ne var bunda diyenler olacaktır. internette doğruluğundan şüphe ettiğiniz bir bilgiyi teyit etmek istediğinizde kaynağın orijinali çoktan dijitale yüklenmiş ve imha edilmiş olacak. tek bilgi kaynağı yapay zekanın kendisi olacak, o ne istiyorsa o kadarını bilebileceğiz
İtalyan erkeklerle evlenmeyi gelenek haline getirmiş Türk kadınlarının İtalyan kocalarının sürekli erkeklik konusunda Türk erkeklerine nasihat ettiğini düşünün. Ne vatan hainliğimiz ne milli hassasiyetimiz ne de haysiyetimiz kalırdı. Bu asalaklar da sürekli bize hakaret ediyor.
Şeytanın baş uşakları konuştuğunda dediği neyse tersi doğrudur. Bunu hep böyle bilin.
Para içinde yüzdükleri hayatlarından dediklerini kendi hayatınız için geçerli sanmayın. Sizi dışarıda genç erkekler beklemiyor, gökten çöpsüz üzüm olan yakışıklı erkekler yağmayacak başınıza. Ayrıca gecelik ilişkiler yaşasanız dahi gün sonunda kendinizi yalnız duvarlara bakarken ya da bir huzurevinde kimse size sevgi göstermez, yokluğunuzu hissetmezken bulabilirsiniz. Hayat sadece keyif almak için yaşanmaz, hayat sadece cinsellikten de ibaret değil. Bu dediğim erkekler için de geçerli. Hatta ileriki yaşlarında sizler kadına daha çok muhtaçsınız.
İnsan değer görmek, birilerinin önemlisi olmak ister. İnsan ait olmak ister, bağ kurmak ister. İnsan ruhunun evini arar. Bu da samimi, sağlam duygusal bağlar kurmakla olur. Senin çevrende sırf ünlü ve zengin olduğun için duranlar, ilgi gösterenler yok, seni mutlu etmeye çalışanlar yok, olmayacak dolayısıyla bu bize itelenen özgür kadın ouuvv, hepiniz erkekleri yollayın mesajlı ama alttan alta ülkeleri bitirme, insanlığın kodlarını bozma ve şeytanı galip etme amacı taşıyan haberlere itimat etmeyin.
Evlenmeyi ya da anne olmayı seçip seçmeme ayrı, düzenli ve sistematik şekilde bunun itelenmesi ayrıdır. Biri kişisel tercihtir, diğeri büyük planın parçası. Birileri yeni dünya düzenini getirmeye çalışıyor. Bir düzen kurulacaksa insan kalmaya çalışanların düzeni olmalı.
Ayrıca cinsel ilişki konusunu yazmıştım. İlişkiye girdiklerinizin negatif enerjisi, cini perisi, karması, b*ku püsürü hep size geçiyor. Kadın ve erkek için söylüyorum bunu bu arada, tek taraflı değil. Dolayısıyla çok farklı kişiyle ilişkiye girmek marifet değil. İnsanın kendine yaptığı kötülük.
Ruhunuzun aradığı bu değil. Onlar neden böyle değil deme onlar ruhuyla bağını koparalı çok oldu. Onlar cenin yiyor, çocuk eti yiyor. Sen insan kalmaya çalışıyorsun. Kendini korumalısın. Ruhunu ve bedenini korumalısın. Değerlerini korumalısın. Bunu sadece bir cinsel ilişki haberinden mi çıkardın demeyin. Biz bunların ciğerini biliriz.
Olay senin bireysel tercihin değil. Olay sana bunu iteleyenler değerlerine sıkı sıkı bağlıyken sana bunu empoze etmeleri. Safını belli etmek önemlidir.
Önümüzdeki süreçte kadınların üstüne gidildiğini, çoklu ilişkiler gibi durumların normalleştirmeye çalışıldığını, özgürlük adı altında değerlerin ayaklar altına alınmaya çalışıldığını göreceğiz.
Kural =Satürn.
Kuralını kaybeden iradesini ve düzenini kaybeder, hayatının kontrolünü kaybeder. Sen kendi kontrolünü kaybedersen başkalarının kontrol ettiği hayatı yaşar ve gün sonunda cezasını çekerken bulursun kendini.
Ayla öğretmen çocuklar buraya kadar gelmiş, kırılmasınlar bir bakayım diye girmiş o gün sınıfa. Normalde greve destek veriyormuş. Sınıfa girdikten sonra saldırı başlayınca korkup birbirine sarılan 4 öğrencinin üstüne kapanmış da şehit olmuş. Feminizm adını kullanıp aslında kürdofaşistlik felsefesini benimseyen hiçbir "kadın" hareketi onu anmadı. Unutmayacağız.
Andımız bir frekans içeryordu,
bir bilinç kodluyordu çocuklara
Küçük yaştan doğru yeminler ederek,sabah eğitime başlıyorlardı
Ne kadar basit bir şey olarak görülse de aslında ciddi bir bilinç kodlaması vardı andımızda
Bildiğiniz üzere annesi tarafından şiddete uğradığı için mahkeme kararıyla geçici velayetini alıp 2.5 yıldır burda beraber yaşadığım ancak Litvanya’daki boşanma anlaşmamıza dayanarak Litvanya tarafından iadesi istenen ve çocuğun durumunu görmezden gelip Avrupa’nın bendesi gibi davranan yetkililerin geçen sene mart ayında, aşağıdaki videoda da görüldüğü üzere, orada yaşayacaklarını bildiği için dehşet içinde ve can havliyle gitmek istememesine ve bunu ısrarla ifade etmesine rağmen gayri insani şekilde icra ile zorla benden ve vatanımızdan koparılan oğlumun bu sefer de annenin kocası tarafından şiddete uğradığını, çocuğumun oradaki mahkeme psikologuna verdiği ifadeden (fotoğrafta) öğrenmiş bulunmaktayım.
Ancak ne hikmettir ki alışıp rehabilite olduğu Türkiye’den zorla koparıp şiddet uygulayan annesine iki ekip polis zoruyla koparıp gönderen yetkililer, tüm ısrarlarımıza ve şimdi orada fiziksel ve duygusal şiddete uğradığını belirtmesine rağmen kılını kıpırdatmamakta, adeta üç maymunu oynayarak küçücük Türk vatandaşını orada yapayalnız ve korumasız kalmasına göz yummaktadır.
Beni takip edenler bilir. Oğlumu asla sosyal ya da geleneksel medyaya alet etmedim, etmezdim. Nitekim bu bir yıllık süreçte Litvanya mahkemesinin tüm yanlı tutumu ile bir türlü çocuğumun benle fiziksel temas kurmasına izin vermemesine rağmen meseleyi buraya taşımadım. Ancak 7.5 yaşındaki bir çocuğun artık hayati riski söz konusu. Çünkü oradaki mahkeme kendi vatandaşı olan anneyi kollama refleksi ile hareket ederek, annenin iddia dahi olsa çocuğuma dair hiçbir fiziksel, duygusal ya da başka bir kötü davranma iddiası bile olmamasına rağmen (bana dair yegane olumsuz iddiaları oğluma oyuncak almam, oynamam ve çikolata almam, Ciddiyim şaka değil bu) benle fiziksel temas hakkından bile mahrum bırakmaya devam etmesi küçücük çocuğu daha büyük şiddet olayları açısından riske sokmaktadır. Mahkeme eliyle, sözde kaçırma ihtimali nedeniyle, bir yıldır oğlumla sadece haftanın 3 günü 30’ar dakika online görüşmemize izin verilmekte. Ancak bu görüşmeler, oğlum annesinin kocasının kendisine şiddet uyguladığını anlattığından beri annesi tarafından engellenmekte ve yaklaşık 3 aydır online konuşmamıza dahi izin verilmemekte. Bu da 7.5 yaşındaki oğlumun tamamen onların insafına kalmasına yol açmakta.
Bir yıldır süren bu hukuksuzluğa rağmen Türkiye’deki hiçbir yetkili ile Vilnius konsolosluğumuz taleplerimize rağmen kılını kıpırdatmamış, söz konusu sanki bir Türk çocuğu değil de Fransızmış gibi davranılmakta.
İşte bu nedenlerden dolayı sesimi adalet ve dışişleri bakanlıkları ile ilgili yetkililere duyurup Türkiye’de doğmuş, Türkçe konuşan ve sizlerle bu toplumu derinden seven oğlumun oradaki gayri insani şiddet ortamından kurtarılması için yardımınızı rica ediyorum.
Bu platformun bir araya gelince neleri değiştirdiğine, olmazı oldurduğuna çokça şahit oldum.
Beno, yüreği insan ve hayvan sevgisi ile dolu, dışarda dilenen insan gördüğünde bile ağlayan ve onlara her şeyiyle yardım etmeye çalışan dünya merhametlisi bir çocuktu. Lütfen şimdi biz onun elinden tutup, içinde olduğu bu karanlık kuyudan çıkarmak için sesini duyuralım. Çok geç olmadan
2026/2027 yılları arasında KOVA/ASLAN/YAY/AKREP etkililer+2025 te BAŞAK/BALIK etkili kaldıysa onlar da. Manifestleyin, olacağına inanın, gelinlik bile seçin ve inanın👰🏻♀️💅🏼
Türk kadını yüzlerce yıl bunların yaptığı fedakarlığın bin katını yaptı ama "işi o, zaten yapmak zorunda" mantığıyla bakıldığı için kimsenin umurunda olmadı. Ama slavın teki bir şey yapıp kameraya alınca bir madalya takmadığınız kalmış. Yazık gerçekten.
“Sevgili Evren bana beni dinlediğini göster önümüzdeki 24 saat içerisinde benim için bir mucize gerçekleştir; ne olacağına sen karar ver, sürprizleri severim ama arkamı kolladığını göster.”