“Partide görevi yok” denilen kişi benim de eklendiğim ve olay sonrası apar topar çıkarıldığım CHP Basın Sözcüsü grubunun yöneticisiydi.
Zaten ziyaretçi yasağı olan bir günde genel merkeze başka nasıl girebilirdi?
Gazetecilere her saldıran, gazeteciliği her karalamaya çalışan;
gerçek gazeteciler karşısında hep böyle duvarlara bakacak...
Bekleyecek... Ama o asansör hiç gelmeyecek...
Bu tosuncuk Doğa Hüseyin Doğan... Butlan sözcüsü Müslim Sarı'nın danışmanı. Bu herif, Gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu'na kirli bir ithamda bulundu. Sarı bunun için 'resmi bir görevi yok' dedi. Ali Haydar Fırat ise "Orada bulunan bir kişi" diyor. İyi de elindeki o evraklar ne bunun...
Ankara
Bugün Ankara sokaklarına renk katmaya devam ediyor ve LGBTİ+lar olarak sesleniyoruz: Yok saydığınız, kriminalize ettiğiniz, nefret politikalarıyla hedef gösterdiğiniz yaşamlarımızdan vazgeçmiyoruz!
Bulunduğumuz her alanda inatla var olmaya devam ediyoruz! 12. Yargı Paketi ile bedenlerimiz, varoluşumuz üzerinden kurmaya çalıştığınız ablukayı onurumuzla dağıtacağız! Onur Ayında mücadeleyi büyütüyoruz! Ummadık yerden çıkacağız, bekleyin geliyoruz! 🏳️🌈🏳️⚧️
Sayın Özgür Özel’in hatalarından biri @kilicdarogluk için kemal bey demesi. Bey ne ya?! Ne beyi. Şey de, o adam de, muğlak butlan de, kayyum de, masa de, sehpa de. Bey ne ya! Hiç yakışmıyor sayın @eczozgurozel
🟥 BUTLAN SÖZCÜSÜNDEN 'İHRAÇ EDEBİLİYORUZ AMA İSTİFALARI KABUL EDEMİYORUZ' AÇIKLAMASI
Müslim Sarı:
💬 "Biz Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin yetkilendirmesiyle göreve geldik"
💬 "İstifaların ya da görevi kabul etme/etmeme durumlarının da ilgili idare tarafından değerlendirilmesi gerekiyor"
Kemal Kılıçdaroğlu'nun MYK'sında Parti Sözcüsü olarak görev yapan Müslim Sarı'nın basın toplantısının ardından gazetecilerle sohbet ettiği sırada, Sarı'nın danışmanı olduğu belirtilen bir kişi, gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu'nu "sarı zarf almakla" itham etti
CHP Genel Merkezi'nde bulunan gazeteciler ise bu sözlere, "Biz birbirimizi tanıyoruz, siz kimsiniz?" diyerek tepki gösterdi
📢 Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminde CHP Basın Sözcüsü olarak görev yapan Müslim Sarı’nın danışmanı olduğu belirtilen bir kişi, gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu'nu "sarı zarf almakla" itham etti
📌 Gazeteciler, “Biz birbirimizi tanıyoruz, siz kimsiniz?" diyerek tepki gösterdi
📌 Yazıcıoğlu, basın toplantısında Sarı'ya İBB davası, çıplak arama ve ihraç sürecine dair sorular yöneltmişti
Uyuşturucu operasyonunda AKP'li Turgut Altınok'un damadı Efe Bezci de gözaltında: Erdoğan ve Bahçeli ile fotoğrafları ortaya çıktı
https://t.co/qiICY0efQj
🗣️ “0551 354 82 83, Ankara Emniyeti’nin numarası mı?”
👉 EMEP Milletvekili Sevda Karaca, NATO Zirvesi öncesinde gençlerin ailelerinin polis tarafından aranarak korku atmosferi yaratılmaya çalışıldığını açıkladı.
https://t.co/mNWHoEyxvy
Gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu çıkışta Müslim Sarı’ya soru soruyordu. Sarı’nın yardımcılarından biri “zarf alıyorsunuz” gibi bir cümle kuruyor. Gazeteciler "Burası CHP'mi başka bir parti mi?" diyor.
Sezgin Tanrıkulu: "Çıplak arama bu iktidarın utancıdır, sabıkasıdır. Israrla reddediyorlar ama her gün karşımıza bir olayda, bir yargılamada çıplak arama utancı çıkıyor."
CHP’de genel başkanlığın parayla satın alındığını söyleyen eski başsavcı Mehmet Demir, gazeteci Ali Tarakçı’nın soruları üzerine canlı yayında çıldırdı.
Bir kadın, mahkeme önünde, herkesin gözünün içine baka baka gözaltında çıplak aramaya maruz kaldığını dehşet verici ayrıntılarla anlatıyor. İstanbul Emniyeti'nin buna cevabı: "Mevzuata aykırı bir şey yok."
Peki soruyorum:
Bir insan gözaltında çıplak aramaya maruz bırakıldığını iddia ettiğinde devletin görevi; gerçeği ortaya çıkarmak mıdır, yoksa meseleyi bir basın açıklamasıyla kapatmaya çalışmak mıdır?
O gün gözaltında kimler görev yaptı? İddialarla ilgili herhangi bir inceleme veya soruşturma başlatıldı mı? Arama işlemlerine ilişkin kayıt ve tutanaklar nerededir?
Kamuoyunun beklediği şey, birkaç satırlık bir yalanlama değil; olayın bütün yönleriyle aydınlatılmasıdır.
Üstelik açıklama, mahkemede dile getirilen somut iddialara cevap da vermemektedir. Bir kişinin iç çamaşırını çıkarmasının istendiği, çömelmeye ve bedenini teşhir etmeye zorlandığı yönündeki beyanlar doğru mudur, değil midir?
Kamuoyunun bilmek istediği budur.
İnsan onuru devletin takdirine bırakılmış bir mesele değildir. Anayasa'nın ve uluslararası hukukun koruması altındadır. İşkence ve kötü muamele yasağının istisnası yoktur.
Devletin görevi vatandaşını aşağılayıcı muameleden korumaktır.
Bu nedenle yapılması gereken şey savunmaya geçmek değil, iddiaları etkin ve şeffaf biçimde soruşturmaktır.