Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Osman Kavala’nın başvurusu kapsamında Büyük Daire önünde görülen duruşma sona erdi; taraflara 15 gün ek süre verildi. Hem başvurucu taraf hem de hükümet bu süre içinde ek görüşlerini sunabilecek. Kararın da yaklaşık 3 ay içinde açıklanması bekleniyor.
Daha önce verilmiş iki karar var. O iki mahkeme kararının da maalesef uygulanmadığını biliyoruz. En son 2024 yılında Osman Kavala başvurusunda, Türkiye’deki iç hukuk yollarının etkin olmadığını, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunun da etkili işlemediğini ileri sürdü.
Bu çerçevede, Sözleşme’nin 3. maddesindeki kötü muamele ve işkence yasağının, 5. maddesindeki kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, 6. maddesindeki adil yargılanma hakkının, 7. maddesindeki suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, 10. ve 11. maddelerdeki ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin, 18. maddeyle birlikte ihlal edildiği gerekçesiyle dosya yeniden Büyük Daire’ye taşındı.
Mahkemenin 2. Dairesi görevden çekildi ve dosyayı Büyük Daire’ye gönderdi. Büyük Daire de prosedürü hızlandırarak, tarafların görüşlerini aldı ve bugüne bir duruşma günü koydu.
18’nci maddeyle bağlantılı ihlal iddiası çok ağır bir iddia. Daha önce de Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş dosyalarında 18. maddenin ihlal edildiğine karar verilmişti.
Bugün görülen davada mahkeme başkanı; yargıçlara, taraflara soru yöneltip yöneltmeyeceklerini sordu. Beş yargıç hem hükümet tarafına hem de Osman Kavala’nın avukatlarına dosyayı çok iyi kavrayan sorular yöneltti.
Yaklaşık 25 dakikalık bir aradan sonra mahkeme yeniden toplandı ve tarafların bu sorulara verdikleri yanıtlar dinlendi. Ardından duruşma sona erdi.
Taraflara 15 gün ek süre verildi. Hem başvurucu taraf hem de hükümet bu süre içinde ek görüşlerini sunabilecek. Kararın da yaklaşık 3 ay içinde açıklanması bekleniyor.
Eğer Türkiye, Avrupa Birliği’yle ve Avrupa Konseyi’yle ilişkilerini sürdürmek istiyorsa ve bu yönde bir siyasal tercih yapacaksa, yaklaşık 8 yıl 5 aydır uygulanmayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen hâlâ uyulmuyorsa, bu artık Türkiye’nin bu kurumlardan siyasal olarak vazgeçtiğinin tescili anlamına gelir.
Dolayısıyla ben bir yurttaş olarak, bir hukukçu olarak, bir milletvekili olarak Türkiye’nin bu noktaya gelmiş olmasından memnun olmadığımı—daha ağır bir ifade kullanmayayım—belirtmek isterim.
İnsanların en temel haklarının ihlal edilmesi ve bu noktaya gelinmiş olması, ayrıca buna rağmen uyulmamakta direnilmesi doğru değil.
Burada temsilciler aracılığıyla yapılan savunmaların da Türkiye’yi zor durumda bıraktığını düşünüyorum.
Keşke hükümet adına görev yapan hukukçular da mahkemede olsalardı ve bu süreci yerinde izleselerdi.
#OsmanKavala