Ben para piyasası fonu aldım.x kişisinin aynı fondaki mağduriyetini 1 milyon vererek yüzde yüz giderirken bana aynı fondan 1 milyon vererek benim mağduriyetimin belki onda biri giderilecek.Bu mudur adalet ? Bu mudur eşitlik ? Perişan olduk
@_cevdetyilmaz#AdaletHerkeseANAPARA
@atabey_atabek@BullsPortfoy@spkgovtr Sonuna kadar haklsınız @_cevdetyilmaz dikkatinize sunarım Bu durumda olan kişilerin mağduriyetlerinin doğru anlaşılmasına ihtiyaç var özellikle PARA PİYASASI FONlarında 1 MiO üzerinde bakiyesi olanların bekliyor olması sistemin geneline karşı güvensizlik ve tereddüt yaratmaktadır
@atabey_atabek@BullsPortfoy@spkgovtr Sonuna kadar haklsınız @_cevdetyilmaz dikkatinize sunarım Bu durumda olan kişilerin mağduriyetlerinin doğru anlaşılmasına ihtiyaç var özellikle PARA PİYASASI FONlarında 1 MiO üzerinde bakiyesi olanların bekliyor olması sistemin geneline karşı güvensizlik ve tereddüt yaratmaktadır
Para piyasası fon sahipleri eksiksiz ve tam ödeme bekliyor
En risksiz fonda devlet guvencesine ve Türk lirasına güvenen vatandaşların güvenini kırmayın #ppftamödensin
Kıymetli büyüklerim;
Bu satırları, fon sürecini başından beri yakından takip eden bir hukukçu olarak, kişisel kanaatimi paylaşmak için yazıyorum.
Önce şunu söylemeliyim: PPF ve PPK yatırımcısı, bu ülkede en temkinli, en az risk alan kesimdi. Devletin kendi düzenleyici kurumunun "düşük riskli" diye sınıflandırdığı bir ürüne güvendi. Bugün bu güvenin bedelini ödüyor olmaları, hepimizin üzerinde durması gereken bir meseledir.
Kanaatimce beş konuda netlik gerekiyor, gerekçeleriyle birlikte paylaşıyorum:
1) Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) meselesi
SPKn m.84/2, yatırımcının "piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararlarını" kapsam dışı bırakıyor. Doktrinde baskın görüş, manipülasyon kaynaklı zararların da bu istisna içinde kaldığı yönünde; bunu biliyorum ve saygı duyuyorum. Ama kanaatimce bu olayda ayırt edilmesi gereken bir nokta var: PPF ve PPK yatırımcısına satılan ürün, baştan Risk Değeri 2, sermaye koruma amaçlı bir ürün olarak tanımlandı. Yatırımcının kabul ettiği risk, bu beyan edilen risk profiliydi. ilişkili taraf repo zincirlerinin, manipülasyon soruşturmasına konu hisselerin teminat gösterildiği bir yapı değil. Burada tartışmak istediğim, m.84/2'nin "fiyat hareketi" kavramının, kurucunun ilan ettiği yatırım politikasından sapmayı da kapsayıp kapsamadığıdır. SPKn m.1'in amacı gözetilerek yapılacak amaca uygun (teleolojik) bir yorumun, en azından bu özel durum için, farklı bir sonuca götürebileceğini düşünüyorum. Bunun nihai cevabını elbette Kurul'un ve yargının vereceğini biliyorum; ama bu sorunun sorulmadan geçilmemesi gerektiği kanaatindeyim.
2) Stopaj meselesi
Yıllardır bu fonlarda kesilen %17,5 stopaj, oluşan "kâr" üzerinden alındı. Bugün geldiğimiz noktada, bu kârın bir kısmının manipülasyonla şişirilmiş, gerçek karşılığı olmayan bir değer olduğu anlaşılıyor. Vergi hukukunun temel ilkelerinden biri, verginin gerçek bir iktisadi kazanç üzerinden alınmasıdır (VUK'un ekonomik yaklaşım ilkesi de bu temele dayanır). Gerçekleşmemiş bir kazanç üzerinden alınan verginin, bu ilke çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu fonlardan bugüne kadar elde edilen stopaj geliri; fonlarda oluşan mağduriyetlerin giderilmesi adına bir kaynak olarak değerlendirilmelidir.
3) Şeffaflık
Kanaatimce bir lütuf değil, SPK mevzuatının zaten öngördüğü bir yükümlülüktür. Yatırımcının elindeki fonun gerçek içeriğini, varlıkların vade ve tahsil durumunu bilme hakkı olduğunu düşünüyorum. Bu bilginin gecikmeli ve parça parça paylaşılması, kamuyu aydınlatma ilkesiyle bence bağdaşmıyor.
4) Denetim sorumluluğu
Şahsi kanaatim, bu zincirin tek halkası fon kurucuları değildir. Bu sürecin aylar öncesinden sinyallerinin var olduğu, kamuoyuna yansıyan bilgilerden anlaşılıyor. Denetim ve gözetim yükümlülüğü bulunan kurumların bu süreçteki rolünün de ayrıca, bağımsız şekilde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu, kimseyi önceden suçlu ilan etmek değil, sorumluluk zincirinin incelenmesini istemektir.
5) Ödeme takvimi
Benim için en öncelikli mesele budur. 1 milyon TL sınırı altındaki küçük yatırımcı için atılan adımı takdir ederek ancak temkinli karşılıyorum. Ama bu sınırın üzerinde kalan yatırımcı için de en azından belirli, kamuya açıklanmış bir takvimin verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Anayasa m.35 (mülkiyet hakkı) ve m.10 (eşitlik ilkesi) çerçevesinde, süresiz bir belirsizliğin uzun vadede idari yargıda tartışma konusu olabileceği kanaatindeyim. Gedik Yatırım'ın yayımladığı raporun işaret ettiği %68'lik likit varlık oranı, kanaatimce en azından kademeli, oransal bir ödemenin teknik olarak mümkün olduğunu gösteriyor.
Bu beş başlığı birbirinin alternatifi olarak değil, bir bütünün parçaları olarak görüyorum. Hiçbiri diğerini bahane ederek ertelenmemeli.
Yanıldığım noktalar varsa düzeltilmeye her zaman açığım; ama bu soruların sorulması gerektiğine inanıyorum.
Saygılarımla
@_cevdetyilmaz@memetsimsek@Akif_Hamzacebi@ifarukaksu@bdalgin@oktay_saral@ZeybekciNihat
#ppfileoynamatamöde #ppftamödensin