Gezi’de düşlerinden koparılan Ali İsmail Korkmaz’ı sevgi ve rahmetle anıyorum.
Yarım bırakılan düşlerini; özgürlüğün, adaletin ve umudun egemen olduğu bir Türkiye’de hep birlikte tamamlayacağız.
Ali İsmail hep 19 yaşında…
Sabah 08.10’da, hapishanede, mahkeme heyetinin İBB duruşmasına katılmamı engelleyen keyfî kararı tarafıma bildirildi.
Benim ismimle kurulan iddianamenin görüşüldüğü mahkemeye katılmamın engellenmesi çok ağır bir hak ihlalidir, düşman hukukunun zirvesidir.
Mahkeme iddianamede en fazla suç isnat edilen kişilerin ve avukatlarının savunmalarını kısıtlamakta, yok saymaktadır.
Bu durum, “asrın hukuksuzluğu” İBB davasının tümüyle çökmüş, bir yargısız infaz yığınına döndüğünün ispatıdır.
Dava açıldıktan sonra doğal yargıç ilkesi hiçe sayılarak dizayn edilen, bu sebeple bağımsızlığı ve tarafsızlığından asla söz edilemeyecek mahkeme heyeti, bugün itibarıyla görünürde bile olsa yargılama faaliyetinden tümden vazgeçmiştir.
Bu hukuksuzluğu ifşa ediyorum. Milletimiz duysun.
Bugün hukuk tarihimizde, adalet için en utanç verici günlerden birini yaşıyoruz.
Göz göre göre, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkı gasp edildi.
Ekrem Başkanımız kendini savunmak istediğinde, salondan çıkarıldı, konuşması tamamen engellendi.
9 Mart 2026 tarihinde kendini savunmak istediğinde izin verilmemişti.
4 aydır kendini savunacağı günü bekleyen İmamoğlu’nun bir buçuk gün gibi kısa bir sürede kendini savunması isteniyor.
Kendini tüm detaylarıyla savunmak isteyen İmamoğlu’na konuşma hakkı verilmiyor. Kendisinin tam tersi beyanına rağmen “susma hakkını kullandı” denilerek savunma hakkı gasp ediliyor.
Altını çiziyoruz: Ekrem Başkanımız susma hakkını değil, en doğal vatandaşlık hakkı olan savunma hakkını kullanmak istiyor.
Okunması bile günler süren 4 bin sayfalık iddianameye, bir buçuk günde cevap verilemez.
Tutuklu geçen 476 günün ardından, kimsenin sesi böyle kısılamaz.
Cumhurbaşkanı adayımız İmamoğlu, tarihimizde düşmana bile uygulanmamış adaletsizliklere maruz bırakılıyor.
Biz tüm bu adaletsizliklere ve zulme boyun eğmedik, eğmeyeceğiz.
Yaşatılan hukuksuzlukları her yerde anlatmaya devam edeceğiz.
Pes etmeyeceğiz, yılmayacağız, mutlaka kazanacağız!
Komedyen Deniz Göktaş yurtdışından dönünce havaalanında ters kepçeyle gözaltına alındıktan sonra cumhurbaşkanına hakaret ve dini değerleri aşağılama suçlamasıyla mahkemeye sevk edilmiş ve yurtdışına kaçma şüphesi olduğu için tutuklanmış.
Mesleği komedyenlik. Adı üzerinde komiklik yapıyor. Eğer yaptığı şakalara kızıyorsanız Ona verilebilecek en büyük ceza gülmemektir, tutuklamak değil!
“Her cuma bir ayet sallıyorum, Bakara makara” diye doğrudan ayetlerle hem de siyaset yaptığını anlatmak için alay ettiği iddia edilenlerin büyükelçi yapıldığı bir ülkede kimse bana Deniz’in dini değerleri aşağıladığı için tutuklandığını söylemesin.
Deniz, beni Oxford’a davet etmişlerdi, seni de davet etmişler. Ben Silivri’de iken sen Oxford’a gitmiştin. Şimdi sen “devletimle” 😀 sorun yaşadığın için Silivri’desin.
Galiba benim Oxford’a gitme zamanım geldi:) @zaferpartisi@zpgencresmi
Deniz Göktaş'ın, kendisiyle görüşmek istememesine rağmen, Kemal Kılıçdaroğlu yanına gidip "Bir isteğin var mı?" diye sormuş. O da 'CHP'yi bi salın!" demiş.
Yani kendisi için değil de CHP için özgürlük istemiş.
Helal olsun Deniz'e...
Deniz Göktaş, Kılıçdaroğlu tarafının yalanladığı “CHP’yi salın” cümlesini söylediğini açıkladı.
• “Sabah Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim.
• Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim.
• Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti." (Fatih Altaylı)
Deniz Göktaş’ı tutuklamak nedir biliyor musunuz?
Muktedir, 86 milyonun aklıyla alay ediyor. Zeki, akıllı, üreten yurttaşına, gencine düşmanlık yapıyor. Onun için varsa yoksa dalkavuklar.
Oysa mizahın görevi budur; siyasetçiyi de, iktidarı da, muhalefeti de eleştirir.
Vatandaşın kutsalı, sandık günü çok yakın. El mi yaman bey mi yaman göreceğiz.
Son söz Deniz’e: “Neşemizi çalamazlar ya!”
