular ve "Tamar'a destek ol Tamar'ı yaz, onunla konuş, onu konuk al, ona destek ol" diye baskı yapmaya başladılar. Geçmişte defalarca bir çok mesele ve kişi için söylediğim şeyi Tamar Tanrıyar için de söyledim; "Bana bunu yapmayın. Ben baskıyla, itip kakmayla yola falan girmem aksine sırf size inat keskinleşirim, beni tahrik etmeyin" diyerek uyardım.
Az önce bir çok büyük şirketin dijital pazar araştırmalarını yapan bir ajansın Yönetim Kurulu Başkanı ile konuştuk, ve "kim bu Tamar Tanrıyar" diye sordum. Bu arkadaş siyasi olarak liberal Türkiye'yi sevmek sevmek dışında bir siyasi faaliyeti olmayan biri. Uzun uzun anlattı.
"Abi ortada ilginç veriler var. Kopartılan fırtına AKP tabanı Tamar Tanrıyar'ın yanında şeklinde ancak veriler hiç de öyle değil. 27 Haziran'dan dün gece 00.00'a kadar X'de paylaşım yapan 776 tekil kullanıcı Tamar Tanrıyar'a destek vermiş yada bir medya kuruluşuna dair aleyhte paylaşım yapmış. Yorum dışında yaptıkları paylaşım sayısı da 1.220. Asıl mesele bu 776 kullanıcının 430 tanesi nerdeyse 74 bin yorum yapmış. Yorumların çoğu Tamar Tanrıyar'ı eleştirenlere karşı bir linç olduğunu gösteriyor. 430 kullanıcının 74 bin yorum yapmış olması hayatın olağan akışına da dijital dünyanın kurallarına da ters. Burda açık bir organizasyon olduğu bilinen ismiyle bir seeding faaliyetinin yapıldığını gösteriyor. Ayrıca yapılan linçlerde kullanılan cümleler ve kelime bulutu da aynı bu da merkezden yönetilen bir durum."
Çok ilginç yorumlar ve bilgiler deği mi?
Twitter'da yazılanlara bakarsak nerdeyse tüm AK Parti tabanının Tamar'a destek verdiği algısı hakim ama veriler tam tersini söylüyor. Bu iş bir algı operasyonu ve bir merkezden yapılan linç mekanizmasıysa yapanlar işlerine iyi çalışmışlar ama bir de tabi gerçekler var.
Ben bu esen Tamar Tanrıyar rüzgarındaki kokuyu biliyorum.
"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı çok seviyorum onu yakın çevresinden koruyacağım"
"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı çok seviyorum onu ailesinden koruyacağım"
gibi tezgahları daha öncede açtılar. Hepsi rezil oldu gitti.
Tamar Tanrıyar'ı değil onunla ilgili baskı yapanları son kez uyarıyorum: Bu aileyi bana kahraman diye kakalamaya teşebbüs etmeyin. Bana bir daha Tamar Tanrıyar baskısı yapmayın.
Başörtüsü anormal değildir, marjinal değildir, radikal değildir, ekstrem değildir; belli bir tarikatın, belli bir cemaatin veya ideolojinin sembolü hiç değildir.
Başörtüsü bu toprakların normalidir, inşallah ebediyen de normal olacaktır.
"Cumhurbaşkanına Hakaret" ve "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından hakkında soruşturma başlatılan Tamar Tanrıyar’ın yurt dışından gelerek Kuşadası’nda teslim olduğu öğrenildi
Gazeteci Taha Hüseyin Karagöz,
“Dün ‘Devlet yok, AHBAP var.' diyorlardı.
Bugün devletin deprem bölgesine yaptıkları ortada.
Peki AHBAP’a giden, 7 milyar TL nerede?”
Adı duyulmayan biri "âniden" konuşulmaya başlıyorsa,
Mizah altında İslam'a saldırıyorsa,
Stand-up diyerek devlet başkanına hakaret ediyorsa,
Binlerce hesaptan propagandası yapılıyorsa,
Birileri "aniden ortaya çıkan kişiye" övgüler yağdırıyorsa,
Ardında Kainat Papazları vardır.
Yalnız İstanbulluların parasını güzel ezmişler😎
Hafriyat deyip geçmeyin, bir ucu Kıbrıs’ta kumar ve partilerinde bir ucu Londra bankalarında…
Özgür Özel de bunları savunsun diye seçmeni soğukta ayakta bekletiyor… Yazık gerçekten..
Hayır, özel uçağa her binen şampanya poz vermiş, zorunlu mu😂😂
Son dönemde ülkemizde yaşanan aile facialarının en büyük müsebbibi alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucudur.
Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların, “iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağız” diyenlerin ısrarla görmediği acı gerçek işte budur.
Alkolü, sigarayı, uyuşturucuyu âdeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların gözlerini kapattığı ürkütücü tablo işte budur.
Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklama yarışına girenlerin yüzleşmek istemedikleri durum işte budur.
Ama biz bunu görüyoruz, duyuyoruz. Tehlikenin farkındayız.
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla siyaset yapan bir hükûmet olarak her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlıyız.
Güvenlik kuvvetlerimiz, yargımız görevlerini layıkıyla yapıyor.
Ancak hangi türde olursa olsun bağımlılık öyle bir bela ki emniyet tedbirleri tek başına yeterli olmuyor.
Bunun için aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler, özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket etmek, elimizdeki her imkânı devreye almak durumundayız.
Her zaman söylüyorum; madden olduğu kadar manen de güçlü bir gençlik, bu tür sosyal marazlara karşı en sağlam kalemizdir.
İdeal sahibi, ufuk sahibi, öz güven sahibi, millî ve manevi değerlerine bağlı gençlik derken biz işte bu hassasiyetle hareket ediyoruz.
Miraç; Yüce Allah’ın (cc) Habibinin yorulan kalbine ve ümmetine bahşettiği bir hediyedir.
Ya Rabbi.! Bizde yorulduk, Gazze, Suriye, Sudan, Yemen,, Mekke, Medine, Doğu Türkistan, Balkanlar, orta Asya, Afrika yani tüm Ümmeti Muhammed yorulduk.
Tüm ümmete Miraç tadında Fetihler nasib et ya Rab.! Fetihlerle İslama ve Müslümanlara Miraç nasib eyle ya Rab.,!