Şu memlekette Pepuza keşfedildi zerre haber olmadı, ama İznik Konsili'nin toplandığı kilise bulundu diye halleniyor mümtaz basınımız. Neden? Çünkü Pepuza Uşak'ta. Bu Uşak ne yaptı size ya hu? :)
LGS açıklanmış. 452 birinci var. Onbinlercesi sonuncu. Okuduğu sıradan metinleri anlayamayan kaç kişi girdi kimbilir.
Anlamak değil çözmek üzerine kurulu saçma sapan bir sistem. Sürat felakettir lafının canlı formu.
11 ay?
Kim telafi edecek?
Kim özür dileyecek veya en azından hicap duyacak?
Bu durumlar, toplum olarak kendimize yaptığımız kötülük; topluca bu hayatı değerlerden yoksun ve “insansız” hale getirişimiz…
Adaletsizlik tam bu…
Kişi kültü üzerine kafa yormak lazım. En önemli tıkanıklığın bu konuda yaşandığını düşünüyorum. Kürt hareketi bugüne kadar ayakta kaldıysa tüm hatalara rağmen dağılmayarak bunu başardı. Bir noktadan sonra bir arada durma varoluşun zorunluluğu haline geldi, ihanet olsa bile.
Keşke Kürt medyasının tek sorunu antidemokratik olması olsaydı. Asıl sorunu, büyük bir beceriksizlik sarmalına da hapsolmuş olmasıdır. Kürt medyası sadece antidemokratik değil, bir o kadar ciddi bir liyakat ve yetkinlik sorunu da yaşamakta...
Slogan gazeteciliğin sonuçları ortada
Ne güzel…
Önce Twitter’daki bütün paylaşımlarını siler sonra da hesabını kapatır! Film çekimleri biter bitmez geri döner; fragmanlar, reklamlar, şakalar, kahkahalar… Sonra da o meşhur alt perdeden, sözde empatik sesiyle birkaç cümle kurar, “neydi o çocuğun adı Deniz miydi.. Severim ben Deniz’i yanlış yaptılar çocuğa.. Ama çocuk da yanlış yapmış” (burda gülüyor) ….
Bakın kimse Cem Yılmaz’dan adliye önünde pankart açmasını, miting meydanlarında slogan atmasını beklemiyor! Beklenen tek şey, mesleğini yaptığı için hedef alınan bir meslektaşına iki cümleyle sahip çıkmasıydı.. Ama belli ki keyfini kaçırmaya değmiyor! Bu toplumun sevgisiyle, ilgisiyle milyon dolarlar kazanacaksın, bütün itibarını bu ülkeden devşireceksin, ama memleketin en temel meselelerinde tek kelime etmeyeceksin! Madem hayat tercihin “apolitik” kalmak, yarın bir gün yaptığın bir şaka yüzünden seni de hedef aldıklarında kimseden yardım beklemeyeceksin! Bu ülkede Müjdat Gezen, Ferhan Şensoy, Levent Kırca, Tarık Akan, Selda Bağcan, Edip Akbayram, Cahit Berkay, Kadir İnanır gibi sanatçılar, bedel ödemeyi göze alarak yaşadılar! Müjdat Gezen hala Silivri’de genç insanların davalarını takip ediyor! Sen ise meslektaşının mesleğini yaptığı için yaşadığı hukuki sürece dair iki cümle kurmaktan bile imtina ediyorsun!
Neden?
Çünkü korkaksın! Çünkü omurgasızsın! Bu omurgasız terimini de kötü algılama, hani solucan, sülük, asalak gibi demek istiyorum! Sadece sen değil; başta Yılmaz Erdogan, Ata Demirer, Şahan Gökbakar, Okan Bayülgen, Beyazıt Öztürk, Hasan Can Kaya…. hepiniz cidden beş para etmeyen, gencecik bi meslektaşlarına destek olmaktan aciz rezalet insanlarsınız!
Bu istifalar, Ankara Tabip Odası seçim süreçlerinde ,
“birbirinizden farklı değilsiniz niye birleşmiyorsunuz” diye sitem edenlere cevap olmuş.
Aslında hiç ummadığım kadar sert geçen o süreçte aradaki farkı iyice kavradım
EDTTB , Meslek Odası meselesine odaklanıyor ama siyaset yapmakla suçlanıyor
TOİ ise memleketin kurulu düzenine ayak uyduran siyaseti (doğrusu iyi de yapıyor!)yaparak Meslek Odası yönetmek istiyor
Arada dağlar kadar fark var yani
Meslek Odası yönetmek isteyen, seçenin iradesine, karma liste yapmasına saygı duyar ve seçilmişken istifa etmez
Göreviniz diploma vermekse verirsiniz, başka şey yapamazsınız (Kant). Zorla el sıkışamazsınız, diğer el sizin değil; fotoğraf çekinemezsiniz, dokunamazsınız, kişinin bedeni, yüzü kendine aittir, size değil. (TCK) “Törene gelen el sıkar, foto verir” diye onam alsanız bile, olmaz.
Geçen yıl 14 Mart Tıp Bayramı haftası kapsamında hekimler için bir gösteri yapan, gösterinin tüm gelirini İstanbul Tabip Odası burs fonuna bağışlayan dostumuz Deniz Göktaş'ın gözaltına alındığını endişeyle öğrendik.
İfade özgürlüğü ve güven duygusu sağlıklı bir toplumun olmazsa olmazıdır. Deniz Göktaş derhâl serbest bırakılmalıdır.
Bunun altına fallik not koyan zavallıcıklar
Keşke gülmeyi, neşeyi, vatanı, sevmeyi bilebilseniz demeyeceğim
Hastalanınca tirtitreyen zavallıcıklar
İyi insanlar sayesinde nefes alanlar
Deniz gibi olun