Deniz Göktaş, büyük özgürlük ve adalet mücadelemize zekası ve mizahıyla omuz veren, memleketi için samimi şekilde dertlenen genç bir aydındır. Sonuna kadar yanındayız.
Zindanlar işe yaramayacak.
Halkımızın özgürce güleceği, korkmadan yaşayacağı günler gelecek.
Gencecik bir komedyen Deniz Göktaş…
Kimseyi öldürmedi, saldırmadı, hırsızlık yapmadı, milletin hakkını yemedi.
Ak Parti’nin kara düzeninde bir gösteri yaptı diye hakkında soruşturma açıldı. Ama kaçmayıp ülkesine dönen Deniz, bugün “kaçma şüphesiyle” tutuklandı.
Karşımızda, kendinden olmayana nefretle muamele eden bir rejim var. Halkın rızasından vazgeçmişler, dünyadaki tüm otoriterlerin yaptığı gibi zorbalıkla milleti sindirmeye çalışıyorlar.
Millette huzur da refah da bırakmadılar.
Deniz, bu kara düzenin mağdurlarından sadece biridir.
Ama artık bir dönüm noktasındayız.
Ya bu kara düzene kul olacağız ya da hep beraber Atatürk’ten miras Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunacağız.
“Neşemizi çalamayacaklar” Deniz…
Ya otokrasi ya demokrasi!
Komedyen Deniz Göktaş’a yönelik ters kelepçeli gözaltı uygulaması ve görüntülerin küçük düşürme maksadıyla servis edilmesi kabul edilemez.
Buradaki niyet ve propaganda çok bellidir.
Hukuksuz yöntemlerin Türkiye’nin "yeni normali" haline getirilmesine asla izin vermeyeceğiz.
Gazetecilerin, sanatçıların, bilim insanlarının, sendikacıların, sivil toplum örgütü temsilcilerinin, siyasetçilerin ve toplumun farklı kesimlerinden halkımızın fikir ve düşünce hürriyetini hedef almak kutuplaşma siyasetinin ana konusu oldu.
Beğenmediğiniz her fikrin, hoşlanmadığınız her esprinin ya da işinize gelmeyen her haberin karşısına devletin kamusal gücünü çıkartarak “toplum mühendisliği” yapmaktan vazgeçilmelidir.
Türkiye’yi sosyal medya operasyonlarıyla yönetmeye çalışan bu hukuksuz bozuk düzene karşı anayasal haklarımızı sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz.
Bunlardan Deniz Göktaş için bir yorum var mı? Özel olarak iletişime geçtilerse bilemem ama açıktan yaptıkları bir beyan hala görmedim. Ne düşünüyorlar acaba?
6 Temmuz Pazartesi günü hem sözde casusluk hem de diploma davasında 2 ayrı mahkemede yargılamam var. İBB Davası’nın hakimi ise aynı gün benim İBB Davası’nda savunma yapmamı istiyor. Üstelik daha önce en son savunma yapmamı kabul ettiği halde.
Bir insan aynı gün 3 ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken mahkeme başkanının 9 Temmuz’da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür.
Neden 9 Temmuz ısrarı?
Bu ani kararın sebebi ne?
3 eylemi olan sanıklar 1 tam gün savunma yaparken, 142 eylemden suçladıkları Ekrem İmamoğlu’nun savunması neden kısıtlanıyor?
Bu soruların yanıtı yok. 9 Temmuz sonrası Türkiye’de ne olacak?
Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisi nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında bugün yurtdışından dönüşünde İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındı.
Gösteride yer alan içeriklerle ilgili CİMER’e aynı konuda 185 başvuru yapıldığı ve bu başvuruların değerlendirilmesi sonucunda, Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesindeki “halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılama” suçlamasıyla soruşturma açıldığı belirtildi.
İfade özgürlüğü, sadece herkesin alkışladığı sözler için değil, tartışma yaratan sözler için de vardır.
185 şikayet nedir arkadaş !
Yurt dışında olmasına ve hakkındaki soruşturmayı bilmesine rağmen geldi.
Tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu, Mahkeme başkanının 9 Temmuz’un mahkeme için son tarih demesi sonrasında:
• "Neden 9 Temmuz ısrarı? Bu ani kararın sebebi ne? 3 eylemi olan sanıklar bir tam gün savunma yaparken, 142 eylemden suçladıkları Ekrem İmamoğlu’nun savunması neden kısıtlanıyor? Bu soruların yanıtı yok. 9 Temmuz sonrası Türkiye’de ne olacak?
• 6 Temmuz Pazartesi günü hem sözde casusluk hem de diploma davasında iki ayrı mahkemede yargılamam var. İBB Davası’nın hakimi ise aynı gün benim İBB Davası’nda savunma yapmamı istiyor.
• Üstelik daha önce en son savunma yapmamı kabul ettiği halde. Bir insan aynı gün 3 ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken Mahkeme Başkanı'nın 9 Temmuz’da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür.
2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı sevgi ve rahmetle andık.
33 yıldır Madımak’ta yanan ateş, ancak adaletle, eşitlikle söner.
Madımak’ta insanlığa karşı suç işlenmiştir. Bu suçun zaman aşımı olmaz.
Madımak resmen Utanç Müzesi, 2 Temmuz da resmen Utanç Günü olana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
#unutMADIMAKlımda