Kenar mahalle kuaförleri de bile mani pedi kas ağda 7000 TL kafayı ki yediniz arkadas bu nedir aylık bakım için bu masrafların altından nasıl kalkacak bu kadınlar...kesim rofle 25 000 oha ulan oha
Kanada'dan Türkiye'ye gelen bir vatandaş:
"Türkiye'ye geleli 3 hafta oldu ve harcadığım internet tam 45 GB…
Kanada'da daha fazla kullanmama rağmen aylık 7 GB gidiyor. Cidden insan silkelendiğini düşünüyor."
Türk halkı yoksullaşıyor, alım gücümüz her geçen gün düşüyor, izleyeceğiniz videoda ekonomist olmadığını söyleyen beyefendi aslında tam da bir ekonomist gibi en sade hali ile anlatmış.
Lütfen izleyelim.
5 kişi bir köpeğe dalarmı diyerek tik tok videosu paylaşan , bir cana eziyet şiddet belki öldüren bu şahıslar bulunsun
Şiddet sarmalı bunlar iflah olmaz
Bu garip de kurtarılmalı
Şiddeti körükleyip hayvanları dost değil can değil diyerek o mazlumlar üzerindem nefreti körükleyenler utansın
@TC_icisleri@mustafaciftcitr
Esenler’de 2 küçük çocuk, sevecek gibi yanına yaklaştıkları kediyi bıçakladı.
Kendilerini uyaran kadın esnafa da bıçak çekip tehdit eden çocuklar, olay yerinden uzaklaştı.
Ulan nasıl bir dönemden geçiyoruz… Hem “sokakta kedi köpek olmaz” diyorsunuz, sonra alıp evde besleyenlere sapkınca ifadeler kullanıyorsunuz. Yav siz nasıl bir çocukluk geçirdiniz, nasıl travmalarınız var? “Patili annesiyim” diyen kişilere “babası kim?”, “yakında evlenir bunlar kedisiyle köpeğiyle” yakıştırmaları… Beyinleri kararmış, yürekleri kararmış cani, psikopat insanlar…
İyi değil mi? Böyle ekonomi konuşulmasın, ülkenin asıl sorunları konuşulmasın. Yoksulluk, pahalılık, eğitimdeki çürümüşlük, sağlıktaki düzensizlikler konuşulmasın. Ülkedeki tüm köyler 3-5 maden holdingine peşkeş çekilsin. Bir yandan bayrak milliyetçiliği, bir yandan sporda ırkçılık konuşulsun. Çocuk işçi ölümleri hiç konuşulmasın. Ama camide polis kıyafetiyle sex yapan, hac ve umre paralarını escortlarla yiyenler konuşulmasın. Bir de onlara “deli” deyip durumu kurtarma çabası içinde olunsun…
Herkese “ite tapar”, “itperest”, “ataputçu”… Eleştirene “laik”. Atak geçiren, ülkedeki tüm olumsuzlukları Kemalist düzenin, laik sistemin eseri diyen bir avuç azgın azınlığın; hayvanlara karşı merhametli, vicdanlı, şefkatli olması bile zorlarına gidiyor. Bunlara ağır yaptırımlar uygulanmayıp cezasızlık ödülü verildikçe kuduran bir güruh ile karşı karşıyayız.
Biz köpeğe bile “it” demeyiz ama ite it deriz.
Ne güzel demiş Neyzen zamanında:
“Geldikleri gibi gitmediler…
Kimisi bitini bıraktı,
Kimisi itini bıraktı,
Kimisi de piçini bıraktı ardında…”
Yaşar Kemal de güzel demişti:
“O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.”
Can Yücel de güzel söylemiş:
“Bana şiirlerimde küfür etme diyorlar. Lan bu kadar O. çocuğunu nasıl anlatayım küfürsüz?”
KARGALAR VE İNSANLARA DAİR GERÇEK Hikaye.. 😔🤔🥰🙏
“1998 yılında Malazgirt’e tayin oldum.
İzin bittikten sonra katıldığım 108. Topçu Alayı’nın konuşlandığı yerde o kadar çok kavak ağacı var ki, yüzlerce...
Bir de her birinde onlarca karga yuvası...
Tabiri caizse yer gök karga...
Sabah akşam öylece ötüp duruyorlar.
Sesleri de rahatsız edecek kadar yüksek...
Ama yapacak bir şey yok, yaratılışları öyle...
Bir süre sonra Alay’da görevli bazı subay ve astsubaylar, yapmayın etmeyin desek de, kargaları rahatsız etmeye başladı.
Yuvalarını taşlıyor, ağaçları sallayarak yavruları yuvadan düşürüyorlar.
Karga yuvası çer çöpten; hafif bir sarsıntı yetiyor.
Sonunda kargalar rahatsız oldu.
Direnmeye başladılar.
Kargalar sosyal hayvanlar; birlikte yaşıyorlar. Haliyle birbirlerine de sahip çıkıyorlar. Kendilerini taşlayan, yuvalarını bozan kişileri bellemişler.
Derken bir gün, en iyi savunma taarruzdur, diyerek hücuma geçtiler.
Herkese değil, kendilerine zarar verenlere saldırıyorlardı.
Belledikleri kişiyi gördüklerinde, koloni halinde üzerine pike yapıyorlar.
Yakalasalar parça pinçik edecekler, o kadar öfkeliler...
En çok da, ordonat bölük komutanı bir yüzbaşı vardı, onu takip ediyor, binadan çıkışını bekliyorlardı.
Yüzbaşı sonunda rahat yürüyemez oldu, taa kapının dibine kadar gelen araca palas pandıras biniyor, yakayı öyle kurtarıyordu. Mücadele epeyi sürdü.
Kargalar bayağı direndi ama insanoğlunun zulmüne dayanmak ne mümkün...
Sabahın köründe pompalı tüfeklerle kargalara ateş etmeler, ağaçların arasında lastik yakıp dumanla zehirlemeler dahil bilinen ne kadar kalleşlik varsa yapıldı.
Kargalar köklerinin kurutulacağını duyumsayarak belli ki göçmüşler: Bir sabah kalktığımızda tek bir karga bile kalmamıştı.
Karga düşmanları, büyük zaferi şenlikle kutladılar.
Öyle ya, kargaları yenmek hakikaten büyük bir başarıydı!
Amaaa...
Sonra ne oldu?
Ertesi yıl, Alay’ı boydan boya yılanlar, fareler bastı.
İnsanlar evlerine gidemez, çocuklarını evde bırakamaz oldu.
Çünkü eşik beşik nere varsa her yer yılanların istilasına uğramıştı.
Yılanlar sütü çok seviyor diye, sırf eve girmemesi için kapılarının önüne kap kap süt koyan mı ararsın, zift kokusundan rahatsız oluyorlarmış diyerek evin dışını ziftle boyayan mı ararsın...
Yetmedi; millet, evi ocağı kapattı, üçer beşer orduevinde kalmaya başladı.
Hatta baktılar olacak gibi değil, bazı arkadaşlar eşyasını yükleyip memlekete gönderdi.
Üçevler dediğimiz lojmanların tamamı boşaltıldı. Kargaların gazabı, bizimkilere azap oldu.
Doğa’nın genleriyle oynayıp dengelerini bozmayın.
Bedeli çok ağır...“
Emekli Astsubay Sami Başkaya...
@AnalizDefteri@PiyasaTurkiye Yunanistan'da kendi tavernasini işleten dışında 70yasinda çalışan kimseyi görmedim ben yurtdislarinda...babası siyasi olmayan herkes yorgun bu ülkede 7den 70e Bilal bey