İzmir'de mikrofon uzatılan emekli vatandaş:
"İçimden ağlamak geliyor. Buyurun, evden getiriyorum, yarısını da öğleyin yiyeceğim, ekmek peynir. 20 bin lira kira veriyorum. Aldığım 22 bin 600 nasıl geçineceğim? Ben girmişim 76 yaşına. Nasıl çalışacağım?"
Çok iyi tespit he. Böyle uçaktır, oteldir, pahalı elektroniktir telefondan alamam. İlla bilgisayar ekranı lazım bu harcamalar için. Telefondan uçak bileti almak falan ürkütüyor beni.
Yurtdışına gitmek demek çok büyük ihtimalle hayat standartlarınızın düşmesi demektir.
Uzunca bir süre daha kötü bir evde yaşamak, daha zor şartlarda çalışmak, daha kalitesiz beslenmek, yalnızlık vs... demektir.
Ama yurtdışına gitmek caziptir çünkü içinde umut taşır; her şeyin daha iyi olacağına dair bir umut vardır!
Uzunca süre o kadar kötü yaşarsınız, hayattan beklentileriniz o kadar düşer ki, zamanla şartlar "normalleştikçe" memnun olmayı yeniden keşfedersiniz. Emeğinizin karşılığını almış hissedersiniz.
Ve insanın hikayesi akar...
Türkiye'de ise kişinin beklentisi çok fazladır. Ailenin yüklediği beklenti fazladır, çevrenin yüklediği beklenti fazladır, eşin sevgilinin yüklediği beklenti fazladır... Ama bu beklentileri karşılayacak umut yoktur!
Hele de bir ailenin üniversite mezunu ilk jenerasyonu iseniz üzerinizdeki baskı muazzamdır.
Veya sınıf atlama arzusu ile çok yatırım yapılmış çocuklar...
Çoğu üzerlerindeki aile ve toplum baskısını atabilmek, basit bir hayattan memnun olabilmek için yurt dışına giderler.
hiçbir şekilde gündem olduğunu görmedim ismini bile bugün duydum 2 gün önce yaşanmış ve doğru düzgün kimse bilmiyor bile ben Banunun sesi olacağım desteklerinizi bekliyorum #BanuArslanİçinAdalet
Rabia Naz cinayetinde yıllar sonra tutuklanıp cezaevine gönderilen tek kişi kızı için mücadelesinden vazgeçmeyen babası Şaban Vatan oldu. Köklü bir hukuk devletiyiz