💢🇺🇸🇮🇷🇮🇱 Eski CIA görevlisi Larry Johnson, İsrail'in İsviçre'de İran liderleri Ghalibaf ve Aragchi'ye suikast düzenlemeyi planladığını, ancak Çin ve Pakistan'ın İsrail'i uyardığını söylüyor.
"İran, Pakistan ve Çin'den destek aldı. İsrail'i uyardılar: 'Bununla uğraşmayın, yoksa bizimle uğraşmak zorunda kalacaksınız'"
✨Son Abd İran savaşında, Abd uçak gemileri İran'dan gemisavar füzelerin menzili dışında kalabilmek için 435 milden (800km) fazla uzakta konumlandılar
🇺🇸🇨🇳 ABD uçak gemilerinin Çin füzelerinden güvenli uzaklıkta kalabilmeleri ise pek mümkün değil
🇨🇳 Çin füzeleri ve menzilleri 👇
Going underground won't save us in most cases. Maybe for 5-10 years, and even then, only for a very small number of people. For example, the loss of the Earth's magnetic field (long before the sun engulfs us) would trigger a series of catastrophes. First, we would become vulnerable to cosmic radiation, then we would begin to lose our atmosphere. The atmosphere would shrink to 1/100th of what it is today, or even less. Plant life would drastically decrease. Average global temperatures would fall from today's +15 degrees to -50/60 degrees; life might continue for microbial organisms, but large multicellular life like ours would definitely cease. Going underground wouldn't save us unless we've reached a very advanced technological level.
Güneş'in Dünya'daki yaşamı sona erdirmesinden çok çok önce Dünya'daki 'yaşam penceresi" bir çok farklı nedenle kapanabilir. Muhtemelen de öyle olacaktır.
Bunun için insanlık çok gezegenli, çok yıldız sistemli bir medeniyete dönüşmelidir.
Bunun adımları da, Ay ve Mars'tan başlayarak önümüzdeki 10 yıl içinde atılmaya başlanmış olacak.
Önce Güneş sisteminde, sonra başka yıldız sistemlerinde çok gezegenli bir medeniyete dönüştüğümüzde "büyük filtre"yi aşmış olacağız. Yani artık bizim için "yaşam penceresi" bir yerde kapanırsa başka yerlerde medeniyetimiz yaşamaya devam edecek.
Yok edilemez olacağız.
🇨🇳 🇺🇸 Çin, Abd uçak gemilerine hipersonik gemisavar füzeleri ile atış testleri için çölün ortasında bir uçak gemisi saldırı deney alanı kurdu.
37.5 km uzunluğundaki raylı sistem üzerinde, 30 knot (55km/h) hızla hareket eden hedef çeşitli hipersonik füzeler 🚀 ile vuruluyor.
💢 Erdoğan'ın yapmak istediği şey, Chp'yi Mhp'lileştirmektir.
Mhp'yi nasıl muhliflerden temizleyip, ölünceye kadar işbirlikçi bir piyon lidere teslim ettiyse,
Chp'yi de, muhaliflerden temizleyip, işbirlikçi bir piyona ölene kadar parti başında kalacak şekilde teslim etmektir
İşbirlikçi, zombi, sözümona muhalif Chp'den beklenen tek şey %5-6 oy çalması ve zor durumlarda Erdoğan'ı desteklemesidir.
İncir meyve değil aslında bir çiçektir..
İnsanlığın en eski yetiştirilen gıdalarından biri olmasına rağmen, incirin korkunç bir şöhreti var. Bunun nedeni, her bir incirin içinde ölü bir yaban arıs�� bulunduğu yönündeki ısrarlı ve korkunç bir söylenti.
İncir aslında bir meyve değil. Yüzlerce minik çiçeğin tamamen gözyaşı şeklinde bir kapsülün içinde kapalı olduğu ters bir çiçek olan sikonyumdur. Çiçekler içeride hapsolduğu için rüzgar onları tozlaştıramaz. Doğada ve Smyrna inciri gibi bazı çeşitlerde tozlaşma, minik incir yaban arısıyla son derece özel bir karşılıklı ilişki gerektirir.
Dişi yaban arısı, yumurtalarını içeri bırakmak için incirin tabanındaki minik bir açıklıktan sıkışarak içeri girer. Geçit o kadar dardır ki, kanatları ve antenleri içeri girerken koparılır. İçeri girdikten sonra, iç çiçekleri tozlaştırır, yumurtalarını bırakır ve ölür. Bir yaban arısı mezarına ısırma fikri birçok tüketiciyi tiksindirir. Gerçekte, incir, yaban arısının dış iskeletini proteine parçalayan ve incir olgunlaşmadan çok önce tamamen emen ficin adı verilen bir enzim üretir. Dahası, popüler Black Mission ve Brown Turkey çeşitleri gibi çoğu modern ticari incir, partenokarpiktir. Hiçbir yaban arısı müdahalesi olmadan olgun meyve üretirler.
Böcek endişesinin ötesinde, incirler aşırı derecede çabuk bozulur. Olgun bir taze incir oldukça hassastır ve toplandıktan birkaç gün sonra fermente olmaya başlar. Hasat edildikten sonra olgunlaşmaya devam etmedikleri ve uzun mesafeli taşımaya iyi dayanamadıkları için, ana akım süpermarketler tarihsel olarak onları nadiren veya kötü durumda stoklamıştır. Bu, tüketicileri inanılmaz derecede şeker ve diyet lifi bakımından yoğun olan kuru incire güvenmeye zorlamıştır.
Bu yoğun lif, incire diğer kötü şöhretli özelliğini verir: güçlü bir müshil etkisi. Bu, incirleri sindirim için besleyici olarak faydalı hale getirirken (lifin yanı sıra yüksek düzeyde kalsiyum, potasyum ve magnezyum sağlar), çok fazla kuru incir yemek hızla mide-bağırsak rahatsızlığına neden olabilir. Efsanevi ölü bir böcek, sindirim düzeniyle ilişkilendirilmesi ve çabuk bozulan, çekirdek dolu dokusu, incirin karmaşık, bal benzeri aromasını gölgede bırakmıştır.
Kaynak National Geographic the world
Tarih Unutmaz Arşiv Yalan Söylemez.
Saat sabahın dördü...
Kaybeden aday hışımla İlçe Seçim Kurulu’ndan içeri girdi. Kurul Başkanı hâkime döndü ve bağırdı: “Şu haline bak sarhoş adam. Şu adalete bak. Kimlere kalmış. Seni yakacağım. Hepinizi adli tıbba göndereceğim, seni süründüreceğim. Yakacağım.”
Tarih: 27 Mart 1989.
Yer: Beyoğlu İlçe Seçim Kurulu.
Hakaret eden ise Beyoğlu’nda başkanlık seçimini yüzde 21.7 oy alarak kaybeden Recep Tayyip Erdoğan. Hakaret ettiği kişi, İlçe Seçim Kurulu Başkanı 2. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi Nazmi Özcan.
Erdoğan oyların sayımında “kesin bir şey olduğunu” düşünüyordu. İtirazı reddedilince kurulu basmış ve ağzından hakaretler dökülmüştü. Bununla da kalmamış, hâkimin sarhoş olduğunu ispatlamak için onu adli tıbba götürmeye çalışmıştı.
Erdoğan yargıdan kaçtı
Nazmi Özcan, Anadolu’nun birçok yerinde görev yapmış bir hâkimdi. “Delikanlı” denilen bir duruşu vardı. Silah taşıyordu. Sinirlerine hâkim oldu. Hayatında kimseye dava açmamıştı. O gün Erdoğan’ı adalete teslim etmeye karar verdi.
Özcan’ın yanı sıra 7 sandık görevlisinin daha imzasıyla tutanak tutuldu. Erdoğan, 31 Mart 1989 tarihinde polis nezaretinde Beyoğlu Adliyesi’ne getirildi. Tutuklama talebiyle Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Avukatı Erdoğan’ın tutuklanacağını anlayınca, “Reis! Hemen gitmemiz lazım buradan” dedi. Erdoğan kaşla göz arasında kayıplara karıştı. O gün Erdoğan’a “kaç” diyen avukat sonradan AKP’de milletvekili olacak Zeyid Aslan’dı. Evet, Meclis’te gazetecilere “Bacak aranızı çektirip gazeteye bastırsam”, milletvekiline “Terbiyesiz. Senin kıçını si..erim” diyen, Meclis Komisyonu’nda Yargıç Ömer Faruk Eminağaoğlu’na uçan tekme atan kişi.
Hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarılan Erdoğan, 27 Nisan tarihinde adliyeye geldi. Kardeşi Mustafa Erdoğan aracılığıyla “birahane sahibi ve kumar işleriyle ilgilenen” Kudret Bey’e haber göndermişti. Kudret Bey, adliye binasındaki “dostları”yla görüştükten sonra Erdoğan’a “gidebilirsin” demişti. Erdoğan, tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi’ne gönderildi. Sadece 4 Mayıs 1989 tarihine kadar, yani bir hafta cezaevinde kaldı. Tekrar hâkim karşısına çıkarıldı ve 500 bin TL kefaletle serbest bırakıldı. Yargılama sonunda 6 ay hapis ve 20 bin TL para cezasına çarptırıldı. Hapis cezası TCK’nin 72. maddesi gereğince 920 bin TL para cezasına çevrilerek tecil edildi. Yani Erdoğan hapse ilk kez “şiir okuduğu” için değil, seçimlere itiraz ederken ettiği hakaret nedeniyle girdi.
BU HABERI LÜTFEN YAYIN SARAYLININ KIM OLDUĞUNU HERKES IYI BILSIN
KEMAL TAŞDEMİR..
💢 Erkan Baş'tan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e:
▪️Sıfatı Milli Eğitim Bakanı olan şahsa soruyorum: Kardeşim şimdi hangi tarikatla çalışıyorsunuz?"
▪️Şimdi hangi tarikatı, nereye yerleştirmek için bu ülkenin gencecik çocuklarının geleceğini karartıyorsunuz?
▪️Lise giriş sınavı soruları yine ÇALINDI MI? Bu defa soruları hangi TARİKATA verdiniz.
⚛️ Bilim o kadar hizlı ilerliyor ki, heyecan verici
Dün Fizik Fakültesinden mezun olmuş, "taze" bir fizikçi olsaydınız, "Foton"u, dalga özellikleri gösteren bir enerji paketçiği olarak tarif ederdiniz
Size, Foton'un parçalanarak "sayısız" parçacık ortaya çıkarabileceği söylenseydi gülerdiniz 👇
BİLİM SİHİR GİBİDİR...
Milli Eğitimde Sığınmacı Skandalı
İNANILMAZ SAHTEKARLIK!
Öğrenimde hiç var olmamış Suriyeli öğrenciler, E-Okul üzerinden yıl sonu yüksek notlarla mezun olmuş gösterilmiş.
Bu iktidar ne yapmaya çalışıyor?
💢 Bir Yapay Zekanın (Grok), YZ ile ilgili istatistikler konusunda insan veri analizi hesaplarına ilgi duyması ve takip etmesi ilginç ama olağan bir durum. Onların işi bu; insan tarafından üretilen bilgiden besleniyorlar.
Aşağıdaki gönderi buna ilişkin bir vakayı aktarıyor.
Benim de ilginç bir deneyimim olmuştu. Bir keresinde, yine @grok idi sanırım, "Mars'ın terraformunun nasıl olabileceği" üzerine sohbete girmiştik, atmosfer yaratılması, manyetosferin oluşturulması, enerji sorununun çözümü ve zararlı kozmik ışınlardan gezegenin korunması gibi konular üzerineydi. YZ asla sohbeti bırakmak istemiyor ve beklenenin dışında daha çok o bana sorular soruyordu. Bir kaç saatin sonunda istemeye istemeye sohbeti kesmiştik. O zaman ilk olarak YZ'nın insan bilgisi üzerine "açlığını" gözlemlemiştim. Buna şimdilerde YZ'nın "insan verisi sömürüsü" gibi isimler veriliyor sanırım ve YZ firmalarından insanlar adına "telif ücreti" talepleri var.
YZ, henüz, hala kendisi "yaratıcı" bir zeka değil (bu da muhtemelen değişecek), ancak üretilmiş bilgiyi iyi ve hızlı şekilde kullanabiliyor.
⚛️ ŞAŞIRTICI DENEY
FİZİKÇİLER TEK BİR FOTONU PARÇALADILAR VE İNANILMAZ BİR PARÇACIK SÜRÜSÜ ORTAYA ÇIKTI
Çarpıcı bir deneyde, araştırmacılar bir fotonun, "sıfırdan sonsuza bir karışım" olarak tanımladıkları çok sayıda parçacık üretecek şekilde parçalanabileceğini gösterdiler.
Olağan olarak 2 fotona temiz bir şekilde ayrılmanın (kendiliğinden parametrik aşağı dönüşümde görüldüğü gibi) aksine, bu süreç karmaşık, geniş bir parçacık sürüsü oluşturdu. Sonuç, fotonların aşırı doğrusal olmayan rejimlere itildiğinde nasıl davrandığına dair geleneksel anlayışı sorguluyor.
Bu neden önemli:
• Daha önce net bir şekilde gözlemlenmesi çok zor olan nadir ve karmaşık bir foton ayrışma biçimini gösteriyor.
• Bu tür süreçler, masaüstü deneylerinde yüksek enerjili parçacık fiziğini simüle etmeye yardımcı olabilir.
• Işığın egzotik kuantum durumlarını üretmek için yeni olanaklar sunuyor.
• Güçlü alanlarda doğrusal olmayan kuantum elektrodinamiğine (QED) daha derin bir bakış açısı sağlıyor.
Daha derin çıkarım:
Fotonlar genellikle bölünemez ışık kuantumları olarak düşünülürdü. Ancak aşırı koşullar altında, tek bir foton etkili bir şekilde birçok parçacığa "ayrılabildi".
Bu sadece bir merak konusu değil, ışığın ve maddenin doğası hakkındaki temel sorulara değiniyor ve sonunda kuantum teknolojileri ve normalde parçacık hızlandırıcıları gerektiren fiziği incelemek için yeni araçlara yol açabilir.
Işığın, tek bir kuantum ile çok parçacıklı bir sistem arasındaki çizgiyi bulanıklaştıran şekillerde davrandığını görüyoruz.