Bak Cüneyt, programında sürekli küçümsediğin, alay ettiğin, “Kim ki o ?” dediğin Hayko Cepkin’in sana kim olduğunu bir anlatayım.
Hayko, birçok kişinin aksine devlete sırtını yaslayarak, devletin sağladığı ayrıcalıklarla büyümedi. Tam tersine, devletin ve toplumun önüne koyduğu bütün zorluklara rağmen büyüdü. Ve bütün bunlara rağmen tek bir gün bile mağdur edebiyatı yapmadı.
Mesela 1970’lerde bir memur ya da asker ailesinin sunduğu imkânlarla yetişmedi. Sakın bana “Memur çocuğuyduk, çok zordu.” masalları anlatma. O dönemde “Memura, askere ver kızını, rahat eder.” sözü boşuna söylenmiyordu. O yılların imkanlarını bugünün gençlerine fakirlik hikayesi diye anlatabilirsin ama o dönemi yaşayan bizler memur çocuğu edebiyatını yemeyiz.
Hayko torpille kolejlere girmedi. Tanıdıklarını devreye sokup kendine kapılar açtırmadı. İnsanların omzuna basarak kariyer kurmadı. Kimseyi satmadı, kimsenin arkasından iş çevirmedi, plaza entrikalarıyla yükselmedi.
Hak ettiği yere yalnızca hak ederek geldi.
Üstelik hayata birçok kişiden daha geride başladı. Bu ülkede Ermeni olmak zaten başlı başına bir önyargıyla mücadele etmek demekken. Bunun üzerine bir de demir ustasının oğlu, yoksul bir işçi ailesinin çocuğu olarak büyüdü. Güçlü bir çevresi yoktu. Siyasi bağlantıları yoktu. Arkasında onu itecek, önüne kapılar açacak kimsesi de yoktu.
Ama vazgeçmedi.
“Müzisyen olmak zor, bir de Ermeni’sin; senin işin daha da zor.” diyenlere rağmen yılmadı. Önüne çıkan her engeli çalışarak, sabrederek ve sebat ederek aştı.
Kendini senin gibiler gibi birilerine yaslayarak var etmedi.
Kendini kendi elleriyle, kendi aklıyla ve yıllar süren emeğiyle, ilmik ilmik örerek var etti.
Doğduğu coğrafyanın ve kökeninin önüne koyduğu her eksiyi emeğiyle, aklıyla ve koca yüreğiyle artıya çevirdi.
Daha da önemlisi, yükselirken kimsenin üzerine basmadı. Birilerini ezerek değil, yanındakileri de yanında taşıyarak yükseldi. Birlikte yürüdüğü insanları da kendisiyle birlikte yukarı çıkardı. Kimseyi yarı yolda bırakmadı. Kimsenin sırtından geçinmedi. Kimseyi sırtından bıçaklamadı.
Kimseyi hedef göstererek prim kasmadı.
Kimseye yalakalık yaparak makam elde etmedi.
Üç kuruş uğruna omurgasını satmadı.
İşte tam da bu yüzden Hayko Cepkin bu ülkede senden daha çok seviliyor, daha çok saygı görüyor.
Çünkü insanlar birileri sayesinde büyüyenleri değil, karakteriyle büyüyenleri unutmaz.
Kısacası sen, başkalarının sayesinde oluşturduğun imajın arkasında her geçen gün biraz daha küçülürken, Hayko kendi emeğiyle kurduğu imajın arkasında her geçen gün biraz daha devleşiyor.
O yüzden bir dahaki sefere “Hayko kim ki?” diye sormadan önce iki kere değil, bin kere düşün.
Çünkü bazı insanlar yaşarken unutulur.
Bazıları ise yaşarken iz bırakır, öldükten sonra da yaşamaya devam eder.
Aranızdaki fark tam da bu.
Sen yaşarken unutulacak olan adamsın Cüneyt.
Şimdi anladın mı Hayko Cepkin kim ? @cuneytozdemir@HAYKOCPQN@mayrukcouture
@cuneytozdemir Ergen misiniz? İnsanları zan altında bırakarak yazılar yazıyor, onları hiç yoktan yere suçluyorsunuz. Kendiniz çok ki doğrusunuz da @HAYKOCPQN ‘e laf ediyorsunuz. Ayrıca @HAYKOCPQN ne demiş ki sizi bu kadar bozmuş ? Medya önünde şov yapmanıza gerek yoktu.
Ahlaksızlığın toplumun geneline yayılmış olmadığı, fakat hayatın çekilmez hale gelmesi için on kişiden birinin ahlaksız olmasının yeterli olduğu yönündeki tespitim için bkz:
Ermeni bir Türk vatandaşı Daron Acemoğlu Nobel ödülünü aldı. Ne mutlu, ne güzel . Ama “kredi kartına 750 tl ödemek istemeyenler Ermenidir” diye Ermeniler aşağılandı aşağılandı dün!
Ölümü doğal kabul ederim
ama bazı ölülerin ardından ağlarım.
Annem babam öldü, elbet ağladım.
Levent Kırca öldü ağladım;
aradan bir yıl geçti,
bir sabah uyandım;
ölüm daha çok dank etti kafama,
bir sabah uyandım,
hüngür hüngür ağladım.
Ayberk Atilla abim öldü, ona yakışır şekilde zarif ağladım.
Rasim Abim, Öztekin öldü.
Bir kafedeydik, ben ağladım, eski eşim, kızımın annesi Çiğdem ağladı, ben ağladım.
Ferhan Şensoy öldü, yine bir kafedeydik. Ben ağladım Çiğdem ağladı.
Şimdi Özkan Uğur öldü, hiç tanımıyordum ama ağlıyorum.
Şu yaz sıcağında,
üstüm çıplak balkonda,
komşulara ayıp olacak belki ama,
beni Kastamonu’ya götürecek bir araç beklerken ben,
Ağlıyorum.
Belki gençliğime ağlıyorum.
Belki 40 hükümet görmüş bir dik duruş öldü ona ağlıyorum.
Bilmiyorum.
Ama tekrar ediyorum;
Ölür ise ten ölür
Canlar ölesi değil.
#ÖzkanUğur
Mesele çok da karmaşık değil aslında. Irk dil din milliyet değil insanları ayıran. İnsanlar basitçe ikiye ayrılıyor. İyi insanlar ve kötü insanlar. Twitter ve siyaset sahnesi moralinizi bozmasın. İyi insanlar hala çoğunlukta.
"Hepimiz Ermeniyiz" sözünü Türklüğe hakaret saydınız. Ermeni, Yahudi sözünü küfür olarak kullandınız. Bir gece ansızın gelebiliriz dediğiniz Yunanistan bir sabah ansızın imdadımıza yetişti. Duvarlara "hepimiz Türküz" diye yazdı.
Hiç utandınız mı?
Adam çıkmış "Rabbim bize bir daha böyle deprem yaşatmasın" diyor. Yaşatıyor kardeşim, milyonlarca yıldır yaşatıyor. Olayın, Rabbinle veya başka bir tanrıyla alakası yok. Depremler mutlaka yine olacak. Bilimsel gerçekleri göz ardı edersen aynı felaketi yaşamaya devam edeceksin...
Can kurtaracaklarına, ölümüze de dirimize de sela okuyorlar, devletteki liyakat kavramını ağacın kurdu gibi içerden içerden kemirdiler, çökmesi kaçınılmazdı, altında kaldığımız enkaz bu aslında…
Yıl: 1978 Zaman bize şunu gösteriyor;
Eskiden çekim kalitesi düşük, insan kalitesi yüksekmiş. Şimdinin çekim kalitesi yüksek, insan kalitesi düşük... https://t.co/zUr61x3cs4
Biricik çalışma arkadaşımız, belediyemizin gülen yüzü, meleği Ari Şen’i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Biz seni çok sevdik Ari, hepimizin kalbinde öyle doldurulmaz bir yerin vardı ki… Işıklar içinde uyu güzel evladım